|
EKONOMİ
Demokrat
Parti’nin “Ekonomide Aş, iş ve Onurlu Yaşam
Programı” 59. Hükümetin uyguladığı salt “fiyat
istikrarına odaklı” bir ekonomi programının
aksine, sürdürülebilir istikrar içinde büyümeye,
verimliliği artırmaya ve artan nüfusa istihdam
olanakları sağlamaya yönelik “üretim odaklı” bir
programdır.
Geçmiş
Krizlerin Günümüze Taşıdığı Ekonomik ve Mali
Sıkıntılar
Türk ekonomisinde geçmiş
yirmi yılın ekonomik ve mali değerlendirmesi
yapıldığında, üst üste yaşanan krizlerin
ekonomide büyük yıkımlara sebep olduğu
görülmektedir.
İktisadi ve siyasi
bunalımlarla geçen yılların sonunda, Türkiye
ekonomisi, kapasitesinin altında büyümüş, yüksek
enflasyon sarmalından kurtulamamış, iç ya da dış
krizlere karşı direniş yeteneğini yitirmiş, 2000
ve 2001 yıllarındaki derin krizlerle ekonominin
çarpık ve zayıf yönleri görülebilir hale gelmiş,
2001 yılında, GSYiH % 7,5 küçülmüş ve % 8,3 olan
işsizlik oranı, 2002 yılında % 10,3’e
yükselmiştir.
57. Hükümetin, IMF desteğiyle
uygulamaya başladığı, istikrar programı, faiz
dışı harcamaları sınırlandırınca, 2001 yılında
kamu tüketimi % 8,5 ve kamu yatırımları % 22
oranında azalmış; bu daralma ile enflasyon 2002
yılı sonu itibariyle % 29,7’ye, 2003 yılı
sonunda da % 18,4’e düşmüş, ancak kriz döneminde
biriken iç talep özel tüketimi körükleyerek,
2002 yılında GSYiH’nın % 7,9 oranında büyümesine
yol açmıştır.
Bu sonuçlar, krizden çıkmanın
ilk adımları olarak görülse dahi, ekonomide
yaratılan diğer sıkıntılar, netice itibariyle
2002 yılında erken seçime ve iktidarın
değişmesine neden olmuştur.
AKP iktidarında Oluşan Yeni
Ekonomik Kırılganlıklar
Görevdeki 59. hükümetin 4,5 yıllık iktidarında
yepyeni ekonomik sorunlar ve kırılganlıklar
ortaya çıkmıştır.
Bu
çerçevede,
•Hukuk, vergi, sosyal
güvenlik, kamu yönetiminin yeniden
yapılandırılması ve benzeri yapısal reformlar
geciktirilmiştir.
• Krizlerden çıkmanın verdiği
ivme ile,
–
2004 yılında % 8,9’a ulaşan büyüme, 2005 ve
2006 yıllarında yavaşlayarak yüzde 6,1’e
düşmüş,
–
İthalat ve tüketimle beslenen bu büyüme,
yeterince istihdam yaratmamış,
–
Uluslararası sermaye piyasalarında oluşan
likidite bolluğu, Türkiye gibi gelişmekte
olan ülkelerin büyümelerinin finansmanını
kolaylaştırmasına ve dünya konjonktürünün
genellikle iyi olmasına rağmen, Türkiye, bu
dönemde potansiyelinin altında, ancak
ortalama % 6,9 büyüyebilmiştir.
• Enflasyon düşüşü ve
büyümedeki artış geniş halk kitlelerine
yansıtılamamıştır.
• Her 4 kişiden biri yoksul,
1 milyona yakın insanımız açlık sınırına
düşürülmüştür.
• Kayıt dışı ekonomi
artmıştır.
• Düşük kur - yüksek faiz
uygulaması ekonomiye çok büyük zarar vermiş ve
faturası
–
Sıcak paraya 4,5 yılda 41 milyar dolar
ödemek,
–
Rekabet ortamını bozmak ve
–
Sanayi üretimi ile ihracat yapısını ithal
ürünlere bağlamak
pahalıya mal olmuştur.
• İşsizlik artmış, resmi
rakamlara göre % 11,4 olan işsizlik, % 20’lere
yükselmiştir.
