Genel Başkan Namık Kemal Zeybek SKY Türk Ana Haber’e konuk oldu.. ( 15.06.2011 )
“Genel Başkana İhtiyacımız Yok”
“Genel Başkan ihtiyacımız da yok. Genel Başkan ihtiyacımız olursa buna dışarıdan kimse karar veremez ancak kendi teşkilatımız, delegelerimiz böyle bir ihtiyaç duyarlar, iradelerini ortaya koyarlar, karar verirler ve o kararın gereği de yerine gelir, hepimiz de bu karara saygı duyarız. Böyle 20-30 kişi gelecek, grup kuracak, böyle şeylerin aslı yok, tamamen uydurma haberler.
(DP Basın Merkezi – 15 Haziran 2011 ) -Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, SKY Türk Ana Haber’de yaptığı açıklamada, “Genel Başkan ihtiyacımız yok. Genel Başkan ihtiyacımız olursa buna dışarıdan kimse karar veremez ancak kendi teşkilatımız, delegelerimiz böyle bir ihtiyaç duyarlar, iradelerini ortaya koyarlar, karar verirler ve o kararın gereği de yerine gelir” dedi
Namık Kemal Zeybek, soruları şöyle cevaplandırdı:
SUNUCU: Sayın Namık Kemal Zeybek Ankara stüdyo konuğumuz. Sayın Zeybek hoş geldiniz yayınımıza.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sağolun, teşekkür ederim.
SUNUCU: Siz de şaşırdınız herhalde iki gündür konuşulanlara, yaptığınız açıklamadan bunu anlıyorum.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çok şaşırmadım. Çünkü bu konuşmaların daha önce de yapıldığını biliyorum. Şimdi Demokrat Parti bir kurultay yaptı, beş ay oldu.
Öpücüklerin, alkışların ve el sallamaların oy anlamına gelmediğini biliyorum. Oy vermek için başka bir çok etken söz konusu, sadece ilgi ve sevgi yetmiyor.
Biz şimdi bu ilgiyi ve bu sevgiyi oya dönüştürmek için çalışmalara başlıyoruz ve başladık. Bizim cephemizden durum bu. Sayın Başbakan bütün seçim çalışmaları boyunca, her konuşmasında kendine göre bir taktik geliştirdi. Ne umdu bilmiyorum ama ‘Demokrat Parti’ye oy gitmesin, Demirel bile DP’yi desteklemiyor, CHP’yi destekliyor’ diye bir söylem geliştirdi ve bu söylem tuttu. O kadar tutu ki, Sayın Demirel’in aksi açıklamaları çok fazla dikkat çekmedi. Seçimden önce otobüste benim yanımda oturan ve listeye giremeyen eski bir CHP’li bana bu projeyi anlattı. Yani, ‘sayın Demirel CHP’ye 35 kişi soktu’ dedi. Böyle bir şey yok dedim. Sayın Livaneli’nin masa başı düzmece bir haber yaymadığını zaten kendi partisi içindeki yaygın bir söylentiyi haber haline getirdiği belli oluyor.
Bir gazeteci arkadaşımız bana, ‘bu işin aslı astarı ne?’ diye sorduğu zaman dedim ki; aslı CHP’nin. Bugünkü CHP yönetimini yıpratmak isteyen muhalif kanadın bir söylemi. Bu söylemin astarını da sayın Başbakan çekti ve böylece aslıyla astarıyla bir düzmece haber yayıldı gitti.
“Genel Başkan İhtiyacımız yok”
Bizim cephemizden böyle bir şey yok. Yani genel başkan ihtiyacımız da yok. Genel Başkan ihtiyacımız olursa buna dışarıdan kimse karar veremez. Ancak kendi teşkilatımız, delegelerimiz böyle bir ihtiyaç duyarlar, iradelerini ortaya koyarlar, karar verirler ve o kararın gereği de yerine gelir, hepimiz de bu karara saygı duyarız. Böyle 30 kişi, 20 kişi gelecek grup kuracak, böyle şeylerin aslı yok, tamamen uydurma haberler.
