|
SOSYAL HAYAT
Güçlü Aile
Söze aileden başlamak, olması
gerekeni ilandan ibarettir. Siyaset, bir arada
huzur ve güvenlik içinde yaşamanın anahtarı ise
siyaseti bu yönüyle var edebilmenin hareket
noktası insandır. insanın var olduğu en küçük
topluluk olan aile, değerler sisteminin ilk
başlangıcı ve hatta değerlerin pek çoğunun da
kaynağıdır. Aile sadece bireylerin değil en
önemli toplumsal ara kurum olma vasfıyla
toplumsal değerlerin de en önemli kaynağıdır.
İşte bu özellikleri nedeniyle
toplumsal huzur ve güvenin, birlikte ilerleme ve
kalkınmanın anahtar kavramı olarak karşımıza
aile çıkar.
Siyasal partilerin toplumsal
talep ve beklentileri aldıkları ve
uygulamalarını yöneltecekleri muhatap ailedir.
Bugün
sıkıntı diye andığımız pek çok problem, ailenin
zayıflaması ve fonksiyonlarını yitirmeye
başlaması ile pekişmiş “çözümsüz” hale
gelmiştir. Toplumsal dayanışmanın azalması,
mahallenin dağılması ile zayıflamışken hangi
“fon”u kurarsak kuralım, hangi “kartı”
çıkarırsak çıkaralım, kalıcı ve sağlıklı bir
çözüm bulamayız.
Eğer
aileyi güvenli ve güçlü kılarsak biliriz ki;
kızlar okula gidecek, töre cinayetleri bitecek.
Sağlık, eğitim politikalarını
aileyi güçlendirmek temeline dayalı olarak gören
politikaların toplumsal getirisi düşünülenin
ötesinde olacaktır.
Bu çerçevede;
• Sosyal güvenlik reformunda
güçlü memur ailesine dönük olarak; memurların
“kullanılmamış yıllık ücret” hakkına
kavuşturulması,
• Emekli ikramiyesi ve kıdem
tazminatlarının aynı seviyeye çekilmesi,
• Aile büyüklerinin, yine
aile ortamı içinde kalmasının sağlanmasını
teşvik amacıyla gerektiğinde sosyal güvenlik
ağından maddi destek sağlanması,
• 65 yaş üstü
vatandaşlarımızın kaplıca ve termal tesislerden
belli oranlarda ücretsiz yararlanmalarına dönük
olarak “turizm tahsis sisteminde” koşullar
getirilmesi,
• Ailede birden fazla
üniversite öğrencisi bulunması durumunda ihtiyaç
durumuna göre en az birinin karşılıksız öğrenim
yardımı alması,
• Ev kadınlarının aile
bütçesine katkı sağlamak amacıyla girişeceği
faaliyetlerin desteklenmesi bu kapsamda “Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü”nün koordinasyonunda
kredilendirme ve iş geliştirme eğitimi
imkânlarının sağlanması,
• Ailenin ve mahallenin
toplumsal hayatın aktif unsurları kılınması
amacına dönük olarak muhtarlıkların siyasal
hayata katılım açısından teşvik edici
uygulamalar yapması, mahalli bazda sivil
oluşumlar kanalıyla mahalle bilincinin
artırılmasının sağlanması söz konusu olmalıdır.
• Güçlü ailenin barınma
ihtiyacı göz önünde bulundurularak konut ve
iskân politikaları belirlenirken, sadece büyük
şehirlerde değil, Anadolu’nun her köşesinde
toplu konut uygulamalarının planlaması ve
uygulamasının gerçekleştirilmesi, ipoteğe dayalı
konut kredilendirilmesi sisteminde büyük
şehirler dışındaki yerleşim birimlerinde ek
teşvikler getirilmesi, gibi yaklaşımlar “güçlü
aileler eliyle güçlü Türkiye” inancının
somutlaşmasını sağlayacaktır.
Kadın Politikamız
Türkiye nüfusunun yarısından
fazlasını oluşturan kadınlar, çağdaş bir ülkede
olması gereken haklara ve statüye sahip
değillerdir. AKP iktidarında kadınların durumunu
düzeltmeye dönük somut hiçbir adım atılmamıştır.
Demokrat Parti’nin varlık
nedenlerinden en önde geleni, Türkiye’deki
herkesin insan onuruna yakışır bir biçimde
yaşamasına imkân verecek toplumsal iklimi var
etmektir. Bu hedefe ulaşma doğrultusunda
Demokrat Parti, kadınların eşit yurttaş ve eşit
birey olma mücadelelerine destek olmanın
ötesinde, kadının Türk toplumundaki statüsünün
en üst düzeye çıkarılmasını sağlayacak adımları
süratle atma kararlılığını taşımaktadır.
Eşitlikçi bir demokratikleşme ve özgürleşme
anlayışı çerçevesinde, kadınların tüm
taleplerini kalıcı ve işler politikalar haline
getirecektir.
Kadın-erkek eşitliğinin
sağlanması Türkiye’nin demokratikleşmesiyle
doğrudan bağlantılıdır. Bu doğrultuda her şeyden
önce “günlük yaşamın demokratikleşmesi”
gerekmektedir.
Türkiye’nin dört bir yanından
kadınlar, günlük yaşamın zorluklarını kadın
olmak ortak paydasında, farklı biçimlerde ve
yoğunluklarda yaşamaktadırlar.
Demokrat
Parti, kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını
siyasi gündemin ana konularından biri haline
getirecek, kadını ve kadının emeğini görünür
kılacaktır. işlevsel politikalar geliştirmek
suretiyle, kadınların tüm sorunlarına kalıcı
çözümler bulacaktır. Nihai hedefimiz,
kadın-erkek eşitliği konusunda Türkiye’de köklü
bir zihniyet değişikliğini sağlamaktır.
Kadınlara yönelik 6 temel hedefimiz var:
Kadın Yoksulluğunu Tarihe
Gömeceğiz
Türkiye’de yoksulluk sınırı
altında yaşayanların % 66,35’i kadınlardır. Ev
içinde ve dışında görünmez kılınan emekleriyle,
tüm imkânsızlıklara rağmen gün boyu mucizeler
yaratan kadınlarımız bunu hak etmemektedir.
Yoksullukla mücadelenin bir
hayır işi değil, bir yükümlülük olduğunun
bilinciyle, tüm kadınların fırsatlara ve
kaynaklara eşit ulaşımını garantileyecek
kurumsal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.
Bu amaçla,
• Kadın yoksulluğunu
önleyecek istihdam imkânları oluşturacağız.
Çocuk bakım hizmetleri başta olmak üzere destek
politikalarını hayata geçireceğiz.
