Genel Başkan Namık Kemal Zeybek’in İzmir İl Kongresi’nde yaptığı konuşma: (27.11.2011)
“Başbakanın devlet adamlığı sıfır”
“Bismillah diyerek sözlerime başlıyorum ve Kongremizin hayırlar getirmesini, uğurlar getirmesini, verimler getirmesini, yeni işler getirmesini bekliyorum.
Değerli Genel Başkanım,(Yıldırım Avcı’ya hitaben) tabii siz de Genel Başkansınız. Sizi saygıyla selamlıyorum. Değerli dava arkadaşlarım hepinizi yüreğimle selamlıyorum ve sizi seviyorum. Siz de milletimizi seviyorsunuz ve milletimizi seviyoruz. Biz milletimiz için mücadele ediyoruz.
Bizden önce bu mücadeleyi yapmış değerli büyüklerimizin huzurunda manevi huzurunda sizin adınıza Genel Başkanınız olarak eğilmeyi de bir görev sayıyorum. Allah onlardan razı olsun. Ötelere intikal edenlerin mekan-ı cennet olsun. Yaşayanlara uzun ve güzel bir ömür nasip eylesin, diye dua ediyorum.
Bülent diye bir arkadaş var, Başbakan Yardımcısı Arınç mı, Erinç mi. Ben televizyona çıkıyorum, televizyonda; ‘‘siz ülkeyi satıyorsunuz, siz ülkeyi yıkıyorsunuz, siz ülkeyi mahvediyorsunuz, siz ülkeyi savaşa sokuyorsunuz’ diyorum. Benden sonra çıkan sözcüleri, “sen de Anavatan Partisi’ni yıkıyorsun. Binasını yıkıyorsun.” Böyle bir şey var mı? Memleketi yıkıyorsunuz siz bir cevap verin bana.. Bu sözlere cevap olarak, ‘sen de Anavatan Partisi’nin binasını yıkıyorsun’ dersen, senin ciddiyetin olur mu? Memleketin halini anlamak için de bunların bu durumlarını görmek yeter.
Değerli arkadaşlarım şimdi burada televizyoncular, gazeteciler de var, gazeteciler içinde benim dostlarım, benim meslektaşlarım var. Benim bir mesleğim de gazetecilik ve televizyonculuktur. Onlar aracılığı ile bugünkü iktidar ve Sayın RTE’ye soruyorum. Zor bir soru değil. Basit bir soru soruyorum.
“Bir tane Alevi Vali var mı?”
Diyorum ki, Sayın Başbakan Türkiye’de milyonlarca Alevi var. Bunlar içinde bir tane Alevi Vali var mı? Var. Bir tane vali vardı O’nu da görevden aldılar. Danıştay kararıyla döndü, sonra valiliği bıraktı. Bir tek kişi var mı ki Alevi kökenli olup da, herhangi bir makamda olan var mı? Mesela genel müdür, müsteşar ya da şube müdürü olarak bildiğiniz bir tek kişi var mı? Ben size söylüyorum; yok.
“Başbakan, başrol oynardı”
Sayın Başbakan, bir konuşma yaptı Cumhuriyet tarihimizin maalesef en tuhaf günlerinden birisi oldu o gün. Başbakan tuttu kapanmış bir yarayı kanattı. Hiç kuşkum yok dersimi konuşmak lazımsa Dersim de aynı maharetle ve aynı başarıyla yapabilir ve yapacaktır da göreceksiniz. Sayın Başbakanı bir taraftan takdir ediyorum ve diyorum ki evet mesela siyasete girmeseydi de film yapsaydı o filmde de başrol oynardı.
Evet, şimdi durup dururken bu ne? Niye bunu yapıyor? Değerli dava arkadaşlarım.
“Atatürk’ü zihinlerden yok etme projeleri var”
Bir proje var, bir plan var. O projenin çok bedeli var. Onlardan birisini oynadı. Sahne şu, Türkiye Cumhuriyeti’nin, onlar adına Atatürk’ü zihinlerden yok etmek. Bu ülkenin bütün halkını, herkesi Atatürk’e düşman etmek için ve bu yolla Cumhuriyetimizi ortadan kaldırmak için ne mümkünse yapılıyor. Ve bunu onlar yapmıyorlar, bunu sadece oynuyorlar, senaryo başka yerde yapılıyor ve bu artistler bu senaryoyu oynuyor. Başka hiçbir anlamı yok. Durup dururken Dersim’i kanatmanın, yıllar önce yaşanmış olan bir olayı ortaya getirmenin sonra da haddini, hududunu ve çizgisini aşarak ‘özür diliyorum’ demenin ne manası var. Kim inanır senin samimiyetine? Bir tek Alevileri de Atatürk’ten ötürü cumhuriyetten koparmak. Bu uygulanıyor. Bunu herkes söylüyor. Herkes biliyor. Ama neden ifade edilmiyor.
