Genel Başkan Zeybek, SKY Türk Ana Haber’de soruları cevaplandırdı: ( 16.05.2011 )
“PKK bir Kürt örgütü değildir”
“PKK Kürtlerin en büyük düşmanıdır. PKK bugün güneydoğudaki Kürt halkımızı ve diğer halkları esir almıştır. Bölge halkı bugün terör örgütünün elinde esirdir. Türkiye güneydoğu halkını terör örgütünden kurtarmalıdır. Ama psikolojik savaşta öyle ağır darbeler indirildi ki, güneydoğu halkı ne yazık ki, teslim olmak zorunda kalıyor.”
( DP Basın Merkezi – 16 Mayıs 2011)- Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, SKY Türk Ana Haber’de soruları cevaplandırdı. “PKK bir Kürt örgütü değildir” diyen Zeybek, “PKK Kürtlerin en büyük düşmanıdır. PKK bugün güneydoğudaki Kürt halkımızı ve diğer halkları esir almıştır. Bölge halkı bugün terör örgütünün elinde esirdir. Türkiye güneydoğu halkını terör örgütünden kurtarmalıdır. Ama psikolojik savaşta öyle ağır darbeler indirildi ki, güneydoğu halkı ne yazık ki, teslim olmak zorunda kalıyor.” Şeklinde konuştu.
Genel Başkan Zeybek, şunları söyledi:
Sunucu: Çok değerli bir konuğumuz var ana haber bültenimizde gündemin tüm sıcak başlıklarını kendisiyle birlikte değerlendireceğiz. Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek hoş geldiniz yayınımıza.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sağolunuz efendim, hoş gördük.
Sunucu: Nasılsınız?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: iyi olacağız inşallah Türkiye iyi olduğu zaman biz de iyi olacağız. Çalışıyoruz, gayret ediyoruz, kendimizi anlatmaya çalışıyoruz, gerçekleri anlatmaya çalışıyoruz. Dikkat ediyorsunuzdur biz biraz derin gündemle ilgili konuşuyoruz. Yani genel başkanların birbirleri hakkındaki sözler, o düzeyde bir siyaset bizi ilgilendirmiyor. Yani biri ‘Bay Kemal’ diyor, diğeri ‘Recep Bey’ diyor. Böylece çok ciddi bir iktidar muhalefet çatışması var gibi görünüyor. Bir başka arkadaşımız bir takım şeyleri örtmek için ‘püskevüt’ diye bir söz ortaya atıyor. Dolayısıyla gündem böyle. Bizde buna benzer bir söz söyledik.
Sunucu: Siz de bu tartışmanın çok dışında kalmadınız. Sert bir eleştiriniz oldu, onun akabinde de başbakan Erdoğan tarafından size yönelik bir tazminat davası açıldı. Ne oldu?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Baktığınız zaman sanki dışarıdan biz de kelimelerle, hakaretlerle gündeme dahil oluyoruz gibi görünebilir ama gerçek bu değil. Biz angut sözünü kullanırken, buna çok derin anlamlar yükleyerek söylüyoruz. Angut ne? Önce bunu konuşalım. Angut sözünün argoda bir karşılığı var ama angut sözünün, angut kelimesine angusla benzeterek verilmiş derin anlamı şu. Diyoruz ki; bu iktidar Türkiye’de, Türkiye’nin ihtiyacından fazla sığır, koyun, keçi vesaire gibi hayvanlar vardı, bu iktidar döneminde yarı yarıya düştü sayılar. Daha önce Demokrat Parti iktidarlarında hayvancılık öyle gelişmişti ki, biz dışarıya ihracat yapardık ve dışarıya yasadışı da ihracat yapılırdı. Şimdi ne oldu? Biz kurban kesmek için bile içeride bulamadığımızdan, dışarıdan angus dedikleri sığırlar getirildi. Şimdi bu olayın ortaya koyduğu bir gerçek var, Türkiye’de orta direk yok ediliyor diyoruz. Tarım kesimi yok ediliyor, işçiler, memurlar ve emekliler sürünmeye mahkum ediliyor. Milli sanayi yok ediliyor, var olan her şey satılıyor. Servet yukarılarda toplanıyor, aşağılarda sefalet yukarılarda sefahat var. Bu bizim bildiğimiz bir şeydir.
