SOSYAL HAYAT

Güçlü Aile

Söze aileden başlamak, olması gerekeni ilandan ibarettir. Siyaset, bir arada huzur ve güvenlik içinde yaşamanın anahtarı ise siyaseti bu yönüyle var edebilmenin hareket noktası insandır. insanın var olduğu en küçük topluluk olan aile, değerler sisteminin ilk başlangıcı ve hatta değerlerin pek çoğunun da kaynağıdır. Aile sadece bireylerin değil en önemli toplumsal ara kurum olma vasfıyla toplumsal değerlerin de en önemli kaynağıdır.

İşte bu özellikleri nedeniyle toplumsal huzur ve güvenin, birlikte ilerleme ve kalkınmanın anahtar kavramı olarak karşımıza aile çıkar.

Siyasal partilerin toplumsal talep ve beklentileri aldıkları ve uygulamalarını yöneltecekleri muhatap ailedir.

Bugün sıkıntı diye andığımız pek çok problem, ailenin zayıflaması ve fonksiyonlarını yitirmeye başlaması ile pekişmiş “çözümsüz” hale gelmiştir. Toplumsal dayanışmanın azalması, mahallenin dağılması ile zayıflamışken hangi “fon”u kurarsak kuralım, hangi “kartı” çıkarırsak çıkaralım, kalıcı ve sağlıklı bir çözüm bulamayız.

Eğer aileyi güvenli ve güçlü kılarsak biliriz ki; kızlar okula gidecek, töre cinayetleri bitecek.

Sağlık, eğitim politikalarını aileyi güçlendirmek temeline dayalı olarak gören politikaların toplumsal getirisi düşünülenin ötesinde olacaktır.

Bu çerçevede;

• Sosyal güvenlik reformunda güçlü memur ailesine dönük olarak; memurların “kullanılmamış yıllık ücret” hakkına kavuşturulması,

• Emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatlarının aynı seviyeye çekilmesi,

• Aile büyüklerinin, yine aile ortamı içinde kalmasının sağlanmasını teşvik amacıyla gerektiğinde sosyal güvenlik ağından maddi destek sağlanması,

• 65 yaş üstü vatandaşlarımızın kaplıca ve termal tesislerden belli oranlarda ücretsiz yararlanmalarına dönük olarak “turizm tahsis sisteminde” koşullar getirilmesi,

• Ailede birden fazla üniversite öğrencisi bulunması durumunda ihtiyaç durumuna göre en az birinin karşılıksız öğrenim yardımı alması,

• Ev kadınlarının aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla girişeceği faaliyetlerin desteklenmesi bu kapsamda “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü”nün koordinasyonunda kredilendirme ve iş geliştirme eğitimi imkânlarının sağlanması,

• Ailenin ve mahallenin toplumsal hayatın aktif unsurları kılınması amacına dönük olarak muhtarlıkların siyasal hayata katılım açısından teşvik edici uygulamalar yapması, mahalli bazda sivil oluşumlar kanalıyla mahalle bilincinin artırılmasının sağlanması söz konusu olmalıdır.

• Güçlü ailenin barınma ihtiyacı göz önünde bulundurularak konut ve iskân politikaları belirlenirken, sadece büyük şehirlerde değil, Anadolu’nun her köşesinde toplu konut uygulamalarının planlaması ve uygulamasının gerçekleştirilmesi, ipoteğe dayalı konut kredilendirilmesi sisteminde büyük şehirler dışındaki yerleşim birimlerinde ek teşvikler getirilmesi, gibi yaklaşımlar “güçlü aileler eliyle güçlü Türkiye” inancının somutlaşmasını sağlayacaktır.

Kadın Politikamız

Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan kadınlar, çağdaş bir ülkede olması gereken haklara ve statüye sahip değillerdir. AKP iktidarında kadınların durumunu düzeltmeye dönük somut hiçbir adım atılmamıştır.

Demokrat Parti’nin varlık nedenlerinden en önde geleni, Türkiye’deki herkesin insan onuruna yakışır bir biçimde yaşamasına imkân verecek toplumsal iklimi var etmektir. Bu hedefe ulaşma doğrultusunda Demokrat Parti, kadınların eşit yurttaş ve eşit birey olma mücadelelerine destek olmanın ötesinde, kadının Türk toplumundaki statüsünün en üst düzeye çıkarılmasını sağlayacak adımları süratle atma kararlılığını taşımaktadır. Eşitlikçi bir demokratikleşme ve özgürleşme anlayışı çerçevesinde, kadınların tüm taleplerini kalıcı ve işler politikalar haline getirecektir.

Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması Türkiye’nin demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu doğrultuda her şeyden önce “günlük yaşamın demokratikleşmesi” gerekmektedir.

Türkiye’nin dört bir yanından kadınlar, günlük yaşamın zorluklarını kadın olmak ortak paydasında, farklı biçimlerde ve yoğunluklarda yaşamaktadırlar.

Demokrat Parti, kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını siyasi gündemin ana konularından biri haline getirecek, kadını ve kadının emeğini görünür kılacaktır. işlevsel politikalar geliştirmek suretiyle, kadınların tüm sorunlarına kalıcı çözümler bulacaktır. Nihai hedefimiz, kadın-erkek eşitliği konusunda Türkiye’de köklü bir zihniyet değişikliğini sağlamaktır.

Kadınlara yönelik 6 temel hedefimiz var:

Kadın Yoksulluğunu Tarihe Gömeceğiz

Türkiye’de yoksulluk sınırı altında yaşayanların % 66,35’i kadınlardır. Ev içinde ve dışında görünmez kılınan emekleriyle, tüm imkânsızlıklara rağmen gün boyu mucizeler yaratan kadınlarımız bunu hak etmemektedir.

Yoksullukla mücadelenin bir hayır işi değil, bir yükümlülük olduğunun bilinciyle, tüm kadınların fırsatlara ve kaynaklara eşit ulaşımını garantileyecek kurumsal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.

Bu amaçla,

• Kadın yoksulluğunu önleyecek istihdam imkânları oluşturacağız. Çocuk bakım hizmetleri başta olmak üzere destek politikalarını hayata geçireceğiz.

• İş kurmak isteyen kadınlara, düşük faizli ve uzun vadeli kredi imkânı sağlayacağız.