Değerli arkadaşlar bu planlar adım adım biliniyor. Neden bu yapılıyor? Amaç ne? Türkiye Cumhuriyeti neden dönüştürülmek isteniyor? Çünkü dönüştürülmüş olan Türkiye Cumhuriyetinde bölgenin dönüştürülmesine hizmet ediliyor. Büyük Ortadoğu projesi denilen bu cinayetler, bu katliamlar, bölgesine hizmetkâr olmak için, eşbaşkan olmak için bu işleri yapıyor. Bütün bu işler bunun için yapılıyor.
“Abdülmecit’i anmak bunlara yakışır”
Evet, çok değerli dava arkadaşlarım, yıllardan beri feryat ediyorum, söylüyorum. Diyorum ki, tarih tekerrür ediyor. Vaktiyle büyük bir imparatorluğumuz vardı. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük imparatorluktur Osmanlı Devleti. Ve Osmanlı son zamanlarında batıya, batı kapitalizmine, batı emperyalizmine teslim olmanın sembolü olan padişah kim diye sorsalar, Abdülmecit’i derim. Abdülmecit, ekonomi adına ne varsa hepsini yok eden ve sonunda dış borç almak zorunda kalan bir padişahtır.
Şimdi böyle bir kişiyi tutuyorlar, koskoca 600 asırlık Osmanlı tarihinde anmak için bula bula Abdülmecit’i buluyorlar. Doğrusu çok yakışır kendilerine. Çok yakışır.
Şimdi, ikinci bir şâhısı anmak istiyorum. Çünkü onun çok olumlu yanları da var. Hizmetleri de var. Almanlar kendisini kandırıldılar. Osmanlı’yı savaşa soktu. Osmanlıyı savaşa soktuğu zaman bir gemi vardı, Yavuz ve Midilli adını alan. O gemilerin yanına birkaç asker koyarak gönderdiler ve Rusya’yı bombaladılar, Ruslarla böylece hiç ilgimiz olmayan bir savaşa girdik ve bir İmparatorluk böyle dağıtıldı ama bu savaşa niye girdik bunun hesabını hiç kimse vermedi. O zaman Türkiye’yi Almanlar, Enver Paşayı öylesine şişirdiler ve şımarttılar ki, Türkiye’nin adı Enverland oldu. Şimdi de Türkiye’nin adı Tayyipland haline getirildi. Oyun aynı oyun.
“Cahiller Türkiye’yi savaşa sokuyorlar.”
Değerli arkadaşlar, değerli milletim uyan kendine gel, aynı oyun oynanıyor. O zaman o iki gemiyle Türkiye savaşa sokuldu Osmanlı İmparatorluğu böyle dağıtıldı, başka türlü dağıtılamazdı. Şimdi de Türkiye maalesef bir savaşa sokuluyor. Nasıl anlatmalıyım ben bunu nasıl anlatmalıyım. Savaşa sokuyorlar bu cahiller Türkiye’yi savaşa sokuyorlar. Televizyonlarda söyleyip duruyorum yapmayın diye. Suriye size ne yaptı? Bir takım yalanlarla, bir takım masallarla kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyor. Ne söylüyorlar? Halkını öldüren bir rejim gitmelidir. Peki Suudi Arabistan’dan niye bahsetmiyorsun?
“Türkiye’de yaşayan insanlar, Çekoslovakya’da yaşayan insanlar kadar duyarlı olun.”
Günlerden beri, şu radarları Malatya^ya koymayın dedim. Yine sesleniyorum, Türkiye’de yaşayan insanlar, Çekoslovakya’da yaşayan insanlar kadar duyarlı olun. Bizim görevimizdir bu. Şunu söylüyorum o radarların görevi İran’ın füzelerini işe yaramaz hale getirmektir. Yarın İran’a saldırı olduğu zaman, İran kendini savunmak için kendi füzelerini harekete geçirdiği anda biz haber vereceğiz ve İran’ın füzelerini havadan yok edecekler. Ama İran eğer Türkiye’yi vurmak isterse bu radarlar görev yapamayacaklar. Dolayısıyla Türkiye’yi koruyoruz sözü yalandır, yalandır, yalandır. Yalan söylüyorsunuz, bunu söyleyen yalancıdır. Yine söylüyorum, yalan söylüyorsunuz. Hadi verin mahkemeye beni. Size yalancı diyorum. Yalan söylüyorsunuz. Söylediğiniz doğru değil.
“Benim örnek aldığım insan Mustafa Kemal Atatürk’dür.”
Peki İran neden bu kadar seni dertlendiriyor ey Namık Kemal Zeybek diye aklınıza bir soru gelebilir. Bütün insanlık beni dertlendiriyor da, ben hergün okuyorum, tarihin içinde yaşıyorum. Çünkü benim örnek aldığım insan Mustafa Kemal Atatürk. 3 bin 800 kitap okudu ve tarih kitabıydı onların. O yüzden her yaptığını doğru yaptı. O yüzden doğru yaptı ve başardı. Tarih bilmeden devlet adamlığı olmaz.
“Aylardan beri feryat ediyorum.”