Sunucu: Sizin konuşmanız böyle başladı ve akabinde mi bu ifade kullanıldı?
NAMIK KEMAL ZEYBEK:Sayın Başbakan uyan, ayık ol, sen uluslararası kapital tarafından tanzim edilen bir siyasi partinin başındasın. Bilmem farkında mısın, değil misin ama uluslararası sermaye adına global kapital denilen dev şirketler topluluğu, bilhassa büyük Ortadoğu projesi içerisindeki ülkelerde mesela Irak’ta, Mısır’da, Libya’da buna benzer tanzimler yaptılar. Saddam’ı getirdiler büyüttüler, beslediler, desteklediler İran’a saldırttılar sonra da Kuveyt’e gir diye nünü açtılar. Zavallı adam buna inandı Kuveyt’e girdi ve mahfoldu ve asıldı.
Şimdi anguta gelelim, diyorum ki, sen avsın ve seninle ilgili düzenleme yapan avcılar var. avcı uluslar arası sermaye onlar avlarını avlarken sen angut kuşu gibi onların üzerine gitme. Angut kuşunun özelliği var, güzelliği de var, mesela güzel tarafı eşine olan sadakatidir. Eşi öldüğü zaman bir daha hiçbir kuşla birleşmez. Bir de saf tarafı var, başka kuşlar sağa sola kaçıyor, angut ise avcılara doğru gider. Yani kendisini avlayanlara doğru uçar. Angus da anguta benziyor, ben o benzetmeyi kullandım. Başbakan bir ara ucube dedi ben de sen ucubsun dedim. Ucubsun dedim alınmadı, Türkiye’yi bölüyorsun dedim alınmadı. Türkiye’yi mahfediyorsun dedim alınmadı. Bizim batıdaki adalarımızı veriyorsun dedim alınmıyor.
Sunucu: Terörle mücadele kapsamında hem başkentte önemli bir görüşme var, hem de aynı zamanda son dönemde tam da seçim arifesinde bu saldırıların arttığını görüyoruz. Nasıl bir değerlendirme yapacaksınız, süreci nasıl görüyorsunuz seçim takvimi sonrasında yapılması gerekenler noktasındaki değerlendirmeniz ne olacak?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu meseleyi de üç açıdan ele almak lazım. Yani Güneydoğu’da bir terör devleti oluşturmak isteyenler var. Yani PKK aslında Türkiye’nin Güneydoğusunda bir terör devleti oluşturmak isteyenlerin kullandığı bir alettir. PKK tek başına Türkiye’yi bin yol uğraşsa bölemez. Yanına AKP’yi de alması gerekir. AKP’nin de PKK’nın yolunu tanzim etmesi gerekir ki, amaca ulaşılabilsin. Bir meseleyi derin mesele olarak alıp PKK’nın bataklığını konuşmamız lazım. Bataklık şu, bataklık kestirmeden güneydoğudaki işsizliktir, işsizleşmenin artmasıdır, nüfusun çoğalmasına bağlı olarak yeni yeni işsiz yüzbinlerce gencin ortaya çıkmış olmasıdır. Bunun sebebi de yine bu iktidara uygulatılan neoliberal siyasettir. Yani tarımın yok edilmesi, esnafın yok edilmesi, bizim yaptığımız fabrikaların kapatılarak, satılarak o fabrikada çalışanların işsizleştirilmesidir. Yoksa hayvancılıkla uğraşan, esnafla uğraşan insanların ne işi vardır terör örgütünde. Çözüm de burada bataklığı kurutmak.
İkincisi, Türkiye terörle mücadele için doğru bir iş yapmıştır ve profesyonel, meslekten savaş birimleri oluşturmuştur. Onların döneminde mesela 1999 yılında Türkiye’nin kaybı birdir. 2000 yılında altıdır. Onlar bölgede teröristleri sindirmişti ve korkutmuştu. Onlar yine dışarıdan verilen talimatla kapatıldı. Savaşçılığı bilmeyen, kısa dönemde aldığı eğitimle, mesela benim ailemden bir genç Burak Okay benim yeğenim, annesi, babası Bursa’da yapıyor, bunu okuttular ve bisiklet bile almadılar ki düşer de bir yerine bişey olur. Böyle nazlı büyüttüler, ailenin bir çocuğu. Burak askere alındı, üç aylık bir eğitim, 15 günlük silah eğitiminden sonra Çukurca’ya gönderildi ve 2006 yılında Burak, Çukurca’da vücudunda altı kurşunla ve tabut içerisinde geri döndü. Burak nasıl savaşacaktı. Ben eminim ki, Burak karşısındaki insanları gördüğü zaman onlara ateş açamamıştır. Bu yanlıştır.