• Siyasi kadrolaşma had
safhaya ulaşmış, devletin üst yönetiminde 1740
kadroda vekaleten yönetici çalıştırılması söz
konusu olmuştur.
• Türkiye’deki yolsuzluk
artışları, Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün
yaptırdığı bir ankete göre, dünya sıralamasında
159 ülke arasında 65. sırada yer almamıza neden
olmuş,
• Vergi daireleri, gümrükler,
sağlık hizmetleri yolsuzlukta ön sıraları
alırken, yolsuzlukların özellikle büyük
ihalelerde, özelleştirmelerde ve kamu
yetkilerinin kullanılışında gerçekleştirildiği
iddiaları ağırlık kazanmıştır.
• Doğrudan yabancı sermaye
yatırımları üretim kapasitesinin artırılması
açısından yetersizdir.
• Tarım politikasında inatla
ve ısrarla uygulanan yanlış ve kasıtlı
politikalar, çiftçiyi perişan etmiştir.
• Teşvik politikaları
tutarsızlıklarla doludur.
• Sığ mali piyasalarda hemen
her konuda ortaya çıkan kırılganlıklar sıkıntıya
yol açmıştır.
• Ve en önemlisi körüklenen
sosyal tansiyon, terör, şehir kapkaçları ve
hırsızlıklar, ekonomiye zarar verecek en önemli
gelişmeler olarak karşımıza çıkmıştır.
Özetle, 59. hükümetin
uyguladığı ekonomi politikası, sonuçta;
• Tarım kesimini yok olmaya
mahkûm etmiş,
• İşçi, memur ve emeklileri
fakirlik sınırının altına itelemiş,
• Toplumun sağlıklı dokusunu
oluşturan “orta direği” yok etmiş,
• Türkiye’yi borç batağına
sürüklemiş,
• Ekonomide iç ve dış
kırılganlıklara sebep olarak Türkiye’yi her
türlü dış baskıya açık bir devlet haline
getirmiştir.
Güdümlü Ekonomi
Programlarının Etkisi
Ülkemizde, 4,5 yıldır
ekonomik ve mali politikalar, hükümetin
beceriksizliği yüzünden dış odakların güdümünde
tespit edilmekte ve uygulanmaktadır. Bu
gerçekleri dikkate alarak hazırladığımız
“Ekonomide Aş, iş ve Onurlu Yaşam Programı”nda,
IMF ile stand-by anlaşması uygulamasına son
verilmesi öngörülmüş, gerekirse bir “shadow
program” (gölge program) ya da “reserve account”
(yedek akçe hesabı programı) üzerinde anlaşmaya
gidilmesi planlanmıştır.
“Ekonomide Aş, iş ve Onurlu
Yaşam Programı”
Temel ilkeler
Her şeyden önce açıklıkla
ifade etmek isteriz ki, Demokrat Parti;
• Mülkiyet hakkına
saygılıdır.
• Meşru kazancın
savunucusudur.
• Programının temeli, serbest
piyasa ekonomisidir.
• Devletin merkezi kararlarla
ekonomiyi yönetmesi yerine, serbest piyasa
şartlarına uygun şekilde, sadece düzenleyici ve
denetleyici kuralları koyması taraftarıdır.
• Devletin üretici ve
dağıtıcı olmasına ve piyasalara müdahalesine
karşıdır.
Hedefler
Programımızın hedefi,
Türkiye’ye “aş ve iş” sağlamak suretiyle halkın
“onurlu yaşamasını” temin etmektir. Ülkemizde
yaşayan her bireyin, her sahada insan haklarına
saygılı, adil, yoksulluk ve açlığa mahkûm
edilmeyen bir ortamda yaşamasının sağlanmasıdır.
Bu çerçevede, programdaki hedefimiz,
• Halkın geçim sıkıntısını
gidermek,
• işsizliği önlemek,
• Rekabet ortamını yeniden
tesis etmektir.
Bu hedefe ulaşmak için
–
Enflasyonu körüklemeden,
–
Sürdürülebilir iddialı bir büyümeyi
gerçekleştirmektir
Esaslar
Demokrat Parti’nin “Ekonomide
Aş, iş ve Onurlu Yaşam Programı”,
• Yapısal değişimleri içeren
bir programdır.