• İş kurmak isteyen
kadınlara, düşük faizli ve uzun vadeli kredi
imkânı sağlayacağız.
• İstihdama yönelik meslek
edindirme kurslarını yaygınlaştıracağız.
• Kayıt dışı çalışan
kadınlara emeklerinin değerini yansıtan bir
ücret, sosyal güvence ve düzgün çalışma saatleri
sağlayacağız.
• İşgücü piyasasına girişte,
yükselmede ve çıkışta kadınlara karşı ayrımcılık
uygulamalarını tamamen gidereceğiz.
• Eşit değerdeki işe eşit
ücret ödenmesi ilkesini gerçekçi biçimde
uygulayacağız.
• Yoksulluğun azaltılması
çalışmaları kapsamında, BM Kalkınma Programı ve
AB Eşitlik Müktesebatı çerçevesinde hazırlanan
politikaları göz önünde bulunduracağız.
• Ev kadınlarını, sosyal
güvenlik çatısı altına alarak emeklilik hakkına
kavuşturacağız.
Türkiye’de Kadınlar
Erkeklerle Eşit Olacak
Demokrat
Parti, “eşit hak”, “eşit sorumluluk”, “eşit
pay”, “eşit birey” ve “eşit vatandaş”
yaklaşımlarıyla kadın-erkek eşitliğini
sağlayacaktır.
Bu
amaçla,
• Anayasa’nın 10. Maddesi,
Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve iş Kanununda
var olan eksiklikleri gidereceğiz.
• Siyasi Partiler Kanunu ve
Seçim Kanunu’nda kadın-erkek eşitliğini
sağlayacak düzenlemeleri yapacağız.
• Kadınlarımız için genel ve
yerel seçimlerde kota uygulayacağız.
•
Siyasete kadınının katılımı ve temsilini
artırabilmek için tüm siyasi partilerin kadın
kolları ve kadın sivil toplum örgütleri
arasında, partiler üstü bir işbirliği
platformunun oluşturulmasına öncülük edeceğiz.
Çalışma
Hayatında Kadının Yerini Güçlendireceğiz
Türkiye’de geleneksel toplum
yapımızda halen yaygın olarak kadının yeri evi
olarak görülmektedir. Halbuki, modern
toplumlarda çalışma hayatında kadınların etkin
ve eşit bir biçimde yer alması gerekir. Demokrat
Parti, çalışma hayatında kadının varlığını ve
yerini güçlendirmek için aşağıdaki adımları
atacaktır:
• Kadınlarımızın çalışma ve
ev yaşamlarını uzlaştırmak için destek
politikalarını uygulamaya sokacağız.
• Ebeveyn iznini düzenleyen
yasa tasarısını acilen TBMM’den geçireceğiz.
Devlet, yerel yönetimler ve özel sektörün
katkılarıyla, çocuk bakım hizmetlerine kalıcı
çözümler getireceğiz. İhtiyacı olan tüm
kadınların çocuklarına kreş ve gündüz bakımevi
hizmeti sunacağız.
• Kayıt dışı çalışan
kadınlarımızın haklarını yasal düzenlemelerle
teminat altına alacağız.
• Tarım ve iş kanunlarında,
kadınlarımızın mağduriyetini giderecek
düzenlemeleri acilen yapacağız.
• Kadın ve erkek çalışanlar
arasındaki ücret eşitsizliğini ortadan
kaldıracağız.
• İşe başvurmada, alınmada,
yükselmede ve çalışma şartlarında kadına yönelik
ayrımcı uygulamalara son vereceğiz.
• İş yerinde cinsel tacizin
engellenmesi için yasal düzenlemelerin etkili
bir biçimde uygulanmasını sağlayacağız. İş
yerinde cinsel tacizin kökünü kazıyacağız.
• Doğum izninden dönen
kadınlar için aynı veya eşdeğer işte çalışma
şartlarını oluşturacağız.
• 6 aylık ücretsiz izin
kullanan kadınların iş güvencesini sağlayacağız.
Ücretsiz izin kullanan kadınların izinli olduğu
sürede işvereni tarafından sigorta primlerinin
ödenmesi için gerekli yasal düzenlemeleri
yapacağız.
• Analık sigortası
uygulamasında var olan eksiklikleri gidereceğiz.
Eğitimsiz Kadınımız
Kalmayacak
Her bireyin bilgi edinme,
bilgiyi kullanma ve yayma hakkına ve bu
doğrultuda düşüncelerini ifade özgürlüğüne
inanan Demokrat Parti, kadınların eğitimini,
Türkiye’de bireysel özgürlüğün gelişmesinde,
demokrasinin kök salmasında ve sorunların
çözümünde olmazsa olmaz bir ön şart olarak
görmektedir.
Bu hedefe yönelik olarak,
• Eğitime eşit
ulaşılabilirliği sağlayacağız.
• Türkiye’de okuma yazma
bilmeyen kadın kalmayacak.
• Kadınların mesleki
eğitiminin yaygınlaştırılmasına özel bir önem
vereceğiz.
• Ders kitaplarında cinsiyet
ayrımcılığı içeren her türlü ifadeyi
temizleyeceğiz.
• Kız çocuklarının eğitimi
için yatılı bölge okullarını yaygınlaştıracağız.
•
Kadınlar için sürekli eğitim ve yaşam boyu
eğitim veren toplum merkezlerini, kent ve kırsal
bölge ayrımı yapmaksızın yaygınlaştıracağız.
Sivil toplum örgütlerinin bu merkezlerle eşgüdüm
halinde kadınların temel sorunlarının
çözülmesinde öncü rol oynamalarının önünü
açacağız.
Sağlıklı
Kadın Sağlıklı Toplum Demektir.
Demokrat Parti, kadın
sağlığını bütüncül bir yaklaşımla ele
almaktadır. Bebekliğinden, genç kadınlığına,
olgunluk döneminden yaşlılığına kadar hayatının
çeşitli evrelerinde kendilerine özgü sağlık
sorunları olan kadınlara, koruyucu sağlık
hizmetleri ücretsiz olarak sunulacaktır.
• Doğan her çocuğa, nüfus
cüzdanıyla birlikte sağlık kartı da
verilecektir.
• Sağlıklı nesillere sahip
olabilmek için genetik danışmanlık hizmetlerini
yaygınlaştıracağız.
• Ana-çocuk sağlığı
hizmetleri devlet tarafından ücretsiz
sunulacaktır.
• Sağlıklı çocuklar yetişmesi
için anne eğitimi programları düzenleyeceğiz.
• Çocuk ruh sağlığıyla ilgili
danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ücretsiz
olarak sunulacaktır.
• Riskli gebeliklerin
izlenmesi için gerekli donanım ve personelle
donatılmış sağlık merkezlerini yurt genelinde
kuracağız.