Üç, en önemlisi psikolojik savaşta Türkiye’ye ağır darbeler indirilmiştir. Bakınız çok açık söylüyorum ve ilan ediyorum, PKK bir Kürt örgütü değildir, PKK Kürtlerin en büyük düşmanıdır. PKK bugün güneydoğudaki Kürt halkımızı ve diğer halkları esir almıştır. O bölge benim bilmedim bir bölge değil, Kaymakamlık yaptım ben orada bilirim. O bölgedeki benim Kirvem var. Orada yaşıyor. Kirvelik çok önemlidir güneydoğu için, kardeşlik gibidir. O bölgeyi ben bilirim. O bölgede mürşitler var, benim büyüklerim var. O bölgede bizim manevi gelişmemize büyük katkılarda bulunmuş insanlar var. Abdülhakim Arvasi o bölgedendir. Dolayısıyla çok açık söyleyeyim, o bölge halkı bugün terör örgütünün elinde esirdir. Türkiye güneydoğu halkını kurtarmalıdır terör örgütünden ve çok dikkatle dinlenmesini istiyorum, terör örgütünün yöneticileri Kürt değildirler. Terör örgütü bir Kürt örgütü değildir. Ama psikolojik savaşta öyle ağır darbeler indirildi ki, güneydoğu halkı ne yazık ki, teslim olmak zorunda kalıyor.
Sunucu: Bu sorunların temelinde işsizlik, profesyonel birliğe geçilmesi, psikolojik harekat. Türkiye gerçekten yalnız da bırakıldı öyle değil mi? Bugün Ankara’da önemli bir zirve var. Türkiye bu noktadaki sitemlerini ve bizi yalnız bırakıyorsunuz serzenişlerini her zaman dile getiriyor ama bu ne kadar algılanıyor onların gözünde çünkü onlar bugüne kadar elimizden gelen desteği yaptık her anlamda diyorlar
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Tabii her türlü yaptılar, kime yaptılar? Terör örgütüne yaptılar. Terör örgütünü kırbaç gibi kullanıyorlar. Yani Türkiye hükümetlerini belli meselelerde kullanmak için vuruyorlar sonra geri çekiyorlar. Terör örgütü kapitalist emperyalizmin, global kapitalin bir kuklasıdır, bu iyi bilinsin. Yalan söylüyorlar yok böyle bir şey, onlar kullanıyorlar. Bu global manzarayı görmeyenler ve ne yazık ki, ben bugün Meclis’te bulunan siyasi partiler bu global manzarayı görmediklerini ve bilmediklerini, anlayamadıklarını üzülerek müşaade ediyorum. Neden bilmiyorlar? Çünkü okumuyorlar, dünyayı okumuyorlar, dünyayı takip etmiyorlar, dünyanın gerçek manzarasını görmüyorlar. Nereden biliyorsun? Konuşmalarından biliyorum. Mesela neoliberal poltika ne demektir? Global kapitalin içinde bunun yeri nedir? Bunlar bilinmeden büyük Ortadoğu projesinin asıl amacı nedir, bunlar bilinmeden olan biten anlaşılamaz, ondan sona bizi yalnız bırakıyorsunuz falan diye ellerini ovuştururlar, çünkü anlayamıyorlar. Mesele nedir? Bakın çok açık söylüyorum, psikolojik savaş çok önemli. Psikolojik savaş dediğim, Türkiye’de Kürt açımlı diye bir söz ortaya çıkarıldı ama sonra adı Kürt açılımı olmasına rağmen PKK saçılımı oldu. Yani Kapıdan giren terör örgütünü mensuplarının üniformalarıyla karşılanması. Güneydoğu insanı bütün insanlar gibi şuna bakıyor, kim daha kuvvetli, kimden korkmalıyım. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti mi yoksa terör örgütü mü? Kimden korkmak lazım. Güneydoğu halkını kimse suçlamasın, bütün halklar böyledir. Dolayısıyla devlet yönetimini bilmeyenler, bütün bu meseleleri bilmeyenler, kendilerine dışarıdan verilen bu talimatları yapmayı hükümet etmek zannedenler gerçeklerin üzerini sıvayanlar bunları nasıl çözecekler.