• Uzun vadede Cumhuriyet’in
2023 yılındaki 100. kuruluş yıldönümü
perspektifi esas alınmıştır.
• Orta vadeli, 4 yıl süreyi
kapsayacak şekilde hazırlanmıştır.
• Kendi içinde tutarlıdır.
• Ekonomiyi bir bütün olarak
ele almıştır.
• Öngörülen tedbirler,
birbiriyle çelişmeyen ve hedeflere ters düşmeyen
bir önlemler paketidir.
• Başarıya ulaşabilmek için,
–
Uygulama becerisi yüksek,
–
Birbiriyle anlaşan,
bir ekonomi yönetim birimi
tarafından uygulanacaktır.
Programda Öngörülen Önlemler
ve Yapısal Değişimler
a- Üç Erk Arasındaki
Sınırların Belirginleştirilmesi
Anayasamızda, öngörülen
yasama, yürütme ve yargı erklerinin
birbirlerinin sahalarına girmemesi ve erkler
arasındaki dengenin bozulmaması Demokrat
Parti’nin temel felsefesidir.
Özellikle, TBMM’nin yasama erki dışında yürütme
erkinin görev ve yetki alanlarına müdahalesini
ve bilhassa yürütme erkinin yasama ve yargı erki
üzerindeki müdahalelerini önlemek açısından
olduğu kadar, yargı erkinin de yasama ve yürütme
erkinin yerine geçmesinin önünü almak için,
Anayasa değişikliği dahil olmak üzere, Hukuk
Reformu en kısa sürede gerçekleştirilecektir. Bu
konuyla ilgili ayrıntılı yaklaşımımız, “Sivil
Anayasa ve Çağdaş Demokratik Yaşam” başlığı
altında sunulmuştur.
b-
Ekonominin Genel Dengesi
Programımızın Temel Ekonomik
Hedefleri
Dünya güçleri ile rekabet
edebilen, eğitimli, sağlıklı, güven içinde
yaşayan kalkınmış bir Türkiye’ye ulaşmak için,
programımızda temel ekonomik hedefler
• Yıllık
ortalama % 8 büyüme hızı,
• %
6’nın altında işsizlik oranı,
• % 5’in
altında enflasyon oranı
şeklinde tespit edilmiştir.
c- Değerlendirmeler ve
Uygulamalar
• Ekonominin genel dengesi
içinde yer alan kamu dengesinde, kamu
finansman açığının kapatılabilmesi için,
mevcut bütçe açıklarının yıllık % 30’a ulaşan
dengesizlikleri,
• Her yıl gelirlerin bir
önceki yılın gelirine göre sabit fiyatlarla % 5
oranında artırılması,
• Giderlerin ise yine aynı
esaslar çerçevesinde bir önceki yıl giderlerine
nazaran % 5 oranında azaltılması ilkesi
çerçevesinde 3 yıl içinde dengeye
kavuşturulacaktır.
Vergi Politikası
• Verginin tabana yayılması
ve kayıt dışılığın önlenmesi için gerekli
önlemler alınacaktır.
• İstihdam üzerindeki vergi
ve sosyal güvenlik yükü azaltılacak ve tedricen
% 20’ye düşürülecektir.
• Kurumlar vergisi oranı % 15
oranına indirilecektir.
• Gelir vergisinde,
–
Asgari ücret vergi dışı bırakılacak,
–
Mevcut vergilendirme oranları 4 kademeye
indirilecek,
–
Her türlü harcamanın gelir beyanından
düşülmesi sağlanacaktır.
• Katma değer vergisinde
–
Mevcut oran % 8’e düşürülecek,
–
ÖTV yerine gerçek anlamdaki lüks mal
teslimlerinde Lüks Tüketim Vergisi’ne (LTV)
geçilecektir.
• Damga vergisi, banka ve
sigorta muameleleri vergisi kaldırılacaktır.
• Kaçak mal girişleri
önlenecek ve gümrüklerden kaynaklanan kayıt
dışılığın önü kesilecektir.
• Önemli ölçüde üretim,
istihdam ve ihracat yaratacak ve bölgesel
kalkınma farklılıklarını ortadan kaldıracak
projeler için özel teşvikler verilecektir.
