Rauf Denktaş vefat etti
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 13 Ocak 2011 Cuma günü saat 22.00'de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Denktaş, 8 Ocak gecesi ishale bağlı su kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı.
Son gününde yoğun bakımda solunum cihazına bağlanan ve uyutulan KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş kendisini son olarak ziyaret eden Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’e “Dikkat edin. Türkiye ile bizi birbirimizden ayırmak istiyorlar. Bu çok büyük tehlikedir” dedi.
Rahatsızlığı nedeniyle, 1983 yılından bu yana ilk kez bu yıl KKTC’nin Kuruluş Yıldönümü törenlerine katılamayan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, DP Lideri Zeybek’e “Biz Türkiye’nin himayesi altında varlığımızı sürdürüyoruz ve sürdürebiliriz. Aramızdaki sıradağlar, bizi ayıran değil birleştiren dağlar olmalıdır” dedi. Denktaş daha sonra “aramızda sıra dağlar dağlar mı olacaktı” türküsünü söyledi..
(DP Basın Merkezi- 14 Ocak 2012)-KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 13 Ocak 2011 Cuma günü saat 22.00'de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Denktaş, 8 Ocak gecesi ishale bağlı su kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı.

DP Lideri Zeybek, yoğun bakımda yatan Denktaş'ı GATA'da ziyaret etti 88 yaşındaki Rauf Denktaş'ın eşi Aydın Denktaş, eşinin yoğun bakımda kendisine "Cami’ye gidin, dua edin. Daha fazla çekmeyeyim" dediğini aktardı.
Tarih: 15 Kasım 2011. DP Lideri Zeybek ziyaret etti.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun daveti üzerine KKTC’nin 28. Kuruluş Yıldönümü törenlerine katılmak üzere Genel Başkan Yardımcısı Mecit Hazır ve Genel İdare Kurulu Üyesi Bünyamin Altunelli ile birlikte adaya giden DP Lideri Namık Kemal Zeybek,Rauf Denktaş’ı, istirahat ettiği yılan adasındaki evinde ziyaret etti.
Denktaş, “Aramızda sıra dağlar, dağlar mı olacaktı?”
Ziyaret sırasında DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’in elini tutan Rauf Denktaş, hasta yatağında bile elleriyle kurduğu ve yönettiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni düşünüyordu. Rahatsızlığı nedeniyle, 1983 yılından bu yana ilk kez bu yıl KKTC’nin Kuruluş Yıldönümü törenlerine katılamayan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendisini hasta yatağında son olarak ziyaret eden Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’e, “Dikkat edin. Türkiye ile bizi birbirimizden ayırmak istiyorlar. Bu çok büyük tehlikedir. Biz Türkiye’nin himayesi altında varlığımızı sürdürüyoruz ve sürdürebiliriz. Aramızdaki sıradağlar, bizi ayıran değil birleştiren dağlar olmalıdır” dedi. Hasta yatağında dahi espri yeteneğini kaybetmeyen Rauf Denktaş bu sözlerinin ardından “aramızda sıra dağlar dağlar mı olacaktı” türküsünü mırıldandı.
Zeybek, “Rauf Denktaş Büyük Devlet Adamıdır”
DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek de ziyaretten ayrıldıktan sonra bir açıklama yapmış ve “Büyük devlet adamı, Türklüğün 20. yüzyıldaki övünç kaynaklarından biri olan Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bilincinin ne kadar berrak olduğunu görmekten sevinç duyarak yanından ayrıldım. O hastalıktan inşallah kurtulacak, o hali ile dahi nükte yeteneğini yitirmemiş ve olağanüstü bir zekası var” diye konuşmuştu.
Tarih: 16 Temmuz 2011. Zeybek, ''Denktaş, yüzyılın en büyük
liderlerinden biridir.”
Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, 16 Temmuz 2011 tarihinde de Rauf Denktaş KKTC’ye nakledilmeden önce, tedavi gördüğü Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'nde ziyaret etmişti. Namık Kemal Zeybek, hastaneden ayrılmadan önce Denktaş için hazırlanan özel deftere şunları yazmıştı.

Zeybek, Denktaş için açılan özel defteri imzaladı
“Sayın Cumhurbaşkanım, Çağdaş Türk Tarihi’nin en büyük kahramanlarından ve Ulu Önder Atatürk’ün gerçek bir izbasar olan yüce kişiliğinizi saygı ile selamlıyorum. Allah’tan size, tez vakitte acil şifa, can sağlığı ve uzun ömür diliyorum.