• İstihdama yönelik meslek edindirme kurslarını yaygınlaştıracağız.

• Kayıt dışı çalışan kadınlara emeklerinin değerini yansıtan bir ücret, sosyal güvence ve düzgün çalışma saatleri sağlayacağız.

• İşgücü piyasasına girişte, yükselmede ve çıkışta kadınlara karşı ayrımcılık uygulamalarını tamamen gidereceğiz.

• Eşit değerdeki işe eşit ücret ödenmesi ilkesini gerçekçi biçimde uygulayacağız.

• Yoksulluğun azaltılması çalışmaları kapsamında, BM Kalkınma Programı ve AB Eşitlik Müktesebatı çerçevesinde hazırlanan politikaları göz önünde bulunduracağız.

• Ev kadınlarını, sosyal güvenlik çatısı altına alarak emeklilik hakkına kavuşturacağız.

Türkiye’de Kadınlar Erkeklerle Eşit Olacak

Demokrat Parti, “eşit hak”, “eşit sorumluluk”, “eşit pay”, “eşit birey” ve “eşit vatandaş” yaklaşımlarıyla kadın-erkek eşitliğini sağlayacaktır.

Bu amaçla,

• Anayasa’nın 10. Maddesi, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve iş Kanununda var olan eksiklikleri gidereceğiz.

• Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nda kadın-erkek eşitliğini sağlayacak düzenlemeleri yapacağız.

• Kadınlarımız için genel ve yerel seçimlerde kota uygulayacağız.

• Siyasete kadınının katılımı ve temsilini artırabilmek için tüm siyasi partilerin kadın kolları ve kadın sivil toplum örgütleri arasında, partiler üstü bir işbirliği platformunun oluşturulmasına öncülük edeceğiz.

Çalışma Hayatında Kadının Yerini Güçlendireceğiz

Türkiye’de geleneksel toplum yapımızda halen yaygın olarak kadının yeri evi olarak görülmektedir. Halbuki, modern toplumlarda çalışma hayatında kadınların etkin ve eşit bir biçimde yer alması gerekir. Demokrat Parti, çalışma hayatında kadının varlığını ve yerini güçlendirmek için aşağıdaki adımları atacaktır:

• Kadınlarımızın çalışma ve ev yaşamlarını uzlaştırmak için destek politikalarını uygulamaya sokacağız.

• Ebeveyn iznini düzenleyen yasa tasarısını acilen TBMM’den geçireceğiz. Devlet, yerel yönetimler ve özel sektörün katkılarıyla, çocuk bakım hizmetlerine kalıcı çözümler getireceğiz. İhtiyacı olan tüm kadınların çocuklarına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sunacağız.

• Kayıt dışı çalışan kadınlarımızın haklarını yasal düzenlemelerle teminat altına alacağız.

• Tarım ve iş kanunlarında, kadınlarımızın mağduriyetini giderecek düzenlemeleri acilen yapacağız.

• Kadın ve erkek çalışanlar arasındaki ücret eşitsizliğini ortadan kaldıracağız.

• İşe başvurmada, alınmada, yükselmede ve çalışma şartlarında kadına yönelik ayrımcı uygulamalara son vereceğiz.

• İş yerinde cinsel tacizin engellenmesi için yasal düzenlemelerin etkili bir biçimde uygulanmasını sağlayacağız. İş yerinde cinsel tacizin kökünü kazıyacağız.

• Doğum izninden dönen kadınlar için aynı veya eşdeğer işte çalışma şartlarını oluşturacağız.

• 6 aylık ücretsiz izin kullanan kadınların iş güvencesini sağlayacağız. Ücretsiz izin kullanan kadınların izinli olduğu sürede işvereni tarafından sigorta primlerinin ödenmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağız.

• Analık sigortası uygulamasında var olan eksiklikleri gidereceğiz.

Eğitimsiz Kadınımız Kalmayacak

Her bireyin bilgi edinme, bilgiyi kullanma ve yayma hakkına ve bu doğrultuda düşüncelerini ifade özgürlüğüne inanan Demokrat Parti, kadınların eğitimini, Türkiye’de bireysel özgürlüğün gelişmesinde, demokrasinin kök salmasında ve sorunların çözümünde olmazsa olmaz bir ön şart olarak görmektedir.

Bu hedefe yönelik olarak,

• Eğitime eşit ulaşılabilirliği sağlayacağız.

• Türkiye’de okuma yazma bilmeyen kadın kalmayacak.

• Kadınların mesleki eğitiminin yaygınlaştırılmasına özel bir önem vereceğiz.

• Ders kitaplarında cinsiyet ayrımcılığı içeren her türlü ifadeyi temizleyeceğiz.

• Kız çocuklarının eğitimi için yatılı bölge okullarını yaygınlaştıracağız.

• Kadınlar için sürekli eğitim ve yaşam boyu eğitim veren toplum merkezlerini, kent ve kırsal bölge ayrımı yapmaksızın yaygınlaştıracağız. Sivil toplum örgütlerinin bu merkezlerle eşgüdüm halinde kadınların temel sorunlarının çözülmesinde öncü rol oynamalarının önünü açacağız.

Sağlıklı Kadın Sağlıklı Toplum Demektir.

Demokrat Parti, kadın sağlığını bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Bebekliğinden, genç kadınlığına, olgunluk döneminden yaşlılığına kadar hayatının çeşitli evrelerinde kendilerine özgü sağlık sorunları olan kadınlara, koruyucu sağlık hizmetleri ücretsiz olarak sunulacaktır.

• Doğan her çocuğa, nüfus cüzdanıyla birlikte sağlık kartı da verilecektir.

• Sağlıklı nesillere sahip olabilmek için genetik danışmanlık hizmetlerini yaygınlaştıracağız.

• Ana-çocuk sağlığı hizmetleri devlet tarafından ücretsiz sunulacaktır.

• Sağlıklı çocuklar yetişmesi için anne eğitimi programları düzenleyeceğiz.

• Çocuk ruh sağlığıyla ilgili danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ücretsiz olarak sunulacaktır.

• Riskli gebeliklerin izlenmesi için gerekli donanım ve personelle donatılmış sağlık merkezlerini yurt genelinde kuracağız.

• Menopoz ve yaşlılık danışma merkezlerini kuracağız.

Türkiye, Kadına Yönelik Şiddetin Sıfırlandığı Bir Ülke Olacak.