Şimdi bugün İran’ın devrim muhafızları komutanları açıklama yapıyor. Diyor ki, ‘eğer İran’a saldırı yapılırsa ilk hedefimiz Malatya.’ Ben aylardan beri feryat ediyorum. İran’ın Devrim Muhafızları Komutanı bugün söylüyor. Açık ve net söylüyor. Çünkü başka bir yolu yok. Malatya’yı vurmazsa, Kürecik’i vurmazsa kendisinin füzeleri işe yaramaz hale gelecek.
Hani bütün komşularımızla sorun olmadan yaşayacaktık. Bunların siyasetleri her anlamda iflas etmiştir, değerli kardeşlerim.
“Başbakanın devlet adamlığı sıfır”
Mesela Başbakan Mayıs ayında bir konuşma yaptı. ‘Bedelli askerlik asla söz konusu olmaz. Böyle bir şey eğer gündeme gelirse biz halk oylamasına gideriz’ dedi. Sayın Başbakan şimdi tam tersini yapıyor. Çünkü Başbakan artist. Öyle de konuşur böyle de konuşur. Ne yazıldıysa onu söyler, onu oynar. Ben öğretmenlik de yaptım. Eğer ona not verecek olsaydım Devlet adamlığından sıfır verirdim; ama siyaset adamlığına 100 verirdim. Bu siyaset değil; politika.
“Ülkenin başına bela olmuş bir iktidarla karşı karşıyayız”
Yani siyasette demagoji ile netice aldıklarını zannedenler, ülkenin başına bela olur. Dolayısıyla ülkenin başına bela olmuş bir iktidarla karşı karşıyayız değerli kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım. Değerli vatandaşlarım. Değerli insanlar. Evet. Bunlara verilen görev bu. Yani hiçbirşey görev dışı değil. Dış siyasette aldıkları görev bu, gereğini yapıyorlar. Türk tarımı yok edildi. Sanayi yok ediliyor yabancı satılarak yok ediliyor. Yabancıların kolaylıkla ülkeyi kolayca istila etmesi için. Yapılan burada. Değerli arkadaşlar.
“Yapay gündem maddeleri yaratıyor”
Dolayısıyla iç siyasette iflas etmiş, dış siyasette iflas etmiş, ekonomiyi de iflas etme noktasına getiren bu iktidar ortaya bir takım yapay gündem maddeleri atıyor. Asıl yaptığı tek şey arka arkaya gelen zamlar. Yaptığı şey arka arkaya zamlar geliyor. Ve söylediği şu diyor ki: ‘Zam yapmasaydık, Yunanistan gibi olacaktık’ diyor. Demek ki Yunanistan gibi olmamıza bir zamlık mesafe kalmış. Bu doğru. Zamlarla cari açıktan kurtulmaya çalışıyor. ‘Niye zam yaptın’ dendiğinde, ‘Biz eşeğimizi sağlam kazığa bağladık’ diyor. Bende sordum hangi sağlam kazığa bağladın Sayın Başbakan? Millete sapladığın kazığa mı bağladın? Sonra eşek deyince aklıma başka bir söz geldi. ÇUŞ, ÇUŞ, ÇUŞ. ÇUŞ derken yani Çok Uluslu Şirketler (ÇUŞ) demek istiyorum. Evet, sen eşeklerini zaten Çok Uluslu Şirketlere bağlamış durumdasın. Bu büyük bir bela. İnşallah, Türkiye’yi bu büyük beladan kurtaracak olan Demokrat Parti var.
“Siz davanıza ve partinize inanıyorsunuz.”
Demokrat Parti dipdiri, capcanlı Partisine sahip çıkmaya devam ediyor. Değerli kardeşler bunu size bütün yüreğimle söylüyorum, eğer Türkiye’de Demokrat Parti adına sahip olacak kimse olmasa bile, ben şu salında bulunan insanlarla bu partiyi iktidara taşıyabileceğimizi biliyorum. Evet, sizin imanınız. Sizin yüreğinizle. Siz gelip burada oturuyorsunuz. Siz de gidip kendinizi başkaları gibi bir post kapabilirdiniz. Hayır bunu yapmadınız. Çünkü siz Türk milletine inanıyorsunuz. Çünkü siz davanıza ve partinize inanıyorsunuz.
Böyle bir inanç topluluğu ile inançlı insanlarla dağlar devrilir; AKP’yi devirmeyeceğiz. İnşallah güçlerimizi birleştireceğiz. Güçlerimizi ortaya koyduk. Bizdeki projeler hiçbir siyasi partinin ucundan bile geçemez.
Mezhebiniz ne olursa olsun, anadiliniz ne olursa olsun, hepimiz bir kelimede ve bir kavramda birleştik. Dünyanın yarısını gezmiş bir insan olarak söylüyorum. Söylüyorum. Bizim milletimiz gibi geleneklerine sahip hiçbir millet yoktur.
Yaşasın Türkiye. Yaşasın Ne mutlu Türk’üm diyene.