• Menopoz ve yaşlılık danışma
merkezlerini kuracağız.
Türkiye, Kadına Yönelik
Şiddetin Sıfırlandığı Bir Ülke Olacak.
Demokrat Parti, kadına
yönelik şiddetin, sınır, milliyet, sınıf, din
farkı gözetmeksizin tüm insanlığın en büyük
insan hakları ihlallerinden biri olduğu
görüşünden hareketle, kadına yönelik şiddeti,
bir daha gelmemek üzere Türkiye’den silmeyi bir
hedef olarak belirlemiştir. Bunun için,
• Türk Ceza Kanunu, Ceza
Muhakemeleri Usulü Kanunu, Medeni Kanun, Ailenin
Korunmasına Dair Kanun, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kanunu, 1550 Sayılı Belediyeler
Kanunu’nda kadına yönelik şiddetle mücadele ve
şiddete maruz kalan kadınlara destek verilmesi
için gerekli düzenlemeleri acilen yapacağız.
Ayrıca, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi
için özel bir yasal düzenlemeyi
gerçekleştireceğiz.
• Sığınma evlerinin ve
şiddete uğrayan kadınların destek alabilecekleri
kamuya ait merkezlerin sayısı artırılacak.
Nüfusu 50.000’i aşan belediyeler için kadınlar
ve çocuklar için sığınma evi açma yükümlülüğü
getiren yasa maddesinin uygulanmasını
sağlayacağız.
• Kadına yönelik şiddetin
önlenmesi için çalışan sivil toplum örgütleri
ile işbirliğini güçlendireceğiz.
• Kadına yönelik şiddet
istatistikleri veri tabanı oluşturacağız. Sivil
toplum örgütleriyle dayanışma içinde, “Kadına
Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı”nı
hazırlayıp, yürürlüğe sokacağız.
• Kadına yönelik şiddeti
besleyen zihniyet yapıları ve toplumsal
algılarla tavizsiz bir mücadele sürdüreceğiz.
Töre cinayeti kavramını toplumsal hayatımızdan
ve zihinsel dünyamızdan tamamen çıkaracak
kararlı önlemleri alacağız.
Demokrat Parti iktidarı,
kadınlarımızın sorunlarına çare bulan
kronikleşen acılarına son veren çağdaş bir
iktidar olacaktır.
Çocuk Politikamız
Ülkemiz çocuklarının önemli
bir kısmı ekonomik sebeplerle sokaklarda
çalışmakta, yine önemli bir kısmı ailevi
sebeplerle sokakta yaşamakta, önemli bir kısmı
da sosyal ve ekonomik şartlar nedeniyle eğitim
çağında sanayide veya tarlada çalışmaktadır.
Yine yetiştirme yurtlarında
kalan ve devletimize emanet verilmiş
çocuklarımızın maruz kaldığı şartlar ortadadır.
Demokrat Parti, hem çocuk
işçilere, hem sokakta çalışan hem de sokakta
yaşayan çocuklarımıza devletin sıcak elini
uzatmayı sosyal devletin en önemli varlık sebebi
kabul eder.
Demokrat Parti yine bu
anlamda hem ailelerinin yanında yaşayan hem de
ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle aile
sıcaklığından mahrum olan tüm çocuklarımızın tam
ve sağlıklı eğitim almalarını sağlamayı devletin
asli görevi kabul eder.
Demokrat Parti Birleşmiş
Milletler insan Hakları Evrensel Bildirgesi
çerçevesinde ve Birleşmiş Milletler Çocuk
Hakları Sözleşmesi’nin ana ilkeleri olan;
–
Yaşama ve Gelişme ilkesi,
–
Korunma ilkesi,
–
Ayrım Gözetmeme ilkesi,
–
Çocukların Katılım ilkesi,
çerçevesinde bir Ülke Çocuk
Politikası oluşturmayı ve bununla ilgili yasal
düzenlemeleri yapmayı taahhüt eder.
Demokrat Parti iktidarı
döneminde, devlete emanet edilmiş kabul ettiği
çocukların hiçbirinin iş sahibi olmadan
yetiştirme yurtlarından çıkartılmasına izin
vermeyecektir.
Gençlik Politikamız
Türkiye nüfusunun üçte ikisi
gençtir. Bu yönüyle ülkemiz Avrasya
coğrafyasının en dinamik nüfusuna sahiptir.
Bölgemizde hiçbir ülkeye nasip olmayan böylesine
büyük bir potansiyele rağmen Türkiye, gençliğini
istenilen düzeyde eğitememekte, istihdama
yöneltememekte ve gençliğin dinamizmini ülkenin
süratle kalkınması için güçlü bir unsur olarak
kullanamamaktadır. Atatürk’ün cumhuriyeti emanet
ettiği gençliğin içinde bulunduğu olumsuz
durumun düzeltilmesi ve bu büyük potansiyelin
ülke kalkınmasına ve toplumsal barışa katkı
sağlayacak biçimde yönlendirilmesi Demokrat
Parti iktidarının ana görevlerindendir.
Gençlerimizin eğitimi ve
istihdamına yönelik durum tespitlerimizi ve
çözüm önerilerimizi bu beyannamenin diğer
başlıkları altında ayrıntılı bir biçimde
sunmaktayız. Burada ise Demokrat Parti’nin
gençliğin hak ettiği toplumsal statüyü
kazandırmak için atacağı adımları paylaşacağız.
Gençlik
Türkiye’nin elindeki en büyük zenginliktir.
Dolayısıyla bu zenginliğin korunabilmesi ve
değerlendirilebilmesi için tespit edilen temel
politikaların başarılı bir biçimde
uygulanabilmesi için bir Gençlik Bakanlığı
kurulacaktır. Bugüne kadar sürekli bir biçimde
diğer bazı konularla birlikte anılan bu bakanlık
Demokrat Parti iktidarında tamamen gençlik
konularından sorumlu olacaktır.
Gençliğin sorunlarının giderilmesi ve
önceliklerinin temin edilmesi, sadece bu
konulardan sorumlu bir bakanlığın kurulmasıyla
gerçekleştirilemez. Genç nüfusumuzun, sivil
toplum örgütleri yoluyla toplumsal hayata katkı
sağlamasının, kendilerini ilgilendiren
kararların alınmasına doğrudan katılımının tesis
edilmesinin gerekliliğine inanıyoruz. Türkiye’de
tam demokrasiye geçilmesi, gençliğin demokratik
karar süreçlerine aktif katkısının önünün
açılmasıyla mümkün olacaktır.
Bu yönde, seçilme yaşını
Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasına
indireceğiz.
Siyasi partilerin gençlik
örgütlerinin demokratik yapısını güçlendirecek
yasal düzenlemeler gerçekleştireceğiz.