Kurucusu olduğunuz KKTC’nin milletimize, yaratılışın büyük bir armağanı olduğu bilincinin KKTC’de, T.C.’de ve bütün Türk Dünyası’nda diri tutulması yolundaki büyük hizmetinizde sizin yanınızda ve buyruğunuzda olduğumu bir kere daha bildiriyorum.”
Zeybek, “KKTC’yi Denktaş’a borçluyuz..”
Zeybek, Hastane çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplandırırken, Rauf Denktaş’ın iyileşmesi için dua ettiğini söylemiş ve eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı son yüzyılın en büyük liderlerinden biri olarak gördüğünü de belirten Namık Kemal Zeybek, “KKTC diye bir cumhuriyet varsa bu büyük bir nimettir. Bunun kıymetini bilmek lazım. Türk dünyasında dolaşırken bana, 'eğer siz, en yakın kardeşleriniz olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni koruyamazsanız buralarda onurunuz kalmaz' denildi. Bu bakımdan da çok önemli. Bugün böyle bir cumhuriyet varsa biz bunu Rauf Denktaş'a borçluyuz'' diye konuşmuştu.
Denktaş vefat etti.

Denktaş, Namık Kemal Zeybek ve Mecit Hazır
Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi'nin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 88 yaşında hayatını kaybetti.
İç organlarında dün yetersizlik baş gösteren Denktaş, bu sabah itibarıyla solunum cihazına, akşam saatlerinde ise diyalize bağlanmıştı. Denktaş, saat 22.00'de vefat etti.
Ömrünü Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan Rauf Denktaş kimdir?
Ömrünü Kıbrıs davasına ve Kıbrıs Türklerinin devlet sahibi olmasına adayan Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, bugün Kıbrıs Rum kesimi sınırları içinde bulunan Baf bölgesinde doğdu.
1,5 yaşındayken annesini kaybeden Denktaş, Hakim Mehmet Raif Bey'in en küçük oğlu. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi.
Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başlayan Denktaş, ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve liseyi Kıbrıs'ta bitirdi.
Denktaş, 1941'de Lefkoşa İngiliz Okulundan mezun olduktan sonra Mağusa'da tercümanlık, mahkemede memuriyet, sonra bir yıl da İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı.
1944'te British Council'dan burslu olarak İngiltere'de hukuk tahsili yapan ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olan Denktaş, aynı yıl Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başladı.
1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başlayan Denktaş, aynı yıl Aydın Hanım'la evlendi.
Denktaş, 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük'ün yayımlamaya başladığı Halkın Sesi gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek öğrendiği "Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği" konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Küçük'le tanışarak, Halkın Sesi'nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar yazmaya başladı. Bu ilişki Denktaş'ın Londra'da tahsil yıllarında da devam etti. Denktaş, Ada'ya döndükten sonra lider Dr. Küçük'ün yanında yakın bir dost ve gerektiğinde danışman olarak çalıştı.
Denktaş, 1948 yılında zamanın Kıbrıs Valisi tarafından kurulan Anayasa Konseyi'nde üye olarak çalıştı. Rum kilisesinin baskısı altında Konsey'e katılan Komünist Akel Partisi Konsey'den çekilince Meclis kapatıldı. Türk temsilcilerin ısrarlı talepleri sonucu Hakim Mehmet Zeka Bey'in başkanlığında "Türk İşleri Komisyonu" kuruldu, Rauf Denktaş bu komisyonda da çalışarak, İngiliz Müstemleke İdaresi'nin gasbettiği hakların iadesi için bir raporun hazırlanmasında nazım rol oynadı. Hükümetin kabul ettiği bu raporda öngörülen yasaların yapılabilmesi için Başsavcılığa görev verildi, ancak Başsavcılıkta bir Türk savcı yoktu. Liderliğin talebi üzerine 1949'da Denktaş Hukuk Bürosundan ayrıldı ve az maaşla savcı yardımcısı oldu.
Birkaç yıl içinde tamamlanması gereken yasalarla ilgili çalışmalar 1954 yılına kadar uzadı. Bu arada Denktaş Savcılığa terfi etti. 1954'te Kıbrıs'ta yeraltı örgütünü kuracak olan bazı kişiler, Yunanistan'dan Ada'ya gizlice girerken yakalandı. Bunların takibi ve yargıya havalesiyle Denktaş'ın görevi daha da önem kazandı. 1957 sonunda İngilizlerin Ada'yı 5-10 yıl içinde Yunanistan'a devredeceğini gören Denktaş, Savcılıktan istifa ederek, Dr. Küçük'ün yanında fiili rolünü aldı.
