Namık Kemal Zeybek, DP Genel Başkanlığına seçildikten sonra ilk kez İstanbul İl Başkanlığını ziyaret etti: ( 22.01.2011 )

“Demokrat Parti, Yükselişe Geçti”

“Başbakanlığa talibim. Bugün başbakanlığa talip olan herkesten de bu işi iyi yaparım. Çünkü birinci olarak ben, Türkiye’nin en doğru partisi, bel kemiği ve omurgası olan Demokrat Parti’nin Genel Başkanıyım. Ayrıca da Allah bana Başbakanlık yapmak için gereken hayat tecrübesini nasip etti.”

(DP Basın Merkezi- 22 Ocak 2011)15 Ocak 2011 tarihinde Genel Başkanlığa seçilen Namık Kemal Zeybek, ilk kez İstanbul İl Başkanlığını ziyaret etti. Zeybek, burada yaptığı konuşmada, bu dönemin, Demokrat Parti’nin yeniden diriliş dönemi olduğunu belirterek, ''Demokrat Partiye bazıları 'külleri üzerinde' diyorlar. Hayır, külleri üzerinde değil, kökleri üzerinde, kök değerleri üzerinde yeniden yükselişe geçtik'' diye konuştu.

Genel Başkan Zeybek, İl Binasının önünde yaptığı konuşmada, Demokrat Parti’nin manevi değerlere, cumhuriyete ve demokrasiye bağlı olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:

“Biz, Cumhuriyetçiyiz ve Demokratız”

“Değerli dostlar, yeni bir dönem başlamıştır. Bundan sonra bütün hesaplarda Demokrat Parti’den söz edilecektir, edilmeye de başlanılmıştır. Bu dönem Demokrat Parti’nin yeniden diriliş dönemidir. Demokrat Parti, bazılarının dediği gibi külleri üzerinde değil, kökleri üzerinde, kök değerleri üstünde yeniden yükselişe geçmiştir. Kök değerlere sımsıkı bağlı kalarak, ısrarla söylüyorum, birbirini dengeleyen cümleler kuruyoruz, söylediğimiz her sözün hesabını vermek üzere konuşuyoruz, ağzımızdan çıkacak her sözü tutmalıyız bilinci içinde konuşuyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte bütün bunları aramızda görüşüyoruz ve sonra sizin huzurunuza getiriyoruz. Çünkü biz, katılımcı demokrasiye inanıyoruz. Yani halkın halkla birlikte, partinin teşkilatla birlikte yönetilmesi esasına inanıyoruz.

Biz, milli değerlerimize bağlıyız ve bunlardan taviz vermeyiz. Biz, manevi değerlerimize bağlıyız ve saygılıyız. Biz, insani değerlere bağlıyız. Biz cumhuriyetçiyiz ve demokratız, bunda ısrarlıyız.

Biz, tabandan kalkınmayı gerçekleştireceğiz ve dışa açılacağız, bunda ısrarlıyız. Milli bağımsızlığımızdan asla vazgeçmeden, dünyayla bütünleşme yanlısıyız. Türkiye artık dünyayla bütünleşecek imkânlara sahiptir.

“Başbakanlığa talibim.”

Demokrat Parti bu son kongresinde bir arayış içerisine girdi ve aradığını buldu. Bir Genel Başkan arayışı vardı. Kendiliğinden bir coşku halinde, Demokrat Parti’nin yeni genel başkanını doğru bir şekilde getirdik.

Başbakanlığa talibim. Bugün başbakanlığa talip olan herkesten de bu işi iyi yaparım. Çünkü birinci olarak ben, Türkiye’nin en doğru partisi ve bel kemiği, omurgası olan Demokrat Parti’nin Genel Başkanıyım. Ayrıca da Allah bana Başbakanlık yapmak için gereken hayat tecrübesini nasip eyledi. 10 yıl kaymakamlık yaptım. Türkiye’nin 7 ilçesinde, 7 bölgesinde. halk ile haşır neşir, onların dertlerini öğrenerek, dertlerine çözümler getirerek, doğrudan doğruya halkın meselelerini öğrendim. Bütün bakanlıkların temsilcisi olduğum için, bütün kaymakamlar öyledir, bakanlıkları öğrendim. 33 yaşımda Türkiye’nin en genç Müsteşarı oldum. Başarılı bir müsteşarlık hayatı, sonra özel sektörde 4 yıl tecrübe yaptım. Bakanlıklar yaptım, Başdanışmanlıklar yaptım, Büyükelçilikler yaptım. Büyükelçilikler diyorum çünkü, 1992-1993 yıllarında, Türkiye’nin Avrasya coğrafyasında yeni kurulan bütün cumhuriyetlerdeki büyükelçisi bendim, tek başıma bu işi yaptım.

“Emanet, ehline verilmelidir.”

Devlet adamı Süleyman Demirel, Başbakanlık yetkilerini bana devretti, ‘yaz getir, imzalayacağım’ dedi. Ben de bir yazı yazdım ve yetkileri kendi üzerime aldım. Okudu, güldü ve imzaladı. Böyle yürüttük.

Türkiye, büyük gücünü ispat etti. Türkiye, o dönemlerde yapması mümkün olan her şeyi yaptı. Türkiye’nin hazırlığı yok deniliyordu ama o hazırlık çok kısa zamanda tamamlandı. Uluslararası bir Üniversite kurdum. Bu üniversiteyi 14 yıl yönettim. Daha ne olsun, ne eksik? Bütün Büyük bunlardan sonra Başbakanlığa talibim. Kültür Bakanlığı, Devlet Bakanlığı, onları sayarsak iş biraz uzayacak.

Hangi ölçeğe göre bakarsanız bakın, ortada Başbakan adayı olarak görünen değerli yurttaşlarımın içinde en deneyimli benim ve emanet ehline verilmelidir.

Büyük kongremizden sonra Sayın Demirel aradı, hemen aradı, hiç geciktirmedi, daha evime giderken yolda aradı, tebriklerini söyledi ve benim başaracağıma olan inancının tam olduğunu söyledi. Sonra Tansu Çiller hamınefendi aradı; ‘emanet yerini buldu, şimdi bayrak emin ellerde, sizin başaracağınızı biliyorum kardeşim’ dedi.

Bundan sonra bize birlikte çok çalışmak düşecek. Çalışacağız, gayret edeceğiz. Çok kısa zamanda, televizyon konuşmaları sonucunda Demokrat Parti’nin ne olduğunu yaşlılar, orta yaşlılar hatırladı, gençler ise öğrenmeye başladı. Böylece çok büyük ilgi olduğunu görüyorum. Kısa zamanda bu boşluğu tamamlayacağız. Zaman az diyorlar. Hayır, zaman az değildir, mazeret tanımıyorum çünkü televizyonlar var, gazeteler var, internet var, telefonlar var, helikopter var, arabalar var. Dolayısıyla kısa zamanda halkımızla kucaklaşacağız. İnşallah iktidara geleceğiz, hep birlikte.

“Türk Cumhuriyetleri heyecan içinde.”

SORU: İktidara geldiğinizde Türk Cumhuriyetleriyle ilişkileriniz nasıl gelişecek?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Şu an Türk cumhuriyetlerinde büyük heyecan var. O heyecan bize yansıyor. Herhalde Türkiye’de bir partinin genel başkanlığına seçildikten sonra yurt dışından bu kadar telefon ve bu kadar ilgi alan başka bir genel başkan söz konusu olamaz. Ben, bildiğiniz gibi Türk cumhuriyetlerinde konuşulan Türkçelerin hepsini biliyorum. Hepsinde dostlarım var. Her yerde konuşmaları onların dilinden yapabiliyorum. İnşallah bütün dünya ile bütünleşen Türkiye, Türk dünyasının da lideri olacak.

SORU: Anayasa ile ilgili çalışmalarınız nasıl olacak?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Böyle Anayasa olmaz. Anayasa, gerçekten yasaların anası olmalıdır. Cumhuriyetin kazanımlarından ve değerlerinden asla vazgeçmeden, alabildiğine ve olabildiğince demokrasi ve akıl iradesinin her türlü iradeden üstün tutulması gerçeğini anayasamıza yerleştireceğiz. Bizim anayasamız bu esaslara göre hazırlanacak''

SORU: Danıştay’ın, başörtülü öğrencilerin Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavına (ALES) girmesine izin veren düzenlemenin yürütmesini durdurmasını, nasıl değerlendiriyorsunuz ?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Hiç kimsede, insanların kılıklarına, kıyafetlerine karışma hakkı yoktur. Mustafa Kemal Atatürk kadının kılığıyla ilgili hiçbir yasa çıkarmadı. Kılık, kıyafetle ilgili çıkarılan iki yasa vardır. Şapka giyilmesi ve dini kisvelerle dışarıda dolaşılması ile ilgili yasadır. Biz Atatürk çizgisindeyiz. Hiçbir kişinin başını örtüp örtmeyeceğine, nasıl örteceğine karışma hakkını kimsede görmüyoruz. Biz demokratız.

SORU: Özelleştirme kapsamında sattığımız değerleri geri alabilecek miyiz?''

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Biz özelleştirmeye falan karşı değiliz. Biz yabancılara satışa karşıyız. Biz Güneydoğu'daki mayınları temizlemek kaydıyla, İsrail yurttaşlarına verilmesine karşıyız. Türkiye'nin vatandaşıysa fark etmez.

SORU: Güneydoğu'daki sorunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Türkiye'de Kürt sorunu var diyorlar. Benim canım, bir Kürt'e emanet. Korumam bir Kürt, anası ve hanımı da Kürt. Bu benim tercihim. Hiç bundan rahatsız olmadım. Siz böyle bir şeyden rahatsız oluyor musunuz? Türkiye'de ana dili Hırvatça olan, Zazaca olan ya da İstanbulca’dan başka olan, milyonlarca insanımız var. Türkiye'de Kürt sorunu var demek cehalet.
Sayfayı Paylaş: