Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsızlığı ile ilgili kamuoyuna bilgi verilmesini istedi.
“Bu ülkede iki Başbakan yok…”
“Sayın Başbakanın hastalığı nedir? Bu hastalık devletin bekasını etkileyecek ve ülkenin yönetimini aksatacak ölçüde ciddi midir? Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır içinde olmamak kamu yararının gerektirdiği hallerden biridir."
“Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kuruluna
başkanlık etmeyi düşünmüyor mu?"
“Bu ülkede iki Başbakan yok. Sayın Başbakan, hastalandığında Bakanlar Kurulu toplanamıyor. Çok sayıda Başbakan Yardımcılarından biri tarafından yönetilemez mi? Sayın Başbakan, Yardımcılarına güvenmiyor mu? Hastalığı süresince AKP Meclis grup toplantıları da yapılamıyor. AKP Genel Başkan Yardımcılarından biri gruba başkanlık yapamaz mı? Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesi de Anayasa hükmüdür”
(DP Basın Merkezi- 15 Şubat 2012) Sağlık İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsızlığı ile ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilmesini istedi.
“Bu ülkede iki Başbakan yok” diyen Dr Nuran Talu, “Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır içinde olmamak kamu yararının gerektirdiği hallerden biridir. “ diye konuştu.
“Başbakanın hastalığı ciddi midir?”
Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:
“Geçirdiği ameliyat nedeniyle, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun diyor ve acil şifalar diliyorum.
Bir yandan da, günlerdir, aylardır sade bir Türk vatandaşı olarak Başbakanlıktan, Sayın Başbakanın hastalığı ve geçirdiği ameliyatların nedenleri hakkında resmi ve ayrıntılı bir açıklama bekliyorum.
Sayın Başbakanın hastalığı nedir? Bu hastalık devletin bekasını etkileyecek ve ülkenin yönetimini aksatacak ölçüde ciddi midir?
Bu ülkede iki Başbakan yok. Sayın Başbakan, hastalandığında Bakanlar Kurulu toplanamıyor. Hükümetin çalışmalarında, rutinin bozulmasının nedenleri hakkında vatandaşları bilgilendirmek, demokratik ve iyi yönetilen bir ülkede olması gereken değil midir? Üstelik ülkenin huzurunun Sayın Başbakanın sağlığı hakkındaki şüpheler ve dedikodularla bozulamayacak kadar önemli ve kaotik bir dönemden geçerken…
“Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kuruluna
başkanlık etmeyi düşünmüyor mu?
Bakanlar Kurulu, çok sayıda Başbakan Yardımcılarından biri tarafından yönetilemez mi? Sayın Başbakan, Yardımcılarına güvenmiyor mu? Ayrıca hastalığı süresince AKP, TBMM’de Grup Toplantıları da yapılamıyor. AKP Genel Başkan yardımcılarından biri gruba başkanlık yapamaz mı? Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi de Anayasa hükmü.
Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır içinde olmamak kamu yararının gerektirdiği hallerden biridir.
Neden hala eski Sovyet sistemine benzer şekilde sırlar ve gizler içinde yönetiliyoruz, anlamak mümkün değil. Örneğin 8. Cumhurbaşkanımız Merhum Sayın Turgut Özal'ın geçirdiği kalp ve kansere bağlı ameliyatlar ve sağlık koşulları hakkında verilen resmi demeçlerle herkes bilgilendiriliyordu o dönem. Hem de model organ maketleri üzerinden detaylı bilimsel açıklamalarla ve düzenli olarak…
“İnsanlar fani, Devlet kalıcıdır…”
İnsanlar fani ama Devlet kalıcıdır. Elbette, hasta liderler de ülkesini yönetir. Önemli olan şeffaf olmak, karar verme mekanizmalarını ve yönetim düzeneklerini ‘tek adam’üzerine değil, kurumlar üzerine oturtmaktır. Eminim bu ülkede hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘tek adam’modeline göre uyarlanmış bir Devlet düzenine sahip olmasından yana değildir.
“Sayın Başbakanın hastalığı Devlet Sırrı mı?”
Sayın Başbakanın ameliyatının (larının) gizlenmesi ve yeterli bilgilerin verilmemesi, ne Sayın Başbakan için, ne de idare için bir zaaf ya da açık verme değildir. Şüphesiz devlet adamlarının başarısının önemli nedenlerinden biri de ‘ketum’ olmaktır.
Ancak Sayın Başbakanın sağlık durumunun vatandaşları tarafından bilinmesinin, Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek olduğunu yani bir Devlet sırrı olduğunu söyleyebilir miyiz? Ülkenin çıkarlarına zarar verecek istihbaratlarına, ekonomi konularına ya da özel hayatın gizliliğine dair bilgilerden bahsetmiyoruz. Onlar kapsam dışı şüphesiz.
“Gizli Demokrasi”
Ülkemizde neyin Devlet sırrı olduğunu biliyor muyuz? Bugün, Devlet sırrı kavramını gerekli bulan Avrupa’da birçok ülke, parlamentolarında, ‘neyin devlet sırrı’ olması gerektiğine dair mekanizmalar geliştirirken, devlet sırrı kavramının bu çağda hiç olmaması gerektiğini savunan kesimler de var. Onlar, demokrasi ve özgürlüklerin bu denli parladığı bir çağda, ‘devlet sırrının arkasına saklanmak, despot yönetimlerin işidir’ diyorlar. Çünkü özgürleşme ve demokratikleşme ile gündeme gelmesi gereken şeffaflık, günışığında yönetim ve bilgi alma hakkı gibi kavramlardır. Neyin devlet sırrı olacağı değil, sır alanını olabildiğince daraltmaktır maharet. Aksi halde bunun adı ‘İleri Demokrasi’ değil, ‘Gizli Demokrasi’ olur.”