Hükümetteki görevinden istifa ettikten sonra toplum problemlerinde daha aktif rol oynamaya başlayan Denktaş, 1957 sonlarında Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığına seçildi. Aynı yıl Rumların Atina'dan sevk ve idare edilen EOKA yeraltı teşkilatının saldırıları karşısında etkin bir kuruluşa olan ihtiyacı gören Denktaş, iki arkadaşı ile Kasım 1957'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. Bu teşkilat o güne kadar var olan Volkan Teşkilatı'nın yerini aldı ve kısa bir zaman içinde, Denktaş'ın ısrarlı talepleri sonucu olarak Türkiye'nin uzman kişileri tarafından EOKA'ya cevap verebilecek etkin bir Mukavemet Teşkilatı haline getirildi.
Halkın Sesi Gazetesi’nin haftalık İngilizce nüshasının hazırlanmasında da önemli rol oynayan Rauf Denktaş, 1958'de büyük ölçüde artan EOKA saldırıları karşısında Türk Mukavemetinin etkili şekilde görev yapmasını sağladı. TMT'nin yayın organı olan Nacak gazetesi Denktaş'ın gazetesiymiş görüntüsü içinde Kıbrıs Türklerine yön gösterdi, mukavemet telkin etti. Nacak'ın son yazı işleri sorumlusu da Alper Faik Genç idi. Türk Hükümetinin, bir ayda yüze yaklaşan Türk kayıpları karşısında kararlı çıkışı ve aynı yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda rahmetli Fatin Rüştü Zorlu'nun Yunanlı karşıtı Averof'u mağlup etmesi sonucu Yunanlılar Kıbrıs'ta eşit şartlarda bir ortaklık Cumhuriyeti kurulmasına razı olmuş göründüler. Dr. Küçük ve Rauf Denktaş bu genel kurul toplantısında kulis faaliyeti yaptılar. 1959'da Zürih Anlaşması'nın hazırlanmasında Rauf Denktaş'ın perde arkasında etkin rolü oldu. Türkiye'nin garantisinin 650 kişilik bir alayla "etkin ve fiili" bir duruma getirilmesi Denktaş'ın ısrarı ve Dr. Küçük'ün de onu desteklemesiyle mümkün olmuştur.
Aynı yıl Londra Konferansı'na katılan Türk heyetinde de yerini alan Denktaş'ın Fatin Rüştü Zorlu'ya "Makarios bu anlaşmaları er geç yıkacak ve Enosis yoluna çıkacaktır. Burada bir rol oynamaktadır. İleride bu anlaşmaların kendisine zorla kabul ettirildiğini savunarak ortaklığı bozacaktır" mealindeki değerlendirmesi, ne yazık ki ortaklık Devletinin kuruluşu ile gerçekleşmiş ve 1963'de Kıbrıs'ta Enosis uğruna tedhiş yeniden başladı.
Gizlice sandalla Ada'ya girerken tutuklandı
16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş, bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.
1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından ''istenmeyen adam'' ilan edilen Denktaş'ın Kıbrıs'a girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katılan Denktaş, 1967'de Ada'ya gizlice girerken tutuklandı, yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi.
1968'de Ada'ya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a dönen Denktaş, 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi, 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.
13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi.
Denktaş, 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.
22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Denktaş, 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı oldu.
4 Rum liderle görüştü
Kıbrıs sorununun çözümü için 1968'de Glafkos Klerides ile ilk kez Beyrut'ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile yıllardır müzakere etti.
2002'de sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, ''Türk askerini Ada'dan çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği, devleti ortadan kaldıracağı'' savıyla karşı çıkarak ''hayır'' kampanyası yürüten Denktaş, 17 Nisan 2005'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı.
Denktaş, Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan tartışmalarda, ''Türkiye olmadan cennete bile girmem'' demişti.
Rauf Denktaş, 24 Nisan 2005'te, Annan Planı referandumun 1. yıl dönümünde, görevi 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'a devretti.
Denktaş, cumhurbaşkanlığından ayrılmasının ardından, çalışmalarını, Lefkoşa'daki çalışma ofisinde sürdürdü.
Fotoğraf çekme merakıyla da bilinen Denktaş'ın onlarca yayımlanmış kitabı bulunuyor. Denktaş'a çok sayıda üniversiteden fahri doktora unvanı da verildi.
24 Mayıs 2011'de rahatsızlandı
24 Mayıs'ta beyin kanaması geçiren ve sol tarafı felç olan Denktaş, 29 Ekim'de hastaneden taburcu edildikten sonra ilk kez 15 Aralık 2011'de evinden dışarı çıktı. Havanın da güzel olmasından yararlanarak ilk kez evinden çıkan Denktaş, ''Benim için 'ölüyor' dediler, dışarı çıktım'' dedi.
