Genel Başkan Zeybek, Türkiye Ziraatçılar Derneği “11. Ulusal Tarım ve Gıda Kongresi”nde konuştu: 11.01.2012

 

“Türkiye’nin başı derde girerse sizi kimse sizi kurtarmaz.”

“Benim bu konuşmalarımın televizyonlar tarafından yayınlanacağını düşünüyor musunuz? Benden önce konuşan Genel Başkanların konuşmaları yayınlanacak mı? Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı Kemal Bey’in konuşması biraz yayınlanacak tabii. O’nun da olması lazım ki, zevahir kurtarılsın. Ben gerçekleri söylüyorum. Basın yayın dünyamızda global gücün paralı adamları vardır, ajanlar vardır. "

(DP Basın Merkezi – 11 Ocak 2012) Genel Başkan Zeybek, Türkiye Ziraatçılar Derneği “11.Ulusal Tarım ve Gıda Kongresi”nde yaptığı konuşmada, ülkeyi yönetenlere seslendi ve “Türkiye’nin başı derde girerse sizi kimse sizi kurtarmaz” dedi.

Namık Kemal Zeybek şunları söyledi:

 “Gayri milli görüş gömleği”

“Neredeyse doğduklarından beri milli görüş içerisinde olan insanlar, birden bire bir araya geldiler, partilerini böldüler, ayrı bir akım haline dönüştüler ve milli görüş gömleğini çıkardılar, gayri milli görüş çizgisi gömleğini giydiler. Kendileri de bunu söylüyorlar. ‘İktidarda olmak için bu lazımdır’ diye başladılar ama bir müddet sonra yaptıkları işi sevmeye başladılar. Çünkü insanlar inandıkları gibi yapmazlarsa, bir müddet sonra yaptıkları gibi inanmaya başlarlar.


Genel Başkanın konuşması ilgi ile izlendi 

 

Ben çok uzun konuşmayacağım ama bir şeyin çok açık bilinmesi lazım. Önce üst kata çıkıp şu manzarayı görelim. Çok uluslu şirketlerin, petrol şirketleri, endüstri şirketleri, silah şirketleri, inşaat şirketleri, finans kapital, finans şirketleri, dünyanın dev şirketleri, dinozor şirketler.. Bunlar dünyanın gelişmeleri karşısında yok olmak durumuna gelmekte iken, kitaplarda uzun uzun anlatılırken bunlar birleştiler, tazelendiler ve dünyaya el koydular.

 

Şimdi el koydukları, bunlarla işbirliği yapanlar ve bunlara karşı direnenlerden meydana gelen ikili bir dünyada yaşıyorsunuz.  Önce bu çıplak gerçeği görmezsek hiçbir şeyi anlayamayız. Dünyanın üzerine çöreklenmiş bir ahtapot diyorum, ahtapot dediğinizin 8 ayağı vardır. İlginçtir Kazakçada ahtapot kelimesinin karşılığı da sekiz ayaktır. Sekiz ayaktan birisi şudur; Globalizm diye bir ideoloji incelendiğinde, Harvard Üniversitesi’nde icat edildi bu ideoloji, bütün insanlığa, aydınlara dayatıldı. Artık ulusal denildi geçti..

Alışkanlığımdan, ben ‘ulusal’ demem, ‘milli’ derim. Milliliğin, ulusallığın, milliyetçiliğin devri bitti diye, bazı profesörlerin televizyonlarda yıllardan beri söylediklerine tanık olmuyor musunuz? Çok ilginçtir bunu diyen profesörlerin, yazarların çoğu da eski Marksist Leninistler. Nasıl dönüştüler bunlar birden bire. Bunlardan birisine ‘Siz daha önce troçkistdiniz, komünisttiniz, ne oldu size birden bire global kapitalizmin en ateşli savunucusu haline geldiniz’ diye sordum. ‘Yok Sayın Bakanım, o kadar çabuk olmadı bu iş’ dedi. Demek ki, bir süreçten geçti. 


Hükümetin katılmadığı, 4 liderin konuştuğu kongreyi çok sayıda gazeteci izledi

 

Ahtapotun kullarından biri; globalizmin devrini açıyoruz bırakın siz artık milliyetçiliği. Bu büyük propagandalarla dayatılıyor. 

İki; neoliberalizm, yeni liberalizm. Bunun ne olduğunu bilen yok. Yeni filan değil, bildiğiniz vahşi kapitalizm. Pişirildi, ısıtıldı, getirildi. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler. Yani açın, her şeyinizi özelleştirin, özelleştirme bir ruhsal anlam kazanmış. Yani özelleştirme karşıtı olmak büyük bir günah haline getirildi. Özelleştirin… Niye? Çünkü ‘siz özelleştirin ki, biz alalım.’ İşin esası bu.