Söylediğimiz bu. Biz yolumuza devam ediyoruz, genel başkanımız var, kurullarımız var, kurullarımızın yetkileri var, yetkileri kullanarak yolumuza devam ediyoruz ve inşallah bu sonuçlar ne olursa olsun biz ayağa kalktık. Bugün artık Demokrat Parti Türkiye’nin gündeminde var ve fikirlerimiz geniş bir halk kitlesi tarafından ilgiyle karşılanıyor. İlgi ve sevgi var biz şimdi bunu oya dönüştürmenin mücadelesini vereceğiz. Bu işin görüntüsü bu.
“Hayali söylemler.”
SUNUCU: CHP’den kopan birkaç ismin partinize gelme olasılığı ile ilgili de bir açık kapı bırakıyorsunuz değil mi?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Böyle bir şey söz konusu değil. Söz konusu olursa buna da karar verecek olan yine bizim yetkili kurullarımızdır. Bizim tüzüğümüze göre bir başka partiden seçilen milletvekilinin partiye üye olarak kabul edilebilmesi için Genel İdare Kurulu’muzun karar vermesi lazım. Buna ben de karar veremem. Biz meşruiyetçiyiz. Biz hem yasalara hem de kendi yasamıza saygılıyız. Başka da bir şey yapamayız. Tüzüğümüze göre gerçekleşme durumu ancak böyle olur.
Ama böyle dışarıdan gelecek, genel başkan olacak, bunlar tamamen hayali söylemlerdir, gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Zaten Sayın Haberal’ın sözcüsü de, Sayın Sinan Aygün de çok şiddetlenmiş, hiddetlenmiş, ‘iftira’ diyor. Demek ki böyle bir konuyu, iftira kavramı içerisine koyacak kadar sert. Sayın Tayan bir şeyler söylüyor. Yani biliyoruz ki; CHP, merkez sağdan oy alabilmek için böyle bir planlama ile, merkez sağ diye bilinen bir takım insanları aday gösterdi, bu siyasi hayatımızda olagelen işlerdir.
Sözgelimi AKP’de de solcular var, Marksistler var. Hatta çok ağır suçlarla yargılananlar var, tutuklular var. Mesela 12 Eylül’den sonra Marksist devrim yapmakla yargılanıp, bugün bakanlık yapan bir zatın oradan ayrılıp, gidip Türkiye Komünist Partisinin başına geçeceğini söylemek ne kadar akılla, mantıkla bağdaşırsa. Yani Hayatlarının bir döneminde merkez sağ diye adlandırılmış, yada bizden aday olmuş veya olmamış, öyle bilinmiş birtakım insanların şimdi CHP’den milletvekili seçildiler diye hemen ayrılıp gelip, grup kurup, genel başkanlığı da alıp Demokrat Parti’li olacaklarını kurgulamak da aynı şekilde gerçeklerle bağdaşmayan bir iddiadır.
“CHP içinde sıkıntı hiç bitmez”
SUNUCU: Bu merkez sağ adayların anamuhalefet içinde bir sıkıntı yarattığını, ya da bundan sonraki süreçte yaratacağına inanıyor musunuz?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Zaten sıkıntı onların adaylığı ile başladı. CHP içinde sıkıntı hiç bitmez. CHP’nin bir özelliği de keskin hizipler partisi olmasıdır. Hep böyle olagelmiştir. Bilinen bir konu bu. CHP bir anlamda hizipler ve o hiziplerin hesaplaşması anlamında sürekli kurultay partisi olarak bilinir ve bizim demokrasi tarihimizde en çok kurultay yapan parti CHP’dir. Bunun da sebebi, ilkeli ya da ilkesiz hizipleşmelerin olmasıdır. Bakın ilkeli ya da ilkesiz diyorum. İlkeli dediğim, yani bir fikre dayalı hizipleşmedir, görüş ayrılığından kaynaklanan bir hizipleşmedir. İlkesiz dediğim de, eş, dost, arkadaş, ahbap, çavuş ilişkisine dayalı hizipleşmelerde olmuştur. CHP’nin tabiatında bu vardır. Şimdi de yine bir kazaya kurban giden eski genel başkan ya da götürülen, o da tam olarak belli değil. Belli bir amaçla götürülen Genel Başkan’dan sonra onun taraftarları da parti içinde güçlü olarak devam ederken, yeni bir genel başkan gelmiştir. O genel başkan kadrolaşmıştır. O kadro içinde olamayanların ilkeli, ya da ilkesiz hizipleşmeleri canlanmıştır.
Yani CHP’nin içinde olanlar, olmayanlar bir kazanı kaynatırken, böyle bir fırsatı da değerlendiriyorlar. Ben onların şahsından gelen bir problem olmayacağını, tecrübeli bir siyasetçi olarak, Türk siyasi hayatını 50 yıldan beri takip eden ve içinde bulunan bir kişi olarak, uzman sıfatı ile görüşlerimi soruyorsanız uyum sağlayabilirler, hiçbir sorun olmaz. Zaten orayı tercih ettiklerine göre, gidip oradan aday olduklarına göre, adaylıkları da kabul edildiğine göre demek ki, CHP’ye mensubiyet duyuyorlar, dolayısıyla uyum sağlayıp orada kalabilirler. Kalmazlarsa da gelişmelere göre ne olacaksa olur.
“Kısa zamanda, barajı aşıyoruz noktasına getirmek mümkün olmadı.”
SUNUCU: Malum tabi ki. Sandıkta umut ettiğini bulamayan partiler açısından, muhalefet açısından baktığımızda ve artılarıyla, eksileriyle iç hesaplaşma süreci var. Bu noktada mesela Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Yalçın Topçu’nun bir istifası var. Bazı noktalarda parti içi dengelere baktığımızda böyle talepler gelebiliyor. Demokrat Parti açısından baktığımızda süreç nasıl? O parti içi hesaplaşma, artılarıyla, eksileriyle sürece bakma noktasında değerlendirmeler yapılıyor mu? Önümüzdeki sürece ilişkin nasıl beklentiler içerisinde olalım partinizle ilgili?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Efendim Demokrat Parti bilindiği üzere bu ülkenin en köklü siyasi partisidir. Demokrat Parti, Adalet Partisi sonra Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi sonra bu ikisi birleşti yeniden Demokrat Parti haline geldi.
Ancak bu süreçte belirli sebeplerden, en son olarak da Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi’nin birleşme sürecinden partinin gelişmesini sağlayacak bir gelişme umulurken, beklenirken, çok çeşitli sebeplerle, onları uzun uzun konuşmak mümkün.. ne yazık ki gelişme yerine sanki iki ayrı ırmak gelip birleşirken, partiyi aşağıya doğru götürdü ve Demokrat Parti Türk siyasi hayatının gündeminin dışına, ‘ötekiler’ arasına itildi. Çok da adı geçmez hale geldi.
Ama bu duruma razı olmayan Demokrat Partili seçmen, delegeler ve bilhassa İl başkanları ve teşkilat bir çözüm arayışına gitti. Yani bu duruma razı olmaları mümkün değildi. Çünkü onların daha hatıraları canlı olan iktidarda oluşları vardı. İktidar deneyimleri vardı ve beklentileri vardı. Yani Demokrat Parti teşkilatı bu duruma razı olamazdı. Bir çözüm arayışına doğru yönelindi. Doğrudan doğruya örgüt, teşkilat buna yöneldi. Önce bilindiği üzere çok kısaca hatırlayalım. Eski Genel Başkan Tansu Hanıma bir ilgi doğdu. Ama o siyasete girmeyeceğini söyledi ve bunu reddetti.
Bunun üzerine partiye bir yıl önceden girmiş olan, yani siyasetin dışında kalmışken yeniden siyasete dâhil olan ve partiye girmiş olan şahsıma, Namık Kemal Zeybek’e karşı çok yoğun, yani 72 il başkanının imzasıyla bir adaylık söz konusu oldu. Herkes de bunu biliyor. Burada Genel Başkanlık ile teşkilat, seçmen, fikriyat dokusu arasında bir uyum meydana geldi ve parti hızla canlanmaya başladı. Ama süreç öyle bir süreçti ki bu süreç içinde bu kısa zaman içinde bunu oy’a dönüştürme ve biz barajı aşıyoruz noktasına getirmek mümkün olmadı.
“Türkiye’de dört parti varmış gibi davranıldı.”
Ben biliyorum, herkes de biliyor ki; Demokrat Partiye oy vermeyi düşünen, partimiz canlandı ve partimize oy verelim diyen, birçok taraftarımız, yurttaşımız hep şu baskı altında kaldılar; Kimisi;‘Vermeyi istiyoruz ama oylarımız boşa gidecek’ dedi.
Kimisi; ‘biz barajı aşmayacak olan partimize oy verirsek, AKP’nin işine yarayacak’ dedi. Kimisi de; ‘CHP’nin işine yarayacak’ dedi.
Bize oy vermeyi düşünen pek çok yurttaşımız bütün o gördüğümüz alakaya, sevgiye, tezahüratına rağmen, gittiler başka partilere oy verdiler.
Bir de bir tanzim vardı. Siz de bir basın yayın kuruluşusunuz ama bu süreci hepimiz hatırlayalım. Sanki Türkiye’de dört parti varmış gibi davranıldı. Yani AKP, CHP ve MHP, birde PKK’nın uzantısı olan siyasi partiden başka hiçbir parti yokmuş gibi.. Mesela ben Bayburt’ta miting yaptım. Sayın Başbakanın mitinginden iki misli daha coşkuluydu ve çok daha kalabalıktı. Ama o miting yer almadı basın yayında. Ben konuşmalar yaptım. Yani Türkiye’nin pek çok meselesini, iki adamızın yunanlılar tarafından işgal edildiğini gündeme getirdim. Bir uluslararası firmanın halkımızı zehirlediğini, yani içine şeytan girmiş ürünlerin başka yerlerde yasak olduğu halde Türkiye’de satıldığını, serbest satıldığını ve bunun da 2009’da Tarım Bakanlığı’nın bir kararnamesiyle, bir yönetmelikle gerçekleştiğini söyledim. Bütün bunlar, bakınız belki siz bile duymadınız. Türkiye’nin gündemine getirilmedi.
“Görevi bırakmayı düşünmüyorum.”
Sanki, üç parti ve artı BDP olsun gibi bir tanzim içinde meseleye bakıldı. Biz bütün bunlara rağmen, sesimizi duyurduk..Başkaları da siz de fırsat verdiniz. Duyurduk ama hep ‘barajı aşmayacaklar, aşamayacaklar’ damgasıyla bu durum doğdu.
Bana telefon eden il başkanlarımız benim açıklamamdan önce korkularını ifade ediyorlardı. Diyorlardı ki; ‘Sayın Genel Başkan. Sakın görevinizi terk etmeyin, sakın ayrılmayın’ diyorlardı.
Ben de Bana bir görev verdiniz, daha yeni başladık. Beş ay oldu. Daha alışkanlık dönemi, seçim kampanyası sürecimiz geçmedi. Ben bırakmam’ dedim. Şu anda bizde tersine bir baskı var ‘Sayın Genel Başkan sakın görevinizi bırakmayın’ diye. Zaten benim de hiç öyle bir niyetim olmadı. Aklımın ucundan bile geçmedi. Yeni aldığım bir görevi tam partiyi ayağa kaldırmışken, bırakmayı filan düşünmüyorum. Ama yine söylüyorum. Ne olursa olsun. Biz buraya, bir eski genel başkanımızın söylediği gibi, bir gezegenden ufoyla filan gelmedik. Bizi buraya teşkilatımız getirdi. Teşkilatımızın iradesi ne şekilde ortaya çıkarsa elbette ki biz ona razı oluruz. Hiçbir şekilde de başladığımız işi yarım bırakmayız. Bir başka kişi Genel Başkan seçilirse, ona da bütün gücümüzle, yeteneğimizle, birikimimizle destek oluruz. Çünkü Demokrat Partiye Türkiye’nin bilhassa şimdi şiddetle ihtiyacı vardır.
SUNUCU: Partimizin kapısını çalan olursa da bunun değerlendirmesini partimiz içerisinde yaparız diyorsunuz. Bunun son noktasını da böyle koyalım.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bunu Genel İdare Kurulu yapar. Yetki onlarındır.
SUNUCU: Sayın Zeybek, çok çok teşekkür ediyoruz değerlendirmeleriniz için.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çok teşekkür ederim, sağ olunuz.