Denktaş, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki tedavisinin ardından rehabilitasyon süreci için 8 Temmuz'da Ankara'ya, Genelkurmay Başkanlığı Rehabilitasyon Merkezi'ne götürüldü.
Rauf Denktaş'ın tedavisine Ankara'da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) devam edildi. Beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin boşaltılması için 25 Ağustos'ta ameliyat edilen Denktaş, 30 Ağustos'ta da KKTC'ye, YDÜ Hastanesi'ne getirildi.
Denktaş, beyinle kafatası arasındaki kan birikiminin artması nedeniyle 5 Eylül'de YDÜ Hastanesi'nde yeniden ameliyat edildi.
29 Ekim 2011'de taburcu edilen Denktaş, 8 Ocak 2012 gecesi, su kaybı nedeniyle YDÜ Hastanesi'ne yeniden kaldırıldı.
Denktaş son anlarında dahi devleti düşündü
27 Ocak 1924'de Baf'da dünyaya gelen Rauf Denktaş'ın ömrü, egemenlik ve varoluş mücadelesiyle geçti.
Kıbrıs tarihine damgasını vuran Denktaş, Türk dünyasının önemli liderleri arasında yerini aldı.
Ömrünün son dakikalarına kadar devletin varlığını vurgulayan ve Kıbrıs Türklerine sürekli, ''Devlete ve bağımsızlığa sahip çıkın, anavatan Türkiye'ye güvenin'' çağrısı yapan Denktaş, Kıbrıs Türklerinin eşit egemen hakkından, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinden ve Türk askerinin adadaki varlığından taviz vermedi. KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı Denktaş, hasta yatağında dahi devleti düşündü.
Son anlarında bile Kıbrıs Rum tarafına ''Burası bağımsız bir cumhuriyettir'' diye seslenen Denktaş, 23 Aralık 2011'de, hayatının ele alındığı bir etkinliğe gönderdiği mesajda, ''Mücadelenin yeni nesle anlatılması herkesin vatan borcu'' demişti.
Rauf Denktaş, hayatının anlatıldığı belgesel sonrasında, ekrandan yaptığı konuşmada, 197 günlük hastalık sürecinde kendisini arayıp destek olan, kendisi için dua eden herkese teşekkür ederek, Kıbrıs Türk halkının sevgisinden moral bulduğunu, motivasyonunun arttığını söylemişti.
Kıbrıs Türk halkına, devletine sahip çıkması için çağrıda bulunan Rauf Denktaş, ''Devletsiz kalmak her şeyiyle aciz kalmak demek, başkasına muhtaç olmak demektir. Devletsiz yaşayan insanlar olabilir ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türk halkı, Türk milletinin ayrılmaz, kopmaz bir parçasıdır'' demişti.
Kıbrıs Türk halkını kurtarmak için verilen mücadelenin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Denktaş, bu mücadelenin yeni nesillere anlatılmasının herkesin vatan borcu olduğunu ifade etmişti.
''Bağımsızlıktan asla vazgeçmeyin''
Kıbrıs Türk halkının, geleceğe bakarak, geçmişte yaşananların bir daha olmaması için dik durması, Türklüğüyle gurur duyarak, Atatürk ilkelerinden taviz vermemesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, ''Devlet demek hürriyet demektir, dimdik ayakta durup, kimsenin boyunduruğu altına girmemek demektir. Bağımsızlığınızdan asla vazgeçmeyin'' demişti.
Müzakere masasında bunların bilinciyle oturulması gerektiğini, Maraş, Güzelyurt ve Karpaz yarımadası konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini dile getiren Denktaş, ''Karpaz stratejik bakımdan çok önemli bir bölge. Asla taviz verilmeyeceğini herkesin bilmesi gerek'' ifadesini kullanmıştı.
''Kimse bizi bu yurttan, vatandan mahrum edemez'' diyen Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Anavatan Türkiye'ye güvenmesini istemişti.
''Anavatana gelecek her zarar, bize de zarar verecektir'' ifadesini kullanan Denktaş, Kıbrıs Türk halkının kimseye muhtaç olmadan yaşama, her zorluğun üzerinden gelecek gücü olduğunu kaydetmişti.
Denktaş, KKTC Devleti'nin bir evlat gibi olduğunu, bu evladı yaşatmak gerektiğini, ona zarar vermeye çalışan herkese ''dur'' demenin tüm Kıbrıslı Türklerin görevi olduğunu vurgulamıştı.