Yeni liberalizm denilen bu doktrine karşı çıkmak, bir cesaret haline geldi. İnsanlar böyle karşı fikirler söylemek için, bir takım güvenceler vermek, ‘bende liberalizme taraftarım’ gibi şeyler söylemek zorunda kalıyorlar.

Ahtapotun ikinci ayağı; bu ülkelere dayatılıyor. Neyle dayatılıyor, ahtapotun diğer ayaklarıyla dayatılıyor. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü evet görevi bu. Bu teşkilatların görevi bu ve bunlar tamamen global kapitalin eline geçirilmiştir. Bu global kapital dediğimiz bu sömürücü düzen, dünyayı yıkmak isteyen bu düzen, bu şirketler, bu ÇUŞ’lar, uluslararası kurulları da ele geçirmişlerdir. İnsanların kalplerini ele geçirmek için de bütün dünyada kendilerine taraftar, müminler yetiştirmek için, evangalizm diye bir din, yarı Musevi, yarı Hristiyan, bu din yaygınlaştırılıyor. 500 bin yetiştirilmiş profesyonel misyonerler bunları yayıyorlar. Sadece bizim Eskişehir’de bundan 10 yıl önce emniyet müdürünün bana söylediği, 100 tane anası babası Müslüman profesyonel Hıristiyan misyoner vardı. 25 tane Amerika’dan gelmiş, onlar geri çekildi. Evangalizm dini de bütün dinleri birleştiriyor.

“Kırgızlarda, vaftiz törenleri stadyumlarda yapılıyor artık.”

Benim değerli dostum Genel Başkan Masum Türker, Orta Asya’da ne yazık ki, Kazaklarda ve Kırgızlarda halkın yüzde 5’i Hıristiyan olmuştur. Müslüman Kazakların ve Kırgızların yüzde beşi öyle dalgalar halinde geliyorlar ki artık stadyumlarda yapılıyor vaftiz törenleri. Belki bu hepsinden büyük bir tehlikedir. Diğerleri geçer ama dinini değiştirenlerin çocukları da artık o yoldan giderler. Bunlar halk kitlelerinde tam taraftar gruplar oluşturmak amacına yönelik çalışmalar.

“Dünya basın yayını denetim altına alınmıştır.”

Dünya devletinden bahsediyorum. Dünya basın yayınına bakın, dünya basın yayını denetim altına alınmıştır, çok büyük ölçüde denetim altına alınmıştır. Ne yazık ki, ülkemizde de önemli ölçüde bu konuda başarı kazanılmıştır.


Kongreye son günlerin zam şampiyonu meyve ve sebzeler de getirildi. 

 

Benim bu konuşmalarımın televizyonlar tarafından yayınlanacağını düşünüyor musunuz? Ben gerçekleri söylüyorum. Benden önce konuşan Genel Başkanların konuşmaları yayınlanacak mı? Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kemal Bey konuştuğu zaman biraz yayınlanacak tabii. O da olsun artık. O’nun da olması lazım ki, zevahir kurtarılsın.

 

İşin gerçeği bu, basın yayın dünyamızda global gücün paralı adamları vardır, ajanlar vardır. En masumları da, bazı dergilerde makaleleri yayınlanır ve makalelerin karşılığı telif hakkı alır. Gerçek bu.

“Bundan sonra tehlike, teslim olan İslam değil, direnişçi İslam”

Eğer 7 ayaklı ülkeler ele geçirilmezse, sekizinci ayak Pentagon ve NATO hazırdır. Eğer NATO’ya hayır diyemiyorsanız hiçbir şey yapamazsınız. NATO vaktiyle çok daha güçlüydü, Türkiye Stalin tarafından tehdit edilmişti. Boğazlarda üs istenilmişti. O dönemin yönetimleri zorunlu olarak NATO’ya girdiler. NATO’nun bir anlamı vardı Varşova Paktı vardı. Acaba ben duymadım mı, ya da yanlış mı duydum.. Varşova paktı hala devam mı ediyor? Hala Sovyetler Birliği var mı, Sovyetler Birliği Türkiye için tehdit mi tehlike mi? Söylüyorlar, bundan sonra tehlike İslam. Ama hangi İslam? Direnişçi İslam, teslim olan İslam değil, direnişçi İslam. Nedir direnişçi İslam? Vel Asr süresini okuyan İslam.  Eğer Vel Asr suresini okuyorsa iman halinde kalbinin derinliklerine yerleşmişse o hak yolunda direnmek. O savı da tahammül falan gibi anlamayalım. O bir direniştir, Hak yolunda direnmek. Bunu ortaya koyan ülkeler var.