Gençliğin sivil toplum
örgütlerine üyeliğini teşvik edecek, bu
örgütlerin birbirleriyle eşgüdümünü ve
işbirliğini kolaylaştırmak maksadıyla bir Ulusal
Gençlik Konseyi’ni kuracağız. Ulusal Gençlik
Konseyi tamamen sivil toplumun oluşturacağı ve
yönlendireceği bir oluşum olacak, Gençlik
Bakanlığı ile herhangi bir ast-üst ilişkisi
içinde bulunmayacaktır.
Her mahallede süratli
internet bağlantısıyla donatılmış, gençlerin
sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlara
sahip, beceri ve yabancı dil kurslarının
ücretsiz olarak sunulduğu gençlik merkezleri
kurulmak suretiyle, gençlerimizin boş
zamanlarının istismar edilmesinin önüne
geçeceğiz.
Kentli ve kırsalda yaşayan
gençlerimiz arasındaki yaşam kalitesi
farklılıklarını ortadan kaldırmak amacı
doğrultusunda kırsal alanda da, birkaç köye
hizmet edecek şekilde aynı gençlik
merkezlerinden kuracağız.
Demokrat Parti iktidarında
kentlerde, beldelerde ve köylerde yaşayan
gençlerimiz arasındaki hizmete ulaşabilme
adaletsizliğini ortadan kaldıracağız.
İktidarımızda, her gencimiz,
mutlaka en az bir yabancı dili öğrenebilecek
şartlara ve imkânlara sahip olacaktır.
Liselerde ve üniversitelerde başarılı olan
öğrencilerimize kısa süreli yurt dışı staj
imkânını devlet eliyle sunacağız. Gençliğimizin
dünya ile doğrudan etkileşimini sağlayacağız.
Devlet
kurumları ve uluslararası örgütler üzerinden
gençlik sivil toplum örgütleri eliyle
geliştirilen gençliğe yönelik projeleri
destekleyeceğiz.
Demokrat Parti, gençlerin
önünün açıldığı, özgürlük ve başarının tadının
çıkarıldığı, dostluk, kardeşlik, barış,
dayanışma ve sevginin ülkemizin dört bir yanında
göz alabildiğine yeşerdiği huzur ortamını
milletimizle birlikte var edecektir.
Yaşlılar ve Emekliler
Yaşlılık insanın
engelleyemeyeceği ve kaçınamayacağı bir
süreçtir. Bakıma muhtaç yaşlılarına sahip
çıkmayan bir toplum, onların gençliklerinde
topluma kattıkları değerlere nankörlük ediyor
demektir. Yaşlıları, düşkünleri ve bakıma muhtaç
tüm kesimleri kuşatan bir sosyal yardım ağının
bulunması sosyal devlet olmanın bir gereğidir.
Gerek devlet ve yerel yönetim kuruluşları,
gerekse sivil toplum kuruluşları ve toplumun
geneli, bu konuda üzerine düşen sorumlulukları
dayanışmacı bir anlayışla yerine
getirmelidirler.
Bugün işçi, memur ve
Bağ-Kur’lu emeklilerimizin sayısı sekiz milyona
yaklaşmaktadır. Bu emeklilerin çok büyük bir
kısmı aylık olarak asgari ücret civarında bir
maaş almaktadırlar. Bu miktarlarla geçinmek ve
yaşlılık döneminde ihtiyaç duyulan hizmetleri
satın alabilmek mümkün değildir. Demokrat Parti,
emekli aylıklarının üzerine radikal bir kararla
eğilecek, buradaki ortalama maaşları insanca
hayat standartlarının sağlanacağı bir düzeye
çekecektir.
Engelliler
Bugün ülkemizde bazı
araştırmalara göre nüfusun % 5,4’ü, sorumlu
bakanın ifadesine göre % 12’si engellidir. Bir
başka rakam da Dünya Sağlık Örgütü rakamlarıdır.
Bu veriye göre ise Türkiye’deki zihinsel ve
bedensel engelli sayısı 7,5 milyon kişidir.
Ne yazık ki devletin elinde
engelli sayısını tam ve kesin rakam olarak
ortaya koyan bir istatistiki veri yoktur.
Birbiriyle arasında yarı yarıya farklar olan
veriler mevcuttur.
Bu bilgi eksikliğinin engelli
vatandaşlarımıza maliyeti de maalesef yüksektir.
Çünkü elde sağlam veriler olmayınca eğitim
planlamasından, istihdam planlamasına, kentsel
altyapı planlamasından, sağlık planlamasına
kadar doğrudan engellileri ve dolayısıyla
toplumu ilgilendiren geleceğe yönelik planlama
ve yatırımlar yapılamamaktadır.
Engellilerin sayısını
bilemeyen devlet, ne yazık ki somut problemlerin
çözümünü de gerçekleştirememektedir.
Özellikle kırsalda ya da
küçük şehirlerde yaşayan engellilerimizin
ekseriyeti eğitim alamamakta, ihtiyaçları olan
sağlık hizmetine ulaşmada güçlük çekmekte,
kentsel altyapı problemleriyle boğuşmakta,
sosyal hayata katılımda fiziki ve maddi
imkânsızlıklar nedeniyle zorlanmakta ve en
önemlisi kendi geleceklerini kurmak için mutlak
ihtiyaç duydukları ekonomik özgürlüklerini
kazanamamakta, mesleki beceri edinmekte ve
kariyer yapmakta zorlanmaktadırlar.
Demokrat Parti,
engellilerimizin sorunlarına devlet eliyle daha
organize şekilde yaklaşılmasını sağlayan ve son
on beş yılda gerçekleştirilen, kentsel altyapı
dönüşümleri, imar uygulamaları ve Özürlüler
idaresi’nin kurulmasını engellilerin
sorunlarının çözümüne yönelik olumlu gelişmeler
olarak kabul eder.
Ancak Demokrat Parti, bu iyi
niyetli çabaların veya çalışmaların yetersiz
olduğunu ve sosyal devletin en önemli varlık
sebebi olan eşitlik ilkesi çerçevesinde
engellilerimizin de toplumun diğer kesimleri ile
eşit şekilde eğitim, sağlık, sosyal hayata
katılma, ekonomik özgürlük hakkının olduğunu ve
bunun önündeki engellerin mutlak surette
kaldırılması gerektiğine inanır.
Bu çerçevede Demokrat Parti,
uzun vadeli hizmet ve yatırım planlamasının yani
eğitim, sağlık, istihdam planlamasının
yapılabilmesi için engelli verilerinin sağlıklı,
tam ve doğru saptanması gerektiğini işe bununla
başlanması gerektiğini düşünür.