• Uzun vadeli sermaye
piyasası araçları ve halka açık şirketlerle
ilgili vergilendirmeler teşvik amacı ile yeniden
düzenlenecektir.
• Vergi sisteminin oto
kontrol önlemleriyle desteklenebilmesi için,
–
Vergi usul hükümleri yeniden ele alınacak,
–
Vergi sisteminde basitlik, sadelik ve uygulama
kolaylığı sağlanacak,
–
Vergi denetiminde mali müşavirlik müessesesi
yaygınlaştırılacak,
–
Verginin tek bir muhasebe sistemine dayalı
olarak hesaplanması gerçekleştirilecek,
–
Vergi Usul Kanunu’nda ayrıca değerlendirme
hükümlerine yer verilmeyecektir.
Özelleştirme ve Vergi Dışı
Kaynak yaratılmasına yönelik politikalar olarak;
• Hazineye ait taşınmaz
mallar,
• Kamuya tahsisli arsa, arazi
ve binalardan amacına uygun kullanılmayan
mülkler,
• Orman vasfını yitirdiği
için orman sınırları dışında kalan yerler, gelir
getirecek şekilde değerlendirilecektir.
• Ruhsatsız işletmeler
ruhsatlı hale getirilecek,
•
Madencilik sektörüne ve doğal kaynaklara yönelik
yatırımlar teşvik edilecektir.
Kamu
iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesine
öncelik verilecek ve sermayenin tabana
yayılmasını sağlayacak şekilde halka açılmaya
yönelik uygulamalara gidilecektir.
Bu çerçevede;
• KİT’lerin ürettiği mal ve
hizmetler açısından kamu yararı ve kamu hizmeti
tanımlaması yeniden yapılacaktır.
• Devlet, iktisadi hayatta
kesinlikle uygulayıcı olmayacaktır.
• Temel mal ve hizmet üreten
kamu iktisadi teşebbüsleri ile sınırlı kalmak
kaydıyla 4 yıllık program süresince, KİT’ler ya
özelleştirilecek ya da tasfiye edilecektir.
• Bankacılık kesiminde, özel
sektörün faaliyet göstermesi esas alınacak,
ancak, Ziraat Bankası ve Halk Bankası’nın
özelleştirilmesi program sonuna bırakılacaktır.
• Türk bankacılık sektörünün
kontrolünün yabancıların eline geçmesini
önleyecek hukuki düzenlemeler derhal uygulamaya
sokulacaktır.
• Özelleştirmenin açık, net
ve şeffaf bir yöntemle yapılması için,
özelleştirme hükümet tarafından yapılmayacak,
özelleştirme idaresi yeniden yapılandırılarak
bağımsız, varlık yönetim şirketi yapısında,
konusunun ehli kişilerden müteşekkil bir kurul,
özelleştirilecek kuruluşlarını, ihale yeterlilik
şartlarını, ihale usul ve şartlarını
belirleyecektir.
• Özelleştirme ihalelerine
gireceklerde yeterlilik ön planda tutulacaktır.
• Yabancı-yerli sermaye
ayrımı yapılmayacaktır.
Harcama Politikası
• Bu programda öngörülen
politikalara öncelik verecek şekilde kamu
harcaması yapılacaktır.
• israftan kaçınılacak,
bütçenin kompozisyonu ve kalitesi
geliştirilecektir.
•
Merkeziyetçilikten yerel yönetimlere ağırlık
veren bir mali yapılanmaya geçilerek, yerel
yönetimlerin öz kaynaklarını yaratmaları
sağlanacaktır.
•
Yatırım harcamalarında rasyonalizasyona
gidilecek, tüm projeler gözden geçirilerek
ekonomik fizibilitesi olmayan projeler iptal
edilecektir.
• Transfer harcamaları asgari
düzeye indirilecektir.
• Kamu ihale Yasası’nın,
kapsam, istisnalar ve ihale usullerinde aksayan
yönlerini düzeltecek yasal değişikliklere
gidilecektir.