Demokrat Parti, kadına yönelik şiddetin, sınır, milliyet, sınıf, din farkı gözetmeksizin tüm insanlığın en büyük insan hakları ihlallerinden biri olduğu görüşünden hareketle, kadına yönelik şiddeti, bir daha gelmemek üzere Türkiye’den silmeyi bir hedef olarak belirlemiştir. Bunun için,

• Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, Medeni Kanun, Ailenin Korunmasına Dair Kanun, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu, 1550 Sayılı Belediyeler Kanunu’nda kadına yönelik şiddetle mücadele ve şiddete maruz kalan kadınlara destek verilmesi için gerekli düzenlemeleri acilen yapacağız. Ayrıca, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için özel bir yasal düzenlemeyi gerçekleştireceğiz.

• Sığınma evlerinin ve şiddete uğrayan kadınların destek alabilecekleri kamuya ait merkezlerin sayısı artırılacak. Nüfusu 50.000’i aşan belediyeler için kadınlar ve çocuklar için sığınma evi açma yükümlülüğü getiren yasa maddesinin uygulanmasını sağlayacağız.

• Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çalışan sivil toplum örgütleri ile işbirliğini güçlendireceğiz.

• Kadına yönelik şiddet istatistikleri veri tabanı oluşturacağız. Sivil toplum örgütleriyle dayanışma içinde, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı”nı hazırlayıp, yürürlüğe sokacağız.

• Kadına yönelik şiddeti besleyen zihniyet yapıları ve toplumsal algılarla tavizsiz bir mücadele sürdüreceğiz. Töre cinayeti kavramını toplumsal hayatımızdan ve zihinsel dünyamızdan tamamen çıkaracak kararlı önlemleri alacağız.

Demokrat Parti iktidarı, kadınlarımızın sorunlarına çare bulan kronikleşen acılarına son veren çağdaş bir iktidar olacaktır.

Çocuk Politikamız

Ülkemiz çocuklarının önemli bir kısmı ekonomik sebeplerle sokaklarda çalışmakta, yine önemli bir kısmı ailevi sebeplerle sokakta yaşamakta, önemli bir kısmı da sosyal ve ekonomik şartlar nedeniyle eğitim çağında sanayide veya tarlada çalışmaktadır.

Yine yetiştirme yurtlarında kalan ve devletimize emanet verilmiş çocuklarımızın maruz kaldığı şartlar ortadadır.

Demokrat Parti, hem çocuk işçilere, hem sokakta çalışan hem de sokakta yaşayan çocuklarımıza devletin sıcak elini uzatmayı sosyal devletin en önemli varlık sebebi kabul eder.

Demokrat Parti yine bu anlamda hem ailelerinin yanında yaşayan hem de ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle aile sıcaklığından mahrum olan tüm çocuklarımızın tam ve sağlıklı eğitim almalarını sağlamayı devletin asli görevi kabul eder.

Demokrat Parti Birleşmiş Milletler insan Hakları Evrensel Bildirgesi çerçevesinde ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ana ilkeleri olan;

– Yaşama ve Gelişme ilkesi,

– Korunma ilkesi,

– Ayrım Gözetmeme ilkesi,

– Çocukların Katılım ilkesi,

çerçevesinde bir Ülke Çocuk Politikası oluşturmayı ve bununla ilgili yasal düzenlemeleri yapmayı taahhüt eder.

Demokrat Parti iktidarı döneminde, devlete emanet edilmiş kabul ettiği çocukların hiçbirinin iş sahibi olmadan yetiştirme yurtlarından çıkartılmasına izin vermeyecektir.

Gençlik Politikamız

Türkiye nüfusunun üçte ikisi gençtir. Bu yönüyle ülkemiz Avrasya coğrafyasının en dinamik nüfusuna sahiptir. Bölgemizde hiçbir ülkeye nasip olmayan böylesine büyük bir potansiyele rağmen Türkiye, gençliğini istenilen düzeyde eğitememekte, istihdama yöneltememekte ve gençliğin dinamizmini ülkenin süratle kalkınması için güçlü bir unsur olarak kullanamamaktadır. Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençliğin içinde bulunduğu olumsuz durumun düzeltilmesi ve bu büyük potansiyelin ülke kalkınmasına ve toplumsal barışa katkı sağlayacak biçimde yönlendirilmesi Demokrat Parti iktidarının ana görevlerindendir.

Gençlerimizin eğitimi ve istihdamına yönelik durum tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi bu beyannamenin diğer başlıkları altında ayrıntılı bir biçimde sunmaktayız. Burada ise Demokrat Parti’nin gençliğin hak ettiği toplumsal statüyü kazandırmak için atacağı adımları paylaşacağız.

Gençlik Türkiye’nin elindeki en büyük zenginliktir. Dolayısıyla bu zenginliğin korunabilmesi ve değerlendirilebilmesi için tespit edilen temel politikaların başarılı bir biçimde uygulanabilmesi için bir Gençlik Bakanlığı kurulacaktır. Bugüne kadar sürekli bir biçimde diğer bazı konularla birlikte anılan bu bakanlık Demokrat Parti iktidarında tamamen gençlik konularından sorumlu olacaktır.

Gençliğin sorunlarının giderilmesi ve önceliklerinin temin edilmesi, sadece bu konulardan sorumlu bir bakanlığın kurulmasıyla gerçekleştirilemez. Genç nüfusumuzun, sivil toplum örgütleri yoluyla toplumsal hayata katkı sağlamasının, kendilerini ilgilendiren kararların alınmasına doğrudan katılımının tesis edilmesinin gerekliliğine inanıyoruz. Türkiye’de tam demokrasiye geçilmesi, gençliğin demokratik karar süreçlerine aktif katkısının önünün açılmasıyla mümkün olacaktır.

Bu yönde, seçilme yaşını Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasına indireceğiz.

Siyasi partilerin gençlik örgütlerinin demokratik yapısını güçlendirecek yasal düzenlemeler gerçekleştireceğiz.

Gençliğin sivil toplum örgütlerine üyeliğini teşvik edecek, bu örgütlerin birbirleriyle eşgüdümünü ve işbirliğini kolaylaştırmak maksadıyla bir Ulusal Gençlik Konseyi’ni kuracağız. Ulusal Gençlik Konseyi tamamen sivil toplumun oluşturacağı ve yönlendireceği bir oluşum olacak, Gençlik Bakanlığı ile herhangi bir ast-üst ilişkisi içinde bulunmayacaktır.