Sunucu: Şu anda ivedilikle ne yapılmalı?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: İvedilikle Demokrat Parti iktidara getirilmeli. Bugün Meclis’te bulunan siyasi partilerin, AKP’nin bütün bu meseleleri ve Türkiye’nin meselelerini çözecek bir şey yapması mümkün değildir. Çünkü onu getiren güçler ona yaptırtmazlar. Neoliberal siyaset yerine milli ekonomi uygulanacak.
Sunucu: Dönelim o zaman Türkiye’nin işsizlik sorununa. Nedir parti olarak çözüm öneriniz. Bu sene en çok konuşulan seçim vaatleri var, ekonomi olarak baktığınız da ne öneriyorsunuz Demokrat Parti olarak.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Efendim Kanal İstanbul, yani çılgın projenin iki kanadı da var bir anka kuşu. Bunları seçime 1,5 ay kala ortaya getiren sayın başbakanın gerçekten böyle projeleri olduğuna inanmak çok saflık olur. Bunlar propaganda amaçlı projeler. Hiç kimse şüphe etmesin ki, seçimden sonra unutulacak. Hani anayasa halk oylaması yapıldı, başbakan açtı bir mektubu okudu ağladı, sızladı. Sonra o mektubu yazan insanlara etmediği hakareti bırakmadı. O hakaretler devam ediyor, nerede böyle bir proje, ciddiye almak doğru değil bu tür şeyleri.
Sunucu: Sizin partinin çalışmaları ve hedefleri nelerdir?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bizim partimizin yapacağı çok açık. Bir biz öncelikle kaynakları yukarılara değil, aşağılara göndereceğiz. Hep yaptık bunu biz. Hatırlarsanız Özal’ın Türkiye’ye çağ atlatan büyük cumhurbaşkanının en çok üzerinde durduğu kavram orta direğin güçlendirilmesi kavramıydı. Biz de en çok bunun üzerinde duruyoruz. Geçmiş hükümetlerin, Sayın Demirel’in de, Menderes’in de, Bayar’ın da, Çiller’in de yaptığı buydu. Biz bu siyaseti uygulamaya mecburuz. Biz tencereyi alttan kaynatırız ama bu iktidar tencereyi üsten kaynatmaya çalışıyor. Ne demektir tencereyi alttan kaynatmak, kaynakları işçiye, memura, emekliye vereceksiniz ki, onlar rahat geçinecek. Türkiye’de kaynak var. Memura yaptığınız zaman esnafa da yapacaksınız. Neden gidip alış veriş yapacaksınız esna2f canlanacak. Esnaf rahatlayınca onlar gidecek fabrikalara, fabrikaların kapasitesi artacak.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun, ya da Bahçeli’nin söylediği onlar yapamıyor biz yapıyoruz, onlar becerikli değil, biz becerikliyiz. Onlar iyi adamlar değil, biz iyi adamlarız gibi yaklaşımlarla Türkiye’nin meseleleri çözülemez. Köktenci yaklaşım lazım, köktenci yaklaşım şudur, neoliberalizmi söküp atacaksınız, yeniden Demokrat Parti iktidarlarının uyguladığı üreterek dışa açılma modeline yani milli ekonomiye geçeceksiniz. Ekonomide çözüm budur.
“Ezberleri silip atacağız.”
Sunucu: O günkü dünya modeli ile bugünkü modeli kıyasladığınızda ciddi bir farklılık var öyle değil mi? Aslında globalleşen düzen içerisinde onu sadece milli çerçevede bırakmak ne ölçüde doğru?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çok güzel bir soru. Zaten başımızın belası bu söylemdir, yani globalleşen dünyada global şirketlere teslim olmak lazım. Yani global kapitalizmin dünyayı yutmak istemesi. Ortaya sürülen, propagandası çok yapılan hani paradigma diye bir söz var. ezberler vardır, bu ezberleri silip atacağız. Yeni liberalizmin iddiaları şu, bir her şeyi özelleştirin, özelleştirmeden başka çareniz yoktur. Hatta özelleştirirken yabancı sermaye mi diye bakmayın açın kapıları. Niye? Çünkü global kapital girecek sizi satın alacak. Bankalarınızı yabancılar satın alacak. Yabancılara teslim olmuş bir Türkiye meydana gelecek. Sadece Türkiye değil, teslim olan bütün ülkelerin başı belada. Biz dünyaya kapılarımızı kapatalım demiyoruz tam tersine global dünyanın bilgi çağı. Bilgi çağını ben getirdim bu ülkeye kavram olarak. Filozofik olarak ben getirdik ama uygulamalı olarak Demirel Özal birlikteliği getirdi 24 Ocak kararlarıyla 1980’de. Türkiye’yi dışa açmaktır. Yani burada temel tercih şu, globalizmi dünya şirketlerini Türkiye’ye doldurmak anlamında da anlayabilirsiniz, globalizmi bilgi çağı anlamında alıp, ülkemizi bilgi çağına sokacak önlemler geliştirip, bilişim sektörlerine teşvik edip, bilişim sektörlerine hibe, hibe diyorum bakınız yaptık biz sanayi gelişsin diye kaynak destekleme fonundan hibe verdik. Şimdi yine vermek lazım bilişim sektörüne.
“Oylarınızı ziyan etmeyin”
Sunucu: İnternette bir filitre uygulaması başlayacak tepki de büyük ne düşünüyorsunuz bununla ilgili?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Tam olarak neyi kastettiklerini anlamış değilim ama ondan çok daha önemli şeyler var. Sizin tercihinize bırakıyorlarsa net olarak görmem lazım doğrusu getirdikleri projeyi görmedim sadece duyduklarım var. ondan çok daha önemli bir şey var. eğer Türkiye böyle giderse, şu anda Meclis’te bulunan üç parti yine Meclis’te yer alırsa Türkiye bölünmeye doğru hızla götürülüyor. AKP farkında olmadan Türkiye’yi bölüyor. Türkiye’yi bölmek demek sadece Güneydoğu’yu bölmek değil. Ben bir tabir kullandım terörist devlet dedim, orada bir terörist devlet kurulduğu zaman işte o zaman Türkiye’nin başı belaya girmiş demektir. Çünkü o terörist devlet sizi de rahatsız edecek. Ankara’yı da, İstanbul’u da, Mersin’i de, Antalya’yı da, Trabzon’u da yani Türkiye’nin her tarafını rahatsız edecek zaten amaç bu. Türkiye’yi çökertmek. Biz iktidara geldiğimiz zaman Türkiye’yi bilgi çağına sokacağız, biz ürünlerimizi dünyaya satacağız. Bizim global şirketlerimiz, bizim kültürümüz dünyaya yayılacak. Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hacı Beştaş-ı Veli ile sembolleştirdiğimiz kültürümüzü dünyaya yayacağız. Yaptım, yine yaparız. Kültür Bakanı olarak yaptım, şimdi başbakan olarak yaparım. Yani dolayısıyla asıl çözüm ve asıl konuşulması gereken konu yurttaşlarımız bu seçimde oylarını ziyan etmemelidir. Oyları ile ülkeye zarar vermemelidirler. Oy pusulasının ikinci sırasındaki Kırat’ı seç, Kırat’ın altına mührü vurmazlarsa oyları ziyan olur, oylarıyla ülkeye zarar vermiş olurlar.
Sunucu: Kuşkusuz sizin söylediğiniz gibi Türk halkının oylarıyla Türkiye’ye nasıl yön verdiğini göreceğiz. Yeni Türkiye’yi yeni süreci konuşacağız hep beraber. Ana çerçevesiyle hedeflerinizi değerlendirmiş olduk. Sayın Zeybek çok çok teşekkür ediyoruz, size de başarılar diliyoruz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Oyunuzu mutlaka ikinci sıradaki Kırat’a verin ki, sizin de oyunuz ziyan olmasın, oyunuzla ülkeye zarar vermeyin.