Demokrat Parti, engelli
guruplarına göre kırsal ve küçük kasaba ve
şehirler dahil her özürlünün eğitim almasını
sağlayacak eğitim altyapısını oluşturmayı
öncelikli iş olarak kabul eder.
Demokrat
Parti, engellilerin meselelerini salt bir sağlık
meselesi olarak görmez, meseleyi sosyal ve
iktisadi yönü de olan bir mesele olarak kabul
eder.
Bu
anlamda Demokrat Parti, her engelliye, engel
gurubunu da dikkate alarak mesleki beceri
kazandırmayı hedefler.
Demokrat Parti, engelli
vatandaşlarımızı iktisadi ve sosyal hayatın
içine çekebilmek için, engelli vatandaşlarımızın
açtığı işyerlerinde bazı vergi muafiyet ve
istisnalarını uygulamayı taahhüt eder.
Demokrat Parti,
engellilerimizin sosyal hayata katılımına mani
olan kentsel fiziki altyapının daha da
iyileştirilmesini sağlayacak düzenlemeleri devam
ettirmeyi vazgeçilmez görevi kabul eder.
Çalışma Hayatı
Türkiye’de sendikal hak ve
hürriyetler anayasal teminat altına alınmıştır.
Ancak bu teminatı güçlü kılacak olan yasal
düzenlemelerde gerek ferdi, gerekse kolektif
sendikal hak ve hürriyetler konusunda çok
çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Çağdaş
demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan hak ve
hürriyetlerin teşkilatlanma özgürlüğü ile
desteklenmesi gerçeğinden hareketle partimiz
ücret karşılığı çalışan her ferdin sendikal
teşkilatlara üye olmasını ve demokratik hakları
olan toplu iş sözleşmeleri ile güçlendirilmiş
faaliyetlerini destekler ve teşvik eder.
Demokrat Parti, İLO
(Uluslararası Çalışma Örgütü) normları
çerçevesinde gerçek anlamdaki sendikal hak ve
özgürlüklerin ancak toplu iş sözleşmesi
kapsamında grev ve lokavt haklarıyla
desteklenmiş yasal düzenlemeler ile
gerçekleştirileceğinin bilincindedir. Bu sebeple
Demokrat Parti, tüm ücret karşılığı çalışanların
sendikal hak ve özgürlükleri ile toplu iş
sözleşmesi yapma haklarının devlet güvencesi
altına alınmasını taahhüt eder. Bu bağlamda grev
hakkını sınırlayan ve bu hakkın yaptırım gücünü
azaltan tüm kısıtlamaları (İLO Sözleşmesi
çekinceleri dahil) kaldırmayı taahhüt eder.
Toplu iş sözleşmesi
görüşmelerinde kullanılabilen grev hakkı,
sonraki süreçte hak aramada kullanılamamaktadır.
Demokrat Parti hak uyuşmazlıklarında da grev
hakkını öncelikli konu olarak değerlendirmeyi
taahhüt eder.
151 Sayılı İLO Sözleşmesi’ne
konulan çekinceler (4 haftalık izin hakkı,
ücret, toplu pazarlık) yeniden gözden
geçirilecek, teşkilatlanma ve sendikal hakların
optimum şekilde kullanılabilmesi için
sendikaların mali, siyasi ve idari
özerkliklerinin sağlanacağı yasal düzenlemeler
süratle ele alınacaktır.
Demokrat Parti,
sendikalarımızı demokrasimizin temel
unsurlarından biri addederek, çalışanların
sendikalaşması önündeki tüm engelleri
kaldıracaktır.
Sosyal Güvenlik
Türkiye’de, sosyal güvenlik
sistemi bugün tüm toplumu kapsamayan, bütçe
üzerinde yük oluşturan, nimet-külfet dengesini
kuramayan, yetersiz kurumsal yapılanma içinde
amacına hizmet edemeyen bir yapıdadır.
Sosyal
güvenlik sistemimizin sağlam aktüaryel temellere
oturtulamamış olması, sosyal güvenlik sistemine
yapılan transferlerin yanlış kullanılması,
sistemin mali açıdan sonunu hazırlayan unsurlar
olarak görülmektedir. AKP iktidarı bu
yanlışlarda
ısrar
etmiş ve sorunu daha da derinleştirmiştir.
Konsolide bütçeden Sosyal
Güvenlik Kurumlarına yapılan transferler, bu
kurumsal yapıların verdikleri mali açık düzeyini
göstermesi bakımından oldukça önemlidir.
Ülkemizde bu açık AKP iktidarında hızla artmış,
GSMH’nin % 5’ine ulaşmıştır. Yine bu dönemde,
Sosyal Güvenlik Kurumlarına yapılan
transferlerin toplam faiz dışı harcamalar
içindeki payı da benzer şekilde artış
göstermiştir.
Demokrat Parti, sosyal
güvenlik sistemimizi içinde bulunduğu güç
durumdan çıkaracak, makro ekonomik hedeflere
ulaşmada sosyal güvenliğin var olan sorunlarının
etkisini hafifletecek çözümleri bir an önce
ortaya koymaya kararlıdır. Bu nedenle, kapsamlı
bir sosyal güvenlik reformu Demokrat Parti
iktidarında vakit kaybedilmeden hayata
geçirilecektir. Bu reformun temel bileşenleri,
sosyo– ekonomik amaçları içinde barındıracak
şekilde aşağıda sıralanan şu esaslardan
oluşacaktır:
Sosyal Güvenlik, toplumun
sadece % 60’lık kesimi için değil tamamı için
sağlanacak, nimet-külfet esasına göre işleyen
çağdaş normlarda sosyal sigorta sistemi bütün
nüfusu kapsayacak şekilde genişletilecek, tüm
toplum kapsam altına alınacaktır.
Uluslararası sözleşmeler ve
sosyal güvenliğin dünyada kabul görmüş modern
ilkeleri esasında bütünleştirilmiş bir sosyal
güvenlik ağı kurulacaktır. Kurulacak bu sosyal
güvenlik ağı sayesinde, meslek esasından
bağımsız olarak vatandaşlık esasında sosyal
güvenlik hakkı her fert için anayasal bir hak
olarak ortaya konacaktır.
Sosyal güvenlik
kuruluşlarında norm ve standart birliği
sağlanacaktır. Sağlanan bu birlik ile
sigortalının ödediği prim ve elde ettiği sosyal
güvenlik hakkı arasında paralellik kurulacak, şu
anda var olan “vatandaşlar arasında farklı ödeme
farklı sosyal güvenlik hakkı” gibi eşitsiz bir
durum ortadan kaldırılacaktır.
Sosyal güvenlik hizmeti veren
kurumlar, organizasyon yapıları “tek çatı”
altında, farklı kurumsal yapılanmanın yaratmış
olduğu dağınıklık ve bürokratik karmaşa ortadan
kaldırılmış şekilde etkin işletmecilik anlayışı
ile yönetileceklerdir.
Sosyal güvenlik kurumlarının
idari ve mali etkinliği sağlanacak, teknolojik
altyapıları güçlendirilecek, modern yönetim
teknikleri uygulanacak, işletme biliminin
esaslarına sadık kalınacaktır.
Mali açıdan sürdürülebilir
bir finansman modeli sosyal güvenlik sistemimiz
bakımından yürürlüğe konacaktır. Sosyal güvenlik
sistemlerinin mali açıdan sürdürülebilirliği
ileri muhasebe teknikleri ile sağlanacak, şeffaf
bir mali yapı ortaya konacaktır.
Sosyal güvenlik sistemlerinin
en büyük sorunu dünyada olduğu gibi ülkemizde de
yaygın bir şekilde bulunan “kayıt dışılık”tır.
Ülkemizde sigorta ve vergi ödemelerinden
kaynaklanan istihdam maliyetlerinin toplamı brüt
ücretin % 45’i kadardır. Bu oran gelişmiş ülke
ortalamalarının çok üzerindedir. Bu nedenle,
prim oranları, kayıt dışı istihdamı,
işletmelerin istihdam maliyetlerini azaltacak
şekilde yeniden belirlenecektir.
Sosyal güvenlik sistemimizin
sağlıklı bir yapıda olması için kayıt dışılıkla
mücadele her açıdan sürdürülecek, devletin
denetim fonksiyonuna büyük önem verilecektir.
Kayıt dışılıkla mücadele
ederek, sigortasız çalışma ve çalıştırma
önlenecek, aktif sigortalı sayısı artarken,
sosyal güvenlik sisteminin gelir kalemleri
artırılarak tüm sigorta kollarının ve özellikle
emeklilik sigortasının sürdürülebilirliği
sağlanacaktır.
Ülkemizde çok yanlış bir şekilde kurgulanmış
sistem sonucunda, emekli aylıkları ve muhtaç
yaşlılara verilen aylıklar çok düşük düzeyde
kalmıştır. Bu nedenle emeklilik hakkı bakımından
herkese sisteme katkısı ölçüsünde emekli aylığı
tahsisi yapılacak, emeklilerin artan refahtan
pay alması sağlanacaktır.
Sigorta
kollarından yararlanma şartları bakımından norm
ve standart birliği sağlanarak farklı statülerde
çalışsalar bile her vatandaşın eşit şekilde
yararlanacağı sosyal sigortacılık yapılacak,
sigorta da nimet külfet dengesi korunacaktır.
Sosyal sigortalar içinde
bulunan uzun vadeli sigorta kolları ile kısa
vadeli sigorta kolları yeniden ele alınacak, bu
sigorta kollarından faydalanma şartları ülke
gerçekleri ile bir düşünülerek gerekli
iyileştirmeler yapılacak, çalışanların
memnuniyet düzeyi artırılacaktır.
Sağlık sigortası kolundan
prim şartına bağlı kalmaksızın, her vatandaş
sağlık hizmetini alacak, sağlık hizmeti anayasal
bir hak olarak herkese sağlanacaktır. Sağlık
kurumlarına giden her vatandaş, sosyal güvenlik
ödemesine bağlı kalmaksızın sağlık yardımı ve
hizmetlerinden yararlanacaktır.
Sosyal güvenlik sadece sosyal
sigortacılık demek değildir. Sosyal yardım ve
sosyal hizmetler de sosyal güvenlik sistemi
içinde en az sosyal sigortalar kadar yer
alacaktır.
Ülkemizde sosyal yardım ve
sosyal hizmet alanında hem kurumsal hem de
mevzuat yönünden karmaşa bulunmaktadır. Bu
karmaşa önlenecek, etkin bir sosyal koruma,
gelişmiş ülkeler normları seviyesinde
sağlanacaktır. Sosyal yardım ve koruma alanında
var olan sembolik düzenlemeler yerine, ihtiyacı
olanın ihtiyacını giderecek esaslı düzenlemeler
yapılacaktır.
Demokrat Parti hiçbir
partinin anayasadaki sosyal devlet olgusuna
sahip çıkmadığı bir ortamda, sosyal devletin
güvencesidir. Demokratik Parti iktidarında,
sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak
olduğunun altı çizilecek, vatandaşlara sosyal
güvenlik haklarının temel haklar arasında yer
aldığı her seviyede anlatılacak, bu konuda
toplumsal bilinç artırılacaktır.
Sosyal Güvenlik
reformunda yapısal değişimi gerçekleştirmek
amacıyla,
Sosyal güvenlik
kuruluşlarının tek çatı altında en verimli ve
işlevsel bir düzenleme ile toplanması
sağlanacaktır.
Sosyal
güvenlik sisteminde, “toplumsal uzlaşıya”
ulaşarak en geç 1 yıl içinde, yıllardır
süregelen çalışmalardaki,
•
Emeklilik,
• Sağlık
• Emeklilik aylığı
ile ilgili tüm yapısal
değişimler ile ilgili yasal düzenlemeler
tamamlanacaktır.
Kazanılmış haklar korunarak
mevcut emeklilerin yeni değişime intibakları
gerçekleştirilecektir.
Sosyal güvenlik sisteminde
GSMH’nın % 4.5’una ulaşan mevcut açığın on yılda
GSMH’nın % 1’ine indirilmesi hedeflenecektir.
Sosyal Güvenlik Reformu,
Sosyal adaleti temine yönelik
olarak her Türk Vatandaşına, kaynağı sigortalı,
işveren ve bütçeden temin edilmek suretiyle
oluşturulacak fonlardan sağlanacak asgari bir
gelir, sigortalının gelir düzeyine göre, kendisi
ve işverenin de katılımıyla oluşturulacak
emeklilik fonlarından elde edilecek ekstra bir
gelir ve gönüllülük ilkesi çerçevesinde bugünkü
Bireysel Emeklilik benzeri fonlardan sağlanacak
bir diğer gelirden oluşan üç katmanlı bir
sistemle gerçekleştirilecektir.
Sosyal Güvenlik Reformu
kapsamında, işsizlik sigortası kapsamı,
yararlanma koşulları ve biriken fonun
kullanımına ilişkin esaslar çağdaş bir biçime
getirilecektir. Demokrat Parti iktidarında kendi
işi gücü ile uğraşmaya vakit bulamayan ve
mahalli ihtiyaçlara zamanlarını vakfeden
muhtarlarımızın, Bağ-Kur primleri devlet
tarafından karşılanacaktır.
Ayrıca, vatani görevini
yapmak üzere silah altına alınan gençlerimiz,
fiili askerlik sürelerinin başlamasından
itibaren sigortalı olacaktır.
Demokrat
Parti iktidarı, sosyal devletin tüm yönleriyle
hayat bulduğu bir düzeni gerçekleştirecektir.
Spor
Türk sporu 2000’li yıllara
büyük bir moral motivasyon ve tarihi başarılara
imza atarak başlamıştır. Hatırlanacağı gibi
kulüp takımlarımız ilk defa Avrupa kupalarında
başarılı olmuş, Milli Takımımız Dünya Üçüncülüğü
elde etmiş, benzer başarılar basketbolda,
voleybolda, güreşte, atletizmde ve halterde
tekrarlanmıştır.
Bu başarılar, 90’lı yıllarda
başlatılan altyapı çalışmalarının sonucunda elde
edilmiştir. Müsabaka sahalarının
çimlendirilmesi, ışıklandırma, antrenmana ve
müsabakaya uygun atletizm pistleri, antrenman
sahalarının iyileştirilmesi, salon sporları için
uygun antrenman materyallerinin temini, başarıyı
teşvik için sponsorluk uygulamasının
yaygınlaştırılması, ödül yönetmeliğinin
değiştirilmesi, spor teşkilatında akademi
mezunlarının istihdamı, spor hekimliğinin teşvik
edilmesi, gönüllülük esaslı tesisleşme hamlesi
gibi uygulamalarla başarıya ulaşılmıştır.
AKP’nin iktidara geldiği
Kasım 2002 Türk sporu için talihsizliklerin
başladığı, kaosun, skandalların, şiddetin ve
başarısızlığın yaygınlaştığı bir dönüm
noktasıdır.
Hemen hemen her branşta
bitmek bilmeyen federasyon tartışmaları…
Tribünlerdeki artan şiddet ve nihayet Dünya
Üçüncüsü Milli Takımımızın aldığı ceza… Bazı
federasyon üyeliklerimizin uluslararası
federasyonlarca askıya alınması… Olimpiyat ve
dünya şampiyonu sporcularımızın ya yarışmalara
hiç sokulamadığı veya müsabakalara hüzünlü
biçimde vedaları…
Bazı
branşlarda yaşanan doping skandalları…
Sporcularımızın bozulan moral motivasyonları…
Bu
dönemin özetini teşkil etmektedir.
Bu dönem, Türk Sporunun
hedeflerinin küçüldüğü kaos dönemidir.
Demokrat
Parti iktidarında federasyonların özerkliğinden
asla taviz verilmeyecek, bakan-başkan tartışması
yaşanmayacaktır.
Spor
teşkilatı, bakanlığa bağlı müsteşarlık şeklinde
yapılandırılacak, spor, tesisler, izcilik ve
okul sporları genel müdürlüğü halinde yeniden
örgütlenecektir.
Kulüpler ve okulların sicil,
lisans ve tescil işlemleri tek merkezden
yapılacaktır.
Tesisleşmeye, gönüllü
kampanyalar da dahil edilerek ağırlık
verilecektir.
Sporun özellikle temel spor
dalı kabul edilen atletizmin ilköğretimden
itibaren okullarda yaygınlaştırılması
sağlanacaktır.
Orta öğretimden başlayarak,
yüksek öğretim de dahil olmak üzere yerel,
bölgesel ve ulusal ligler kurulacak, başarılı
takım ve sporcular sponsor (yayın dahil) desteği
ile ödüllendirilecektir.
Başarılı sporculara, yüksek
öğrenimleri için burs imkânı yaratılacaktır. Bu
burs, sadece Beden Eğitimi ve Spor Yüksek
Okulları’yla sınırlı olmayacak, tüm eğitim
alanlarını kapsayacaktır.
Sporda yaygınlaşan şiddet
eğiliminin önüne geçebilmek için etkin tedbirler
alınacak, şiddete karışanların ve şiddeti teşvik
edenlerin müsabakaları izlemelerine izin
verilmemesine kadar, müeyyideleri düzenleyecek
yasal düzenleme kısa vadede yapılacaktır.
Branşlarında olimpiyat ve dünya şampiyonu olmuş,
Milli Takımlarda başarıyla ülkemizi temsil etmiş
sporcular ve antrenörlerin katılımıyla istişare
Konseyi kurulacak ve spor politikalarının
oluşturulmasında ve uygulanmasında buradaki
bilgi ve tecrübeden faydalanılacaktır.
Kültür ve Sanat
Kültür ve sanat, ülkemizdeki
ekonomik sıkıntı, işsizlik ve terör gibi
meselelerin gölgesi altında kalmış, tali bir
mesele olarak görülmüştür. Toplum, sorumsuzca
yapılan yayınlar yoluyla kültürel yozlaşma ile
karşı karşıya bırakılmıştır.
Yurt dışında yaşayan Türk
vatandaşları kendi kültüründen koparılmış ve
yoğun bir yabancı kültür baskısına maruz
bırakılmıştır. Kültürümüzün yaratıcıları ve
taşıyıcıları olan sanatçılarımız devletten
gerekli desteği görememekte, hiçbir mali yardım
almaksızın kültürümüzün yaşatılması ve
geliştirilmesi için çalışmaktadırlar. Bu kesim
büyük bir mali sıkıntı içindedir. Sanatçılarımız
sosyal güvenceden yoksun ve rahat çalışabilir
ortamlardan uzaktırlar.
Pek çok
sanatçımızın yaşlandığında yardıma muhtaç hale
geldiği görülmektedir.
Sanatçılarımızın haklarını korumak üzere kurulan
meslek birlikleri, yayıncı ve yapımcılar devlet
desteğinden yoksun halde kendi gayretleri ile
çalışmakta ve üstelik kendi gayretleri ile elde
ettikleri gelirlerinin bir bölümüne de devletçe
el konulmaktadır.
Ülkemizde yayınlanan kitaplar birkaç istisna
hariç en fazla 2000 adet basılıp satılmakta,
fazla satanların da korsanları olduğundan yazar
gene mağdur olmaktadır. Ressamlarımız ve Güzel
Sanatlar alanında çalışan sanatçılarımız ise
kendi gayretleri ve imkânları ile yurt dışında
ülkemizi temsil etmektedirler.
Ülkemizin tanıtımına ve
kültürümüze katkısı tartışılamayacak olan sinema
sektörü desteklenmediği gibi, bürokratik
engellerle karşı karşıya bırakılmakta, yatırım
yapması ve yurt dışında alması gereken desteği
alamamaktadır.
Yayıncı, dağıtımcı ve
kitapevleri hızla kapanmakta ya da kağıttan
alınan yüksek vergiler ve korsan satış nedeniyle
yok olma tehlikesi ile karşı karşıya
kalmaktadırlar.
En önemli meselelerden biri
ise yabancı yayınevlerinin ülkemizde faaliyet
göstermeye başlamasıdır. Yabancı yayınevlerinin
kültürümüzü korumak ve geliştirmek konusunda ne
kadar faydalı olacağı tartışmalıdır.
Bankalarımızın, borsamızın ve büyük
kuruluşlarımızın yabancıların eline geçmesinden
sonra yayıncılık sektörümüzün de yabancıların
eline geçmesi ülkemizin ne kadar büyük bir
tehlike ile karşı karşıya olduğunu
göstermektedir. Yabancı yayıncıların ekonomik
gücü karşısında yerli yayıncılarımız bir bir
kaybolmaya başlamıştır.
Ülkemizde kütüphaneler
gerekli ilgiyi görmemektedir. Kütüphanelerin
zenginleştirilmesi ihmal edilmektedir. Eski
eserlerimiz yok olmakta veya harabe olarak
kalmaktadır.
Özel tiyatrolarımız can
çekişmekte ve maalesef kapanmaktadır. Devlet
tiyatrolarımız da siyasetin oyuncağı haline
getirilmekte kültür merkezlerimiz alışveriş
merkezlerine çevrilmektedir.
Demokrat Parti, kültür ve
sanatı toplumun mayası, itici gücü ve
vazgeçilmezi olarak görmektedir. Ekonomik ve
sosyal alanda kalkınmanın temeli, kültürümüze,
sanatımıza ve sanatçımıza sahip çıkmaktır.
Kültür ve sanatta yozlaşma ve
yabancılaşma, nesiller arasındaki kopukluğu
doğurmaktadır. Bu kopukluğun ve nesiller
arasındaki yabancılaşmanın önlenmesi
kültürümüze, sanatımıza ve sanatçımıza en üst
düzeyde önem atfetmekten geçer.
Demokrat Parti,
sanatçılarımıza yaşarken sahip çıkacaktır.
Sanatçılarımıza cenaze törenlerinde sahip
çıkmaktan ve alkışlamaktan ziyade, onların
yaşarken onurlandırılmaları, sosyal
güvencelerinin sağlanması, fikri üretimin
desteklenmesi, rahat çalışma ortamlarının temin
edilmesi, halk kültürümüzün ana taşıyıcıları ve
yaşatıcıları olan aşıklarımızın da sosyal ve
ekonomik açıdan desteklenmesi Demokrat Parti’nin
asıl amaçlarındandır.
İlim ve edebiyat, sinema,
musiki ve güzel sanat eseri sahiplerinin fikri
üretimden elde ettikleri kazançlar vergiden muaf
hale gelecektir.
Ülkemizde yeni sanatçıların,
edebiyatçıların, sinemacıların, bestekârların,
güzel sanat eseri yaratıcılarının yetişmesi ve
bunların fikri üretimlerinin desteklenmesi ve
yöresel kültürel zenginliklerimizin canlı
tutulması Demokrat Parti iktidarında
sağlanacaktır.
Kültürümüzün temel taşları olan yazarlarımızın
eserlerinin yaşaması ve ileriki nesillere
aktarımı sağlanacak ve desteklenecektir. Eski
eserlerimiz süratle restore edilecek ve bu
eserlerin yok olması önlenecektir.
Eser
sahiplerinin ve fikri üretim yapanların
oluşturdukları tüm meslek birlikleri devlet
eliyle desteklenecektir. Meslek birliklerinin
uluslararası koordinasyonları sağlanacak, hak
takipleri sırasındaki yükleri azaltacak yasal
düzenlemeler acilen yapılacaktır. Çoğaltım
araçlarının ithalinden, bandrol satışlarından
elde edilen gelirler gibi kaynaklar,
sanatçılarımızın sosyal ve ekonomik yaşam
şartlarının iyileştirilmesi için meslek
birliklerine aktarılacaktır
Yazarlarımızın eserlerinin
yabancı dillere tercüme ve yayım masrafları
devlet tarafından desteklenecektir. Türkçe
eserlerin yurtdışına yayımı hususunda mali
destek verilecek, bu eserler Türk
Cumhuriyetlerine ve yurt dışında yaşayan
gurbetçilerimize ve çocuklarına ücretsiz
dağıtılacaktır.
Demokrat Parti iktidarında
yayıncılık yasası derhal çıkarılacak, yayıncılık
mesleği her yönüyle desteklenecek ve
girdilerdeki yükleri azaltılacaktır. Kültürümüz
ve işgücü açısından önem taşıyan yayınevi,
dağıtımcı ve kitapevi zinciri korunacaktır.
Kitap maliyetlerinin düşürülmesi için tüm
destekler sağlanacak ve kitap satışlarını
artıracak tedbirler alınacaktır.
Yurt dışında sanatçılarımızın
sergi açmalarına, fuar ve festivallere
katılmalarına destek verileceği gibi, yurt
dışında sadece yayınevlerimizin katılacağı
fuarlar organize edilecektir.
Sinema ve müzik sektörü, eser
sahipleri ve yapımcılar yönünden
desteklenecektir. Sinema eserlerinin yurt
dışında daha iyi tanıtılması ve pazar
bulabilmesi açısından sinemacılarımızın
yabancılarla yapacakları ortak yapımlar
desteklenecektir. Türkiye’nin yerli-yabancı
ayrımı yapılmaksızın tüm sinemacılar için doğal
plato olarak kullanımı desteklenecektir.
Yerli sinemacılarımızın
eserlerinin yurt dışında gösterimleri
desteklenecek, dağıtım, dublaj ve reklam gibi
giderleri devletçe karşılanacaktır.
Tüm sanatçılarımız sosyal
güvenceye kavuşturulacaktır.
Tiyatro
alanında yatırımlar hem devlet, hem de özel
sektör eliyle yapılacak, özel tiyatrolar
desteklenecek ve kapanan özel tiyatroların
tekrar açılması teşvik edilecektir.
Tiyatrocuların özlük hakları düzenlenecek ve
iyileştirilecektir. Kültür merkezlerimiz
yıkılmayacaktır. Yeniden yapılması gerekenler
ise sadece kültür merkezi olarak inşa edilecek
alışveriş merkezlerinin bodrumunda çalışmaya
mahkum edilmeyecektir.
Kültür-sanat alanındaki
hukuksal sorunların hakkaniyete dayalı biçimde
çözümünü teminen uzman hukukçu yetiştirilmesi ve
bunların bilgi düzeylerinin geliştirilmesi
sağlanacaktır. Uzman mahkemelerin durumu
iyileştirilecektir. Üniversitelerde bu konu ile
ilgili çalışmalar desteklenecektir. |