Her mahallede süratli internet bağlantısıyla donatılmış, gençlerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlara sahip, beceri ve yabancı dil kurslarının ücretsiz olarak sunulduğu gençlik merkezleri kurulmak suretiyle, gençlerimizin boş zamanlarının istismar edilmesinin önüne geçeceğiz.

Kentli ve kırsalda yaşayan gençlerimiz arasındaki yaşam kalitesi farklılıklarını ortadan kaldırmak amacı doğrultusunda kırsal alanda da, birkaç köye hizmet edecek şekilde aynı gençlik merkezlerinden kuracağız.

Demokrat Parti iktidarında kentlerde, beldelerde ve köylerde yaşayan gençlerimiz arasındaki hizmete ulaşabilme adaletsizliğini ortadan kaldıracağız.

İktidarımızda, her gencimiz, mutlaka en az bir yabancı dili öğrenebilecek şartlara ve imkânlara sahip olacaktır.

Liselerde ve üniversitelerde başarılı olan öğrencilerimize kısa süreli yurt dışı staj imkânını devlet eliyle sunacağız. Gençliğimizin dünya ile doğrudan etkileşimini sağlayacağız.

Devlet kurumları ve uluslararası örgütler üzerinden gençlik sivil toplum örgütleri eliyle geliştirilen gençliğe yönelik projeleri destekleyeceğiz.

Demokrat Parti, gençlerin önünün açıldığı, özgürlük ve başarının tadının çıkarıldığı, dostluk, kardeşlik, barış, dayanışma ve sevginin ülkemizin dört bir yanında göz alabildiğine yeşerdiği huzur ortamını milletimizle birlikte var edecektir.

Yaşlılar ve Emekliler

Yaşlılık insanın engelleyemeyeceği ve kaçınamayacağı bir süreçtir. Bakıma muhtaç yaşlılarına sahip çıkmayan bir toplum, onların gençliklerinde topluma kattıkları değerlere nankörlük ediyor demektir. Yaşlıları, düşkünleri ve bakıma muhtaç tüm kesimleri kuşatan bir sosyal yardım ağının bulunması sosyal devlet olmanın bir gereğidir. Gerek devlet ve yerel yönetim kuruluşları, gerekse sivil toplum kuruluşları ve toplumun geneli, bu konuda üzerine düşen sorumlulukları dayanışmacı bir anlayışla yerine getirmelidirler.

Bugün işçi, memur ve Bağ-Kur’lu emeklilerimizin sayısı sekiz milyona yaklaşmaktadır. Bu emeklilerin çok büyük bir kısmı aylık olarak asgari ücret civarında bir maaş almaktadırlar. Bu miktarlarla geçinmek ve yaşlılık döneminde ihtiyaç duyulan hizmetleri satın alabilmek mümkün değildir. Demokrat Parti, emekli aylıklarının üzerine radikal bir kararla eğilecek, buradaki ortalama maaşları insanca hayat standartlarının sağlanacağı bir düzeye çekecektir.

Engelliler

Bugün ülkemizde bazı araştırmalara göre nüfusun % 5,4’ü, sorumlu bakanın ifadesine göre % 12’si engellidir. Bir başka rakam da Dünya Sağlık Örgütü rakamlarıdır. Bu veriye göre ise Türkiye’deki zihinsel ve bedensel engelli sayısı 7,5 milyon kişidir.

Ne yazık ki devletin elinde engelli sayısını tam ve kesin rakam olarak ortaya koyan bir istatistiki veri yoktur. Birbiriyle arasında yarı yarıya farklar olan veriler mevcuttur.

Bu bilgi eksikliğinin engelli vatandaşlarımıza maliyeti de maalesef yüksektir. Çünkü elde sağlam veriler olmayınca eğitim planlamasından, istihdam planlamasına, kentsel altyapı planlamasından, sağlık planlamasına kadar doğrudan engellileri ve dolayısıyla toplumu ilgilendiren geleceğe yönelik planlama ve yatırımlar yapılamamaktadır.

Engellilerin sayısını bilemeyen devlet, ne yazık ki somut problemlerin çözümünü de gerçekleştirememektedir.

Özellikle kırsalda ya da küçük şehirlerde yaşayan engellilerimizin ekseriyeti eğitim alamamakta, ihtiyaçları olan sağlık hizmetine ulaşmada güçlük çekmekte, kentsel altyapı problemleriyle boğuşmakta, sosyal hayata katılımda fiziki ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle zorlanmakta ve en önemlisi kendi geleceklerini kurmak için mutlak ihtiyaç duydukları ekonomik özgürlüklerini kazanamamakta, mesleki beceri edinmekte ve kariyer yapmakta zorlanmaktadırlar.

Demokrat Parti, engellilerimizin sorunlarına devlet eliyle daha organize şekilde yaklaşılmasını sağlayan ve son on beş yılda gerçekleştirilen, kentsel altyapı dönüşümleri, imar uygulamaları ve Özürlüler idaresi’nin kurulmasını engellilerin sorunlarının çözümüne yönelik olumlu gelişmeler olarak kabul eder.

Ancak Demokrat Parti, bu iyi niyetli çabaların veya çalışmaların yetersiz olduğunu ve sosyal devletin en önemli varlık sebebi olan eşitlik ilkesi çerçevesinde engellilerimizin de toplumun diğer kesimleri ile eşit şekilde eğitim, sağlık, sosyal hayata katılma, ekonomik özgürlük hakkının olduğunu ve bunun önündeki engellerin mutlak surette kaldırılması gerektiğine inanır.

Bu çerçevede Demokrat Parti, uzun vadeli hizmet ve yatırım planlamasının yani eğitim, sağlık, istihdam planlamasının yapılabilmesi için engelli verilerinin sağlıklı, tam ve doğru saptanması gerektiğini işe bununla başlanması gerektiğini düşünür.

Demokrat Parti, engelli guruplarına göre kırsal ve küçük kasaba ve şehirler dahil her özürlünün eğitim almasını sağlayacak eğitim altyapısını oluşturmayı öncelikli iş olarak kabul eder.

Demokrat Parti, engellilerin meselelerini salt bir sağlık meselesi olarak görmez, meseleyi sosyal ve iktisadi yönü de olan bir mesele olarak kabul eder.

Bu anlamda Demokrat Parti, her engelliye, engel gurubunu da dikkate alarak mesleki beceri kazandırmayı hedefler.

Demokrat Parti, engelli vatandaşlarımızı iktisadi ve sosyal hayatın içine çekebilmek için, engelli vatandaşlarımızın açtığı işyerlerinde bazı vergi muafiyet ve istisnalarını uygulamayı taahhüt eder.

Demokrat Parti, engellilerimizin sosyal hayata katılımına mani olan kentsel fiziki altyapının daha da iyileştirilmesini sağlayacak düzenlemeleri devam ettirmeyi vazgeçilmez görevi kabul eder.

Çalışma Hayatı

Türkiye’de sendikal hak ve hürriyetler anayasal teminat altına alınmıştır. Ancak bu teminatı güçlü kılacak olan yasal düzenlemelerde gerek ferdi, gerekse kolektif sendikal hak ve hürriyetler konusunda çok çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan hak ve hürriyetlerin teşkilatlanma özgürlüğü ile desteklenmesi gerçeğinden hareketle partimiz ücret karşılığı çalışan her ferdin sendikal teşkilatlara üye olmasını ve demokratik hakları olan toplu iş sözleşmeleri ile güçlendirilmiş faaliyetlerini destekler ve teşvik eder.

Demokrat Parti, İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) normları çerçevesinde gerçek anlamdaki sendikal hak ve özgürlüklerin ancak toplu iş sözleşmesi kapsamında grev ve lokavt haklarıyla desteklenmiş yasal düzenlemeler ile gerçekleştirileceğinin bilincindedir. Bu sebeple Demokrat Parti, tüm ücret karşılığı çalışanların sendikal hak ve özgürlükleri ile toplu iş sözleşmesi yapma haklarının devlet güvencesi altına alınmasını taahhüt eder. Bu bağlamda grev hakkını sınırlayan ve bu hakkın yaptırım gücünü azaltan tüm kısıtlamaları (İLO Sözleşmesi çekinceleri dahil) kaldırmayı taahhüt eder.

Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde kullanılabilen grev hakkı, sonraki süreçte hak aramada kullanılamamaktadır. Demokrat Parti hak uyuşmazlıklarında da grev hakkını öncelikli konu olarak değerlendirmeyi taahhüt eder.

151 Sayılı İLO Sözleşmesi’ne konulan çekinceler (4 haftalık izin hakkı, ücret, toplu pazarlık) yeniden gözden geçirilecek, teşkilatlanma ve sendikal hakların optimum şekilde kullanılabilmesi için sendikaların mali, siyasi ve idari özerkliklerinin sağlanacağı yasal düzenlemeler süratle ele alınacaktır.

Demokrat Parti, sendikalarımızı demokrasimizin temel unsurlarından biri addederek, çalışanların sendikalaşması önündeki tüm engelleri kaldıracaktır.

Sosyal Güvenlik

Türkiye’de, sosyal güvenlik sistemi bugün tüm toplumu kapsamayan, bütçe üzerinde yük oluşturan, nimet-külfet dengesini kuramayan, yetersiz kurumsal yapılanma içinde amacına hizmet edemeyen bir yapıdadır.

Sosyal güvenlik sistemimizin sağlam aktüaryel temellere oturtulamamış olması, sosyal güvenlik sistemine yapılan transferlerin yanlış kullanılması, sistemin mali açıdan sonunu hazırlayan unsurlar olarak görülmektedir. AKP iktidarı bu yanlışlarda

ısrar etmiş ve sorunu daha da derinleştirmiştir.

Konsolide bütçeden Sosyal Güvenlik Kurumlarına yapılan transferler, bu kurumsal yapıların verdikleri mali açık düzeyini göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Ülkemizde bu açık AKP iktidarında hızla artmış, GSMH’nin % 5’ine ulaşmıştır. Yine bu dönemde, Sosyal Güvenlik Kurumlarına yapılan transferlerin toplam faiz dışı harcamalar içindeki payı da benzer şekilde artış göstermiştir.

Demokrat Parti, sosyal güvenlik sistemimizi içinde bulunduğu güç durumdan çıkaracak, makro ekonomik hedeflere ulaşmada sosyal güvenliğin var olan sorunlarının etkisini hafifletecek çözümleri bir an önce ortaya koymaya kararlıdır. Bu nedenle, kapsamlı bir sosyal güvenlik reformu Demokrat Parti iktidarında vakit kaybedilmeden hayata geçirilecektir. Bu reformun temel bileşenleri, sosyo– ekonomik amaçları içinde barındıracak şekilde aşağıda sıralanan şu esaslardan oluşacaktır:

Sosyal Güvenlik, toplumun sadece % 60’lık kesimi için değil tamamı için sağlanacak, nimet-külfet esasına göre işleyen çağdaş normlarda sosyal sigorta sistemi bütün nüfusu kapsayacak şekilde genişletilecek, tüm toplum kapsam altına alınacaktır.

Uluslararası sözleşmeler ve sosyal güvenliğin dünyada kabul görmüş modern ilkeleri esasında bütünleştirilmiş bir sosyal güvenlik ağı kurulacaktır. Kurulacak bu sosyal güvenlik ağı sayesinde, meslek esasından bağımsız olarak vatandaşlık esasında sosyal güvenlik hakkı her fert için anayasal bir hak olarak ortaya konacaktır.

Sosyal güvenlik kuruluşlarında norm ve standart birliği sağlanacaktır. Sağlanan bu birlik ile sigortalının ödediği prim ve elde ettiği sosyal güvenlik hakkı arasında paralellik kurulacak, şu anda var olan “vatandaşlar arasında farklı ödeme farklı sosyal güvenlik hakkı” gibi eşitsiz bir durum ortadan kaldırılacaktır.

Sosyal güvenlik hizmeti veren kurumlar, organizasyon yapıları “tek çatı” altında, farklı kurumsal yapılanmanın yaratmış olduğu dağınıklık ve bürokratik karmaşa ortadan kaldırılmış şekilde etkin işletmecilik anlayışı ile yönetileceklerdir.

Sosyal güvenlik kurumlarının idari ve mali etkinliği sağlanacak, teknolojik altyapıları güçlendirilecek, modern yönetim teknikleri uygulanacak, işletme biliminin esaslarına sadık kalınacaktır.

Mali açıdan sürdürülebilir bir finansman modeli sosyal güvenlik sistemimiz bakımından yürürlüğe konacaktır. Sosyal güvenlik sistemlerinin mali açıdan sürdürülebilirliği ileri muhasebe teknikleri ile sağlanacak, şeffaf bir mali yapı ortaya konacaktır.

Sosyal güvenlik sistemlerinin en büyük sorunu dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir şekilde bulunan “kayıt dışılık”tır. Ülkemizde sigorta ve vergi ödemelerinden kaynaklanan istihdam maliyetlerinin toplamı brüt ücretin % 45’i kadardır. Bu oran gelişmiş ülke ortalamalarının çok üzerindedir. Bu nedenle, prim oranları, kayıt dışı istihdamı, işletmelerin istihdam maliyetlerini azaltacak şekilde yeniden belirlenecektir.

Sosyal güvenlik sistemimizin sağlıklı bir yapıda olması için kayıt dışılıkla mücadele her açıdan sürdürülecek, devletin denetim fonksiyonuna büyük önem verilecektir.

Kayıt dışılıkla mücadele ederek, sigortasız çalışma ve çalıştırma önlenecek, aktif sigortalı sayısı artarken, sosyal güvenlik sisteminin gelir kalemleri artırılarak tüm sigorta kollarının ve özellikle emeklilik sigortasının sürdürülebilirliği sağlanacaktır.

Ülkemizde çok yanlış bir şekilde kurgulanmış sistem sonucunda, emekli aylıkları ve muhtaç yaşlılara verilen aylıklar çok düşük düzeyde kalmıştır. Bu nedenle emeklilik hakkı bakımından herkese sisteme katkısı ölçüsünde emekli aylığı tahsisi yapılacak, emeklilerin artan refahtan pay alması sağlanacaktır.

Sigorta kollarından yararlanma şartları bakımından norm ve standart birliği sağlanarak farklı statülerde çalışsalar bile her vatandaşın eşit şekilde yararlanacağı sosyal sigortacılık yapılacak, sigorta da nimet külfet dengesi korunacaktır.

Sosyal sigortalar içinde bulunan uzun vadeli sigorta kolları ile kısa vadeli sigorta kolları yeniden ele alınacak, bu sigorta kollarından faydalanma şartları ülke gerçekleri ile bir düşünülerek gerekli iyileştirmeler yapılacak, çalışanların memnuniyet düzeyi artırılacaktır.

Sağlık sigortası kolundan prim şartına bağlı kalmaksızın, her vatandaş sağlık hizmetini alacak, sağlık hizmeti anayasal bir hak olarak herkese sağlanacaktır. Sağlık kurumlarına giden her vatandaş, sosyal güvenlik ödemesine bağlı kalmaksızın sağlık yardımı ve hizmetlerinden yararlanacaktır.

Sosyal güvenlik sadece sosyal sigortacılık demek değildir. Sosyal yardım ve sosyal hizmetler de sosyal güvenlik sistemi içinde en az sosyal sigortalar kadar yer alacaktır.

Ülkemizde sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında hem kurumsal hem de mevzuat yönünden karmaşa bulunmaktadır. Bu karmaşa önlenecek, etkin bir sosyal koruma, gelişmiş ülkeler normları seviyesinde sağlanacaktır. Sosyal yardım ve koruma alanında var olan sembolik düzenlemeler yerine, ihtiyacı olanın ihtiyacını giderecek esaslı düzenlemeler yapılacaktır.

Demokrat Parti hiçbir partinin anayasadaki sosyal devlet olgusuna sahip çıkmadığı bir ortamda, sosyal devletin güvencesidir. Demokratik Parti iktidarında, sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olduğunun altı çizilecek, vatandaşlara sosyal güvenlik haklarının temel haklar arasında yer aldığı her seviyede anlatılacak, bu konuda toplumsal bilinç artırılacaktır.

Sosyal Güvenlik reformunda yapısal değişimi gerçekleştirmek amacıyla,

Sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında en verimli ve işlevsel bir düzenleme ile toplanması sağlanacaktır.

Sosyal güvenlik sisteminde, “toplumsal uzlaşıya” ulaşarak en geç 1 yıl içinde, yıllardır süregelen çalışmalardaki,

• Emeklilik,

• Sağlık

• Emeklilik aylığı

ile ilgili tüm yapısal değişimler ile ilgili yasal düzenlemeler tamamlanacaktır.

Kazanılmış haklar korunarak mevcut emeklilerin yeni değişime intibakları gerçekleştirilecektir.

Sosyal güvenlik sisteminde GSMH’nın % 4.5’una ulaşan mevcut açığın on yılda GSMH’nın % 1’ine indirilmesi hedeflenecektir.

Sosyal Güvenlik Reformu,

Sosyal adaleti temine yönelik olarak her Türk Vatandaşına, kaynağı sigortalı, işveren ve bütçeden temin edilmek suretiyle oluşturulacak fonlardan sağlanacak asgari bir gelir, sigortalının gelir düzeyine göre, kendisi ve işverenin de katılımıyla oluşturulacak emeklilik fonlarından elde edilecek ekstra bir gelir ve gönüllülük ilkesi çerçevesinde bugünkü Bireysel Emeklilik benzeri fonlardan sağlanacak bir diğer gelirden oluşan üç katmanlı bir sistemle gerçekleştirilecektir.

Sosyal Güvenlik Reformu kapsamında, işsizlik sigortası kapsamı, yararlanma koşulları ve biriken fonun kullanımına ilişkin esaslar çağdaş bir biçime getirilecektir. Demokrat Parti iktidarında kendi işi gücü ile uğraşmaya vakit bulamayan ve mahalli ihtiyaçlara zamanlarını vakfeden muhtarlarımızın, Bağ-Kur primleri devlet tarafından karşılanacaktır.

Ayrıca, vatani görevini yapmak üzere silah altına alınan gençlerimiz, fiili askerlik sürelerinin başlamasından itibaren sigortalı olacaktır.

Demokrat Parti iktidarı, sosyal devletin tüm yönleriyle hayat bulduğu bir düzeni gerçekleştirecektir.

Spor

Türk sporu 2000’li yıllara büyük bir moral motivasyon ve tarihi başarılara imza atarak başlamıştır. Hatırlanacağı gibi kulüp takımlarımız ilk defa Avrupa kupalarında başarılı olmuş, Milli Takımımız Dünya Üçüncülüğü elde etmiş, benzer başarılar basketbolda, voleybolda, güreşte, atletizmde ve halterde tekrarlanmıştır.

Bu başarılar, 90’lı yıllarda başlatılan altyapı çalışmalarının sonucunda elde edilmiştir. Müsabaka sahalarının çimlendirilmesi, ışıklandırma, antrenmana ve müsabakaya uygun atletizm pistleri, antrenman sahalarının iyileştirilmesi, salon sporları için uygun antrenman materyallerinin temini, başarıyı teşvik için sponsorluk uygulamasının yaygınlaştırılması, ödül yönetmeliğinin değiştirilmesi, spor teşkilatında akademi mezunlarının istihdamı, spor hekimliğinin teşvik edilmesi, gönüllülük esaslı tesisleşme hamlesi gibi uygulamalarla başarıya ulaşılmıştır.

AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002 Türk sporu için talihsizliklerin başladığı, kaosun, skandalların, şiddetin ve başarısızlığın yaygınlaştığı bir dönüm noktasıdır.

Hemen hemen her branşta bitmek bilmeyen federasyon tartışmaları…

Tribünlerdeki artan şiddet ve nihayet Dünya Üçüncüsü Milli Takımımızın aldığı ceza… Bazı federasyon üyeliklerimizin uluslararası federasyonlarca askıya alınması… Olimpiyat ve dünya şampiyonu sporcularımızın ya yarışmalara hiç sokulamadığı veya müsabakalara hüzünlü biçimde vedaları…

Bazı branşlarda yaşanan doping skandalları…

Sporcularımızın bozulan moral motivasyonları…

Bu dönemin özetini teşkil etmektedir.

Bu dönem, Türk Sporunun hedeflerinin küçüldüğü kaos dönemidir.

Demokrat Parti iktidarında federasyonların özerkliğinden asla taviz verilmeyecek, bakan-başkan tartışması yaşanmayacaktır.

Spor teşkilatı, bakanlığa bağlı müsteşarlık şeklinde yapılandırılacak, spor, tesisler, izcilik ve okul sporları genel müdürlüğü halinde yeniden örgütlenecektir.

Kulüpler ve okulların sicil, lisans ve tescil işlemleri tek merkezden yapılacaktır.

Tesisleşmeye, gönüllü kampanyalar da dahil edilerek ağırlık verilecektir.

Sporun özellikle temel spor dalı kabul edilen atletizmin ilköğretimden itibaren okullarda yaygınlaştırılması sağlanacaktır.

Orta öğretimden başlayarak, yüksek öğretim de dahil olmak üzere yerel, bölgesel ve ulusal ligler kurulacak, başarılı takım ve sporcular sponsor (yayın dahil) desteği ile ödüllendirilecektir.

Başarılı sporculara, yüksek öğrenimleri için burs imkânı yaratılacaktır. Bu burs, sadece Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulları’yla sınırlı olmayacak, tüm eğitim alanlarını kapsayacaktır.

Sporda yaygınlaşan şiddet eğiliminin önüne geçebilmek için etkin tedbirler alınacak, şiddete karışanların ve şiddeti teşvik edenlerin müsabakaları izlemelerine izin verilmemesine kadar, müeyyideleri düzenleyecek yasal düzenleme kısa vadede yapılacaktır.

Branşlarında olimpiyat ve dünya şampiyonu olmuş, Milli Takımlarda başarıyla ülkemizi temsil etmiş sporcular ve antrenörlerin katılımıyla istişare Konseyi kurulacak ve spor politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında buradaki bilgi ve tecrübeden faydalanılacaktır.

Kültür ve Sanat

Kültür ve sanat, ülkemizdeki ekonomik sıkıntı, işsizlik ve terör gibi meselelerin gölgesi altında kalmış, tali bir mesele olarak görülmüştür. Toplum, sorumsuzca yapılan yayınlar yoluyla kültürel yozlaşma ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları kendi kültüründen koparılmış ve yoğun bir yabancı kültür baskısına maruz bırakılmıştır. Kültürümüzün yaratıcıları ve taşıyıcıları olan sanatçılarımız devletten gerekli desteği görememekte, hiçbir mali yardım almaksızın kültürümüzün yaşatılması ve geliştirilmesi için çalışmaktadırlar. Bu kesim büyük bir mali sıkıntı içindedir. Sanatçılarımız sosyal güvenceden yoksun ve rahat çalışabilir ortamlardan uzaktırlar.

Pek çok sanatçımızın yaşlandığında yardıma muhtaç hale geldiği görülmektedir.

Sanatçılarımızın haklarını korumak üzere kurulan meslek birlikleri, yayıncı ve yapımcılar devlet desteğinden yoksun halde kendi gayretleri ile çalışmakta ve üstelik kendi gayretleri ile elde ettikleri gelirlerinin bir bölümüne de devletçe el konulmaktadır.

Ülkemizde yayınlanan kitaplar birkaç istisna hariç en fazla 2000 adet basılıp satılmakta, fazla satanların da korsanları olduğundan yazar gene mağdur olmaktadır. Ressamlarımız ve Güzel Sanatlar alanında çalışan sanatçılarımız ise kendi gayretleri ve imkânları ile yurt dışında ülkemizi temsil etmektedirler.

Ülkemizin tanıtımına ve kültürümüze katkısı tartışılamayacak olan sinema sektörü desteklenmediği gibi, bürokratik engellerle karşı karşıya bırakılmakta, yatırım yapması ve yurt dışında alması gereken desteği alamamaktadır.

Yayıncı, dağıtımcı ve kitapevleri hızla kapanmakta ya da kağıttan alınan yüksek vergiler ve korsan satış nedeniyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

En önemli meselelerden biri ise yabancı yayınevlerinin ülkemizde faaliyet göstermeye başlamasıdır. Yabancı yayınevlerinin kültürümüzü korumak ve geliştirmek konusunda ne kadar faydalı olacağı tartışmalıdır. Bankalarımızın, borsamızın ve büyük kuruluşlarımızın yabancıların eline geçmesinden sonra yayıncılık sektörümüzün de yabancıların eline geçmesi ülkemizin ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Yabancı yayıncıların ekonomik gücü karşısında yerli yayıncılarımız bir bir kaybolmaya başlamıştır.

Ülkemizde kütüphaneler gerekli ilgiyi görmemektedir. Kütüphanelerin zenginleştirilmesi ihmal edilmektedir. Eski eserlerimiz yok olmakta veya harabe olarak kalmaktadır.

Özel tiyatrolarımız can çekişmekte ve maalesef kapanmaktadır. Devlet tiyatrolarımız da siyasetin oyuncağı haline getirilmekte kültür merkezlerimiz alışveriş merkezlerine çevrilmektedir.

Demokrat Parti, kültür ve sanatı toplumun mayası, itici gücü ve vazgeçilmezi olarak görmektedir. Ekonomik ve sosyal alanda kalkınmanın temeli, kültürümüze, sanatımıza ve sanatçımıza sahip çıkmaktır.

Kültür ve sanatta yozlaşma ve yabancılaşma, nesiller arasındaki kopukluğu doğurmaktadır. Bu kopukluğun ve nesiller arasındaki yabancılaşmanın önlenmesi kültürümüze, sanatımıza ve sanatçımıza en üst düzeyde önem atfetmekten geçer.

Demokrat Parti, sanatçılarımıza yaşarken sahip çıkacaktır. Sanatçılarımıza cenaze törenlerinde sahip çıkmaktan ve alkışlamaktan ziyade, onların yaşarken onurlandırılmaları, sosyal güvencelerinin sağlanması, fikri üretimin desteklenmesi, rahat çalışma ortamlarının temin edilmesi, halk kültürümüzün ana taşıyıcıları ve yaşatıcıları olan aşıklarımızın da sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi Demokrat Parti’nin asıl amaçlarındandır.

İlim ve edebiyat, sinema, musiki ve güzel sanat eseri sahiplerinin fikri üretimden elde ettikleri kazançlar vergiden muaf hale gelecektir.

Ülkemizde yeni sanatçıların, edebiyatçıların, sinemacıların, bestekârların, güzel sanat eseri yaratıcılarının yetişmesi ve bunların fikri üretimlerinin desteklenmesi ve yöresel kültürel zenginliklerimizin canlı tutulması Demokrat Parti iktidarında sağlanacaktır.

Kültürümüzün temel taşları olan yazarlarımızın eserlerinin yaşaması ve ileriki nesillere aktarımı sağlanacak ve desteklenecektir. Eski eserlerimiz süratle restore edilecek ve bu eserlerin yok olması önlenecektir.

Eser sahiplerinin ve fikri üretim yapanların oluşturdukları tüm meslek birlikleri devlet eliyle desteklenecektir. Meslek birliklerinin uluslararası koordinasyonları sağlanacak, hak takipleri sırasındaki yükleri azaltacak yasal düzenlemeler acilen yapılacaktır. Çoğaltım araçlarının ithalinden, bandrol satışlarından elde edilen gelirler gibi kaynaklar, sanatçılarımızın sosyal ve ekonomik yaşam şartlarının iyileştirilmesi için meslek birliklerine aktarılacaktır

Yazarlarımızın eserlerinin yabancı dillere tercüme ve yayım masrafları devlet tarafından desteklenecektir. Türkçe eserlerin yurtdışına yayımı hususunda mali destek verilecek, bu eserler Türk Cumhuriyetlerine ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimize ve çocuklarına ücretsiz dağıtılacaktır.

Demokrat Parti iktidarında yayıncılık yasası derhal çıkarılacak, yayıncılık mesleği her yönüyle desteklenecek ve girdilerdeki yükleri azaltılacaktır. Kültürümüz ve işgücü açısından önem taşıyan yayınevi, dağıtımcı ve kitapevi zinciri korunacaktır. Kitap maliyetlerinin düşürülmesi için tüm destekler sağlanacak ve kitap satışlarını artıracak tedbirler alınacaktır.

Yurt dışında sanatçılarımızın sergi açmalarına, fuar ve festivallere katılmalarına destek verileceği gibi, yurt dışında sadece yayınevlerimizin katılacağı fuarlar organize edilecektir.

Sinema ve müzik sektörü, eser sahipleri ve yapımcılar yönünden desteklenecektir. Sinema eserlerinin yurt dışında daha iyi tanıtılması ve pazar bulabilmesi açısından sinemacılarımızın yabancılarla yapacakları ortak yapımlar desteklenecektir. Türkiye’nin yerli-yabancı ayrımı yapılmaksızın tüm sinemacılar için doğal plato olarak kullanımı desteklenecektir.

Yerli sinemacılarımızın eserlerinin yurt dışında gösterimleri desteklenecek, dağıtım, dublaj ve reklam gibi giderleri devletçe karşılanacaktır.

Tüm sanatçılarımız sosyal güvenceye kavuşturulacaktır.

Tiyatro alanında yatırımlar hem devlet, hem de özel sektör eliyle yapılacak, özel tiyatrolar desteklenecek ve kapanan özel tiyatroların tekrar açılması teşvik edilecektir.

Tiyatrocuların özlük hakları düzenlenecek ve iyileştirilecektir. Kültür merkezlerimiz yıkılmayacaktır. Yeniden yapılması gerekenler ise sadece kültür merkezi olarak inşa edilecek alışveriş merkezlerinin bodrumunda çalışmaya mahkum edilmeyecektir.

Kültür-sanat alanındaki hukuksal sorunların hakkaniyete dayalı biçimde çözümünü teminen uzman hukukçu yetiştirilmesi ve bunların bilgi düzeylerinin geliştirilmesi sağlanacaktır. Uzman mahkemelerin durumu iyileştirilecektir. Üniversitelerde bu konu ile ilgili çalışmalar desteklenecektir.

 
 
  | Ana Sayfa | Geçmişten Günümüze | Amblemimiz | Teşkilat | Linkler |

                DEMOKRAT PARTİ
Adres: Akay Caddesi No:16 Kızılay/Ankara Tel: 0 312 444 1946-0 312 416 86 00 Faks: 0 312 416 86 38
e-mail: dp@dp.org.tr

Copyright ©
DP Bilgi İşlem Merkezi