“Türkiye’yi yönetenlerin 
tuttukları vahim yoldan dönmelerini diliyorum”

Türkiye’mize gelince. Ben bugün Türkiye’yi yönetenlerin vaktiyle bağlandıkları, maneviyat büyüklerini düşlerimde görürdüm. Siz ne yapıyorsunuz? Nasıl olur da Müslümanları öldüren, birbirine kırdıran ve birbirine kırdırmak isteyen, Türkiye’yi savaşa sokmak isteyen, Türkiye’yi Suriye ile savaştırmak isteyen, Türkiye’yi İran’la savaştırmak isteyen, Müslümanları, Sünni ve Şii diye birbirine bölerek savaştırmak isteyen; ama önce bunları yapan, bunların projelerini Irak’ta yapan, Irak’ta Müslüman kadınların hapishanelerde Amerikan askerlerine sunulmasını sağlayanlara nasıl destek verdiniz? Nasıl bunları destekliyorsunuz? Nasıl destek vereceksiniz? Yapmayın bunu. Bu işlerin hesabı, zamanı gelir, sorulur. Ahrette sorulacağı kesindir. Umuyorum. Umuyorum ve biliyorum ve bu tuttukları vahim yoldan dönmelerini diliyorum.

Değerli dostlar ben bunu söylemeliyim. Bu ülkede Atatürk döneminde başlayan, Celal Bayar İktisat Bakanıydı o dönem. O’nun yürüttüğü, Atatürk’ün defalarca söylediği gibi Demokrat iktidarlar döneminde; mesela 10. Yıl Marşı’nın söylendiği yıl. Dışarıdan buğday almak zorunda olan bir ülke iken, 1970’li yıllarda artık dışarıya buğday satan, dünyada kendi kendine yeten nadir ülkelerden biri iken, gıda sektöründe ve tarımda böyle iken, nasıl olmuş da Türkiye şimdi dışarıdan angus alıyor, bakın angut demedim. Kimse yanlış anlamasın. Bu angutu da hakaret için söylememiştim. Çünkü ben bu iktidarın da kurtulmasını istiyorum. Türkiye’yi eğer savaşa sokarlarsa, PKK felaketlerinden gelenle kıyaslanmayacak kadar büyük bir bela gelir başımıza. Yüz binlerce insan ölür.

Tarihte bu oldu. Şimdi tarih dersine girersek işin içinden çıkamayız. Ama ben söylemek istiyorum. Ve Türkiye’yi yönetenlere, Türkiye’yi yönetmekle yükümlü olanlara tarihten ders almalarını ve asla büyük bir felakete Türkiye’yi sokmamalarını tavsiye ediyorum.

“Türkiye’nin başı derde girerse sizi kimse sizi kurtarmaz.”

Sayın Dışişleri Bakanı Suriye’ye gitmiş. Suriye Başkanı Esad’a gidip Obama’nın direktiflerini söylemiş. Esad diyor ki, ‘Siz Türkiye olarak bize nasihatte bulunabilirsiniz, bize öğüt de verebilirsiniz, tavsiye zaten verebilirsiniz. Ama bize başkalarının talimatlarını dayatmaya gelmeyin’ demiş..

Dolayısıyla bu plan, bu yol çıkar yol değildir. Yarın eğer Türkiye’nin başı derde girerse kimse sizi kurtarmaz. Tam tersine sizi tasfiye edip yerinize daha tazelerini getirmek için plan yaparlar.

Allah millete acısın. Bütün yüreğimle dua ediyorum. İnşallah bunlar olmayacak. Ama inşallah Türkiye’de yeniden milli iktidarlar, Türkiye’nin köklerine bağlı, köklerinden güç alan, Türkiye’nin muazzam zenginliğinden gelenler inşallah Türkiye’yi yönetirler. Hatta bu arkadaşlarımız eğer o seviyeye erişirlerse, doğrusu ben de onları alkışlarım. Zaman zaman ipucu bile gördüğümde alkışladım, yine alkışlarım.

Allah milletimizi korusun. Bütün bu belalardan korusun. Hesap vermesi gerekenlere de Allah akıl ve idrak versin diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.”
Sayfayı Paylaş: