Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, NTV’de Esra Akgün’ün sorularını cevaplandırdı: ( 06.05.2011 )

“Liderlere Türkçe konuşmayı öğretmek lazım.”

“Söyledikleri sözün anlamını bilerek konuşmalarını sağlamak lazım. ‘Allah kuruşu’ gibi son derece yanlış sözler ya da ‘kalpazanın Allah'ı’ gibi, son derece yanlış sözleri söyleyen insanlar, Türkiye'de lider haline gelmişse, temel problem burada demektir.”

(DP Basın Merkezi - 06 Mayıs 2011) - Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, NTV’de Esra Akgün’ün sorularını cevaplandırdı. “Liderlere Türkçe konuşmayı öğretmek lazım.” Diyen Zeybek, “Söyledikleri sözün anlamını bilerek konuşmalarını sağlamak lazım. ‘Allah kuruşu’ gibi son derece yanlış sözler ya da ‘kalpazanın Allah'ı’ gibi, son derece yanlış sözleri söyleyen insanlar, Türkiye'de lider haline gelmişse, temel problem burada demektir.” Diye konuştu.

Namık Kemal Zeybek, Esra Akgün’ün sorularına şu cevapları verdi:

ESRA D. AKGÜN: Hoş geldiniz efendim.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sağ olunuz efendim. Hoş bulduk.

ESRA D. AKGÜN: NTV ekipleri il il Türkiye’yi geziyorlar. Türkiye’de merkez sağ seçmen potansiyeli var, bunu da görmek mümkün, demokrat parti acaba bu seçimde iddialı olduğunu nasıl ispatlayacak, nasıl aktaracak. Seçmene iddialı olduğunu nasıl kanıtlayacak?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Evet efendim elbette düşünüyoruz, düşünmesek zaten siyaset yapmayız ve Demokrat Parti olarak kendimizi halkımıza hatırlatmak için yoğun faaliyetler içinde olmayız. Düşünüyoruz ve inşallah düşündüğümüz gibi olacak, önce şunu söyleyeyim yani değerli genel başkanları işte dinliyoruz. Siz de biraz önce onlardan görüntüler ve sözler verdiniz. Onları izlerken ben şöyle bir düşünceye kapılıyorum. Keşke şu mecliste grubu bulunan partilerin üç genel başkanları mümkün olsa da bir eğitime alınsa, kendilerine temel kavramlar öğretilse ve siyasetin nasıl yapılması gerektiği konusunda, Türkçenin nasıl konuşulması gerektiği konusunda bir eğitimden geçselerdi, ondan sonra meydanlara ya da salonlara ya da televizyonlara çıkarılsalar diyorum.

Neden mi bunları söylüyorum? Bakınız son günlerde tartışılan konulara bakınız ve konuşulan kelimelere bakınız. İmam Hatipli olduğunu bildiğimiz Başbakan, AKP Genel Başkanı. Bir başka lidere cevap verirken kendi yanında bulunanlardan eşref-i mahluk diye bahsediyor. Yani bunun doğrusunun eşref-i mahlukat olduğunu bilmiyor.

Ona cevap veren bir başka lider diyor ki, senin yanındakiler eşref-i mahluk değil. O da aynı yanlışı tekrarlıyor. Esfele safiliğindir onlar diyor. Bunlar niye bilmedikleri kelimeleri kullanırlar? Yani birisi geliyor sayın Bahçeli’ye diyor ki; siz de ona böyle deyin. Ama söylediği kelimeyi tam da öğrenemediği için Esfeli Safilin olması gereken kelime Esfeleh Safiliğin haline geliyor. Türkiye'nin birinci meselesi budur. Önce bu kelimeleri bilmek lazım.

“Orta direk yok ediliyor.”

ESRA D. AKGÜN: Peki efendim Demokrat Parti seçmeni nasıl ikna edecek ? Bunu merak ediyoruz.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Önce bu liderleri eğitmek, Türkçe konuşmayı öğretmek lazım. Söyledikleri sözün anlamını bilerek konuşmalarını sağlamak lazım. ‘Allah kuruşu’ gibi son derece yanlış sözler ya da Ankara'da ‘kalpazanın Allah'ı’ gibi, haşa son derece yanlış sözleri söyleyen insanlar, Türkiye'de lider haline gelmişse temel problem burada demektir. Ama asıl temel problem gözden uzaklaştırılıyor. Asıl temel problem ne? Türkiye bir saldırıyla karşı karşıyadır ve bu saldırı ne yazık ki iktidar vasıtasıyla yapılmaktadır.

Türkiye'ye yapılan saldırının birinci maddesi Türkiye'de demokrasinin, cumhuriyetin, milli ve manevi değerlerin güvencesi olan orta direk yok ediliyor. Bilinçli olarak yok ediliyor. Global kapitalizmin güç odaklarına alan açmak için yok ediliyor. Yani tarım kesimi, çiftçi yok ediliyor ki uluslararası dev şirketlerin ürünleri Türkiye'de pazar bulsun. Esnaf yok ediliyor ki uluslararası alışveriş merkezleri hem de şehirlerin göbeğinde kendilerine pazar bulsun.

Kaynaklar, işçiye, memura, emekliye aktarılmıyor. Dolar milyarderi yaratmak üzere yukarılarda toplanıyor. Kobiler, sahipsiz bırakılıyor. Milli sanayi ortadan kaldırılıyor. Bakınız dahası milli gücün, milli üretimin yok edilmesi yanında mesela Türk sanayini kışkırtacak ve destekleyecek çok önemli bir konu. Savunma sanayimizin kaynakları bizim ekonomimizi, bizim sanayimizi kışkırtıp, besleyip, geliştirebilecekken, İsrail'in savunma sanayini geliştirmek için kullanılıyor. Yani orta direk yok ediliyor. Biz orta direği canlandırmak, diriltmek üzere her şeyden önce ortaya çıktık. Çünkü biz diyoruz ki orta direk dirilirse Türkiye bu son derece tehlikeli durumdan kurtulabilir.

“Durun kalabalıklar. Bu cadde çıkmaz diyorum.”

ESRA D. AKGÜN: Araya girerek şunu söylemek istiyorum. Seçim bildirgeniz hakkında konuşacağız ama vatandaş oy verirken en azından oy verdiği partinin mecliste temsil edilmesini istiyor. Bir başka deyişle oyunun boşa gitmesini istemiyor. Demokrat Parti gibi partilerin önünde seçim barajı bir sorun olarak gözüküyor. Bir yandan bu var. Bir yandan seçim öncesi sizin ittifak arayışlarınız da vardı. Onlar gerçekleşmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçim barajı Demokrat Partinin önünde ne kadar bir engel ve gerçekten Demokrat Partinin bir iddiası olduğu konusunda vatandaşı nasıl ikna edeceksiniz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Vatandaşı ve sizi de şöyle ikna edeceğiz. Siz de bir vatandaşsınız Esra hanım. Sizi de, vatandaşı da şöyle ikna edeceğiz. Bugünkü mecliste bulunan partilere oy vermek, oy’u ziyan etmek demektir. Bırakın ziyan etmeyi bu oylarla Türkiye'ye zarar vermek demektir. Bunu söylüyoruz. Diyoruz ki, ey vatandaşım. Oy'unla bilmeden Türkiye'ye zarar verme.

Çünkü eğer yine bu mecliste bulunan büyük imkanlarla kendilerini topluma anlatmak imkanına sahip olan, özel televizyonların bile mecliste grupları vardır diye kayırdıkları, devlet hazinesinden milyarlarca lira alan, desteklerle, başka kaynaklarla, kendilerini topluma anlatmak imkanı bulan bu üç partiye oy verirseniz, dördüncü partiden söz etmek bile istemiyorum.

Ben onu parti olarak görmüyorum. Onu terör örgütünün meclisteki uzantısı olarak görüyorum. Biliyorum. Milletimiz de böyle biliyor. Ama diğer üç parti. Diğer üç partiye verilecek her oy ziyan değil, zarardır. Bunu söylüyorum. Eğer yine propagandaya ve oluşturulan sanal ortama aldanıp AKP'ye, CHP'ye ve MHP'ye oy vermeye devam edersen ey yurttaşım, ülkeye zarar vereceksin diyorum. Bu gidiş iyi değil. Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz diyorum.

Bu çıkmaz sokaktan dönüp Demokrat Partiye oy verdiğiniz zaman, Türkiye'nin gerçek partisi Demokrat Parti'dir. Milyonlarca insan bize oy vermeye alışmıştı. Bugün halkımızın yüzde elliden fazlası bize oy vermeye alışmıştır. Yeniden buluşacağımız günler yakındır ve inşallah bunu söylüyorum. Demokrat Partiye vereceğiniz her oy, bu millete hizmettir. Geleceğinize hizmettir ve Türkiye bölünme tehlikesinden kurtarmak anlamına gelir.

“AKP, Cumhuriyeti tahrip ediyor..”

ESRA D.AKGÜN: Demokrat Parti gibi çok sayıda parti var malum. Küçük partiler de var. Bunun için de bu partiler bir türlü bir araya gelemiyor. Benzer söylemleri olsa da, benzer seçmenlere hitap etseler de bunun bir handikap olduğunu düşünüyor musunuz Türk siyasetinde. AK Parti'nin de hem Menderes hem de Özal'a sahip çıkan bir söylemi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Efendim AKP, Türkiye'de Cumhuriyeti tahrip etmek, demokrasiyi ortadan kaldırmak ve Türkiye'de tek adama dayalı bir diktatorya kurmak üzere yola çıkıyor. Hangi Menderes'ten bahsediliyor. Ne Menderes'i? Yani bugünkü AKP, Türkiye'de diktatörlük hem de totaliter diktatörlük kurmak yolunda yürüyor. Ekonomi tam denetim altına alınıyor. Ekonomik uygulamalarla basın ve yayın dünyası denetim altına alınıyor. Basın ve yayın dünyası bir bir satın alınıyor ya da korkutuluyor. İnsanlar artık evlerinde misafirleriyle bile konuşurken dinlenme korkusu içerisindeler. Hangi Menderes'den bahsedebilir AKP? AKP'nin Türkiye'yi götürdüğü yer, Türkiye'yi Saddamlaştırmak, Kaddafileştirmek, Mübarekleştirmektir. Gerçekler artık görülmelidir.

Bir feryat halinde ben bunu ifade ediyorum ve diyorum ki, bu üç parti eğer böyle devam ederse Türkiye bölünme yolunda ilerliyor. Bu durdurulmalıdır. Durdurmanın yolu da Demokrat Partinin iktidara gelmesidir. Bu bilinçle biz bir takım siyasi partilere çağırıda bulunduk. Bunlar içinden güçlü kadroları olan, milli ekonomi modeli diye uluslararası camiada ilgi gören Prof.Dr.Haydar Baş'ın başında bulunduğu Bağımsız Türkiye Partisi, Demokrat Partisi saflarında seçime girmeyi kabul etti ve biz bugün bir takım kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu gibi Batı Anadolu'da ve Akdeniz bölgesinde yüzde on üç buçuklara vardık. Bu bütün Türkiye'ye yayılacak.

Yarın ki İzmir mitingimizi ve Pazartesi günü Bayburt'ta yapacağımız mitingi lütfen gözleyin. Hem o gözlemlerinize, hem o gözlerinize, hem de bizim sözlerimize dikkat edin. Vatandaş farkı görecek. Vatandaş, Demokrat Parti liderinin, Demokrat Parti kadrolarının, Demokrat Parti fikriyatının ve Demokrat Parti tarihindeki icraatlarının diğer partilerden farkını görecek, güçlenmiş kadrolarımızla, Bağımsız Türkiye kadrolarının bize katılımıyla inşallah barajı filan biz aştık.

Bırakın barajı. Barajı filan aştık inşallah iktidara doğru yürüyoruz. Ama şunu bilin, şu sözlerimi bir yere kaydedin. Eninde sonunda Demokrat Parti mutlaka iktidara gelecek. Çünkü Türkiye'nin kurtulması, Türkiye'nin tarihinde olduğu gibi şanlı, şerefli bir yere gelmesinin yolu, geçmişte olduğu gibi gelecekte de Demokrat Parti iktidarlarından geçer efendim.

ESRA D. AKGÜN: Sayın Zeybek çok teşekkür ediyorum.

Sayfayı Paylaş: