ÇARE VAR

Türkiye’nin siyasi tarihinde demokratik duruşun simgesi olarak anılan ve aziz milletimizi siyasetin etkin bir öznesi haline getiren, millet ile bürokratik devlet geleneği arasında bir uzlaşma köprüsü olan Demokrat Parti, temsil ettiği demokratik ruh ve hizmet azmiyle bugün yeniden karşınızdadır.

Pusulasını kaybetmiş siyaseti, Türkiye’yi, demokrasiden ve milletten aldığımız güçle yeniden yörüngesine oturtma, siyaseti milletimizin gerçek gündemi ile buluşturma, kronik hale gelen toplumsal/siyasal huzursuzluğu ortadan kaldırma azim ve kararlılığı içinde, köylü, çiftçi, esnaf, işçi, memur, emekli ve milletimizin bütün kesimlerini “merkez sağ”ın, Demokrat Parti’nin çatısı altında birleşmeye, siyasi hayatımızda “aklıselim”i hâkim kılmaya davet ediyoruz.

Bilindiği gibi Türkiye’de siyaset, her geçen gün bir çözümsüzlük girdabının içine sürüklenmekte, halkımızın gerçek gündemi AKP-CHP kutuplaşması içerisine hapsedilmektedir. Düşündürücü olan, bu kutuplaşmayı belirleyen ana temaların, milletimizin sahibi olmaktan gurur duyduğu öz değerleri olmasıdır. Bilinmelidir ki, demokratik toplumların hiçbirinde değerler, birer çatışma konusu olarak siyasal alana taşınmamıştır. Değerler eksenine oturtulan bir çatışma ortamında, ne demokratik bir tutum geliştirilebilir, ne de toplumun gerçek gündemine ilişkin meşru talepler gerçek anlamda siyasal karşılıklarını bulabilir.

Bugün, Türkiye’nin içinde bulunduğu durum tam da budur. Mevcut iktidarın, yani AKP’nin, milletimizin gerçek gündemine karşılık gelen çözümleri üretememesi, siyasetin sürekli bir kriz ve çatışma alanı haline gelmesi, milletimizin gerçek sorunlarının gündemden kaçırılması, sayısal çoğunluğa rağmen muktedir olamama ve “yönetemeyen bir demokrasi” görüntüsü, siyasal alanın iktidar partisi tarafından “değerler çatışması” üzerine inşa edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Ana muhalefet partisi CHP için de aynı durum söz konusudur. Ana muhalefet partisi de kendini “değerler çatışması” ekseninde inşa edilen siyasal alanın içinde konumlandırmış ve milletimizin ortak değerlerine ilişkin hassasiyetleri siyasete tahvil etme arayışı içine girmiştir. Değer çatışması üzerine konumlandırdığı siyaset tarzı yüzünden, iktidarın alternatifi ve siyasal bir çözüm odağı olamamış, sergilediği bu tutumla iktidarın değerler alanına hapsettiği siyasal mücadeleyi gerçek zeminine taşıyamamıştır.

Mecrası değişen siyaset kurumu, milletimizin, toplumsal, siyasal, ekonomik taleplerini karşılama kabiliyetini kaybetmekte, bu taleplerin karşılanamaması ise, öncelikle bir “adalet sorunu”nu ortaya çıkarmaktadır. Adalet duygusunun zaafa uğraması, toplumsal/siyasal çatışmaları kronikleştirmekte, siyasete olan güveni sarsmaktadır. Böyle bir güvensizlik ortamında devlete, siyasete olan güven duygusu aşınmakta, suç oranları artmakta, toplumsal/siyasal birliğin sağlanması zorlaşmakta, milletimizin bütün fertlerini birleştiren kardeşlik duygusu yara almakta, olası kardeş kavgalarının önü açılmaktadır.

Bu manzara, siyasetin ve devletin hem içerde hem de dışarıda itibar kaybına neden olmuştur. Özellikle AKP’nin iktidar olduğu 2002 sonrasında, bu itibar kaybı muhataplarımızın resmi yaklaşımlarına açık bir şekilde yansımıştır. Dış politika alanında yapılan hatalar, toplumsal, siyasal, ekonomik alanda sergilenen adaletsiz politikalar, toplumu kutuplaşmaya yönelik siyasal söylemlere dayanan ajitasyonlar, içeride, kendi vatandaşları nezdinde de siyasetin itibar kaybına sebep olmaktadır.

Gelinen noktada, siyasal mücadelenin değerler üzerinden yapılması artık, milletimizin önünü tıkamaya başlamıştır. Bu tıkanmanın bilincinde olan milletimiz, siyaset eliyle adalet sorununa, kardeşlik duygusunun zayıflamasına, itibar kaybının önlenmesine yönelik olarak çare aramaktadır.

İnsanlarımız, siyaset kurumundan, öncelikle, adalet talep etmektedir.

Milletimiz, bütün fertlerinin kardeşlik duygusu ile bütünleşmesini sağlayacak tedbirlerin bir an önce alınmasını istemektedir.

Siyasetin asıl mecrasına geri dönmesini ve yaşanılan itibar kaybının önlenmesini beklemektedir.

Siyaset, milletin ortak değerleri üzerinden yeni çatışma eksenlerini tetikleyen bir kurum değildir. Siyaset kurumunun ve siyasetçinin görevi, toplumsal alanda oluşmaya yüz tutan çatışmaları, ortak bir zeminde, demokratik dili, demokratik uzlaşma mekanizmalarını kullanmak suretiyle yumuşatmaktır.

Milletimiz, AKP ve CHP’nin siyasal rant sağlamaya yönelik kutuplaştırıcı siyasal üslubuna, ajitatif siyasal diline mahkum ve mecbur değildir. Çünkü artık Demokrat Parti var. Çare var.

Adaletin toplumsal, siyasal, ekonomik alanda yeniden tesis edilmesini sağlamak için, toplumsal/kültürel genetiğimizde var olan dayanışma duygusunu harekete geçirmek ve tek devlet, tek bayrak altında kardeşlik duyguları ile yaşamanın yollarını bulmak için, siyasete, Türkiye Cumhuriyeti’ne içerde ve dışarıda itibar kazandırmak için, artık çare var.

Demokrat Parti olarak, dayandığımız siyasal geleneğin biriktirdiği tecrübe ile siyasal alanda yaşanan kutuplaşmayı çözmek için, Türk siyasetini içine girdiği çıkmazdan kurtarabilmek için, siyaseti, milletin değerlerini metalaştırmayı alışkanlık haline getirenlerin gölgesinden kurtarmak için, halkın gerçek gündemini oluşturan sorunların çözümü için, çatışmalardan uzak durmak, uzlaşmayı siyasal dilin merkezine yerleştirmek için, aynı ateş etrafında “biz”-“hepimiz” idraki içerisinde adaleti temin edilmiş, kardeşlik bağları güçlenmiş, itibar gören bir ülkenin vatandaşları olabilmek için, artık Demokrat Parti var!

Demokrat Parti, zıtlaşma yerine uzlaşmanın, kutuplaşma yerine kucaklaşmanın, öfke yerine sevginin, ayrımcılık yerine eşitlikçiliğin, kayırmacılık yerine adaletin, düşmanlık yerine kardeşliğin, aşağılanma yerine itibarın tek adresidir. Bu adrese giden yol da, zaman da bellidir. 22 Temmuz 2007’de yapılacak seçimler Türkiye’yi “huzurlu insanların ülkesi” haline getirmek için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı “aklıselim”ine inandığımız kentlisiyle, köylüsüyle, sanayicisiyle, işçisiyle, memuruyla, esnafıyla, milletimizin bütün kesimlerinin en iyi şekilde değerlendireceğine inancımız tamdır.

Siyasetin gerçek efendisi millettir.
Son sözü de elbette o söyleyecektir.

Mehmet Ağar
Demokrat Parti Genel Başkanı
 
  | Ana Sayfa | Geçmişten Günümüze | Amblemimiz | Teşkilat | Linkler |

                DEMOKRAT PARTİ
Adres: Akay Caddesi No:16 Kızılay/Ankara Tel: 0 312 444 1946-0 312 416 86 00 Faks: 0 312 416 86 38
e-mail: dp@dp.org.tr

Copyright ©
DP Bilgi İşlem Merkezi