• Kamu harcamalarında
şeffaflığı sağlamak üzere, bütçe harcamalarında
ödenek tahsisi, tahakkuk ve ödeme aşamalarında
kamu hesaplarının elektronik ortamda izlenmesini
sağlayacak sisteme geçilecek ve bu çerçevede,
– Kamu kesimi hesapları
birleştirilecek ve batı standartları
uygulanacak,
– Merkezi ve özel yönetim
bütçeleri ile kamu iktisadi teşebbüslerinin
(KİT) finansman sonuçları tek hesap haline
getirilecek,
– Kamu hesapları konsolide
edilerek şeffaflaştırılacak,
– “Faiz dışı fazla” yerine,
“bütçe denkliği” ilkesine göre bütçeler
hazırlanacak ve uygulanacaktır.
Borçlanma Politikası
• Borç stokunun, risk
yönetimi anlayışı ile, en düşük maliyet ve en
uzun vadeye uygun şekilde düzenlenmesini
sağlayacak bir strateji oluşturulacaktır.
• Finansal piyasalara
derinlik kazandırmak ve ürün çeşitliliğini
artırmak amacıyla sermaye piyasalarındaki hazine
borçlanma araçları artırılacaktır.
• Dış borçlanmada,
Türkiye’nin derecelendirilmesinin (rating)
yükseltilmesi ve yeniden piyasalara kâğıt ihracı
sağlanacaktır.
Mali Piyasalar
• Partimizin istikrar
anlayışı çerçevesinde, iktidarda iken
“yönetişim” (Governance) kurallarına uygun
biçimde her sahada yetki ve sorumluluğu
“Bağımsız Kurullar”la paylaşarak yönetmek esas
olacaktır.
• Finans sektöründeki
gelişmeyi sağlamak ve sığlığı gidermek amacıyla,
devletin finans sektöründeki ağırlığı ve mali
piyasalardan kaynak kullanımı azaltılacak,
devletin finans sektörüne müdahaleleri asgari
düzeye indirilecektir.
• Finans sektörünün
düzenlenmesi ve denetlenmesi işlevini yürütmek
üzere, tek kamu otoritesi oluşturulacak,
bağımsızlık konusundaki belirsizlikler ortadan
kaldırılacaktır.
• Finans sektöründeki Sivil
Toplum Kuruluşlarını da içinde barındıracak
şekilde bir “Finans Şurası” oluşturulacaktır.
• İstanbul, uluslararası
finans merkezi haline getirilecektir. Bu amaçla,
kurulacak finans merkezinin yeri tespit
edilecektir.
•Finans merkezinde gerekli
altyapı yeniden oluşturulacaktır.
•Finans merkezinin gelişmesi
için batılı örneklerinde olduğu gibi her türlü,
ulaşım, iletişim, teknoloji, vergi, teşvikleri
getirilecektir.
Para Politikaları
• Türk parasının
konvertibilitesi ve dalgalı kur sistemi ile
günlük piyasada oluşması temel yaklaşımımız
olacak,
• Merkez Bankası’nın
bağımsızlığı korunacak,
• Banka, faaliyetlerini
Ankara’da sürdürecek,
• Enflasyon hedeflemesi
gerçekçi bir yaklaşımla uygulanmaya devam
edecek,
• Faizler, Merkez Bankası
tarafından piyasa koşullarında serbestçe tespit
edilecek,
• Hazine ise, Merkez Bankası
ile işbirliğini ön planda tutarak yardımcı
olacaktır.
Bankacılık Sektörü
Bankacılık sektöründe mali
piyasalarımızın % 92’lik bölümüne hakim olan
bankaların faaliyetleri ile ilgili olarak,
Bankacılık Kanunu’nda yapılacak değişiklikle;
• Hukuka
ve anayasaya aykırı tüm hükümler yürürlükten
kaldırılacaktır.
• BDDK kapatılacaktır.
• Teşkilatlanma ve özlük
haklarına ilişkin hükümler yasadan
çıkarılacaktır.
• BDDK yerine mali
piyasaların tümünün düzenlenmesi ve
denetlenmesinde, tek bir bağımsız kamu otoritesi
oluşturulacaktır.
• Karar merciinde, memurdan
çok mali piyasalarda, liyakatli, muteber ve
uzman kişiler görev alacaktır.
• Bankacılıkta talebi
fonlayan sistem yerine, arzın fonlanmasına, yani
üretimin finansman ihtiyacının karşılanmasına
yönelik bir sistem oluşturulacaktır.
• Bankaların bireysel
krediler uygulaması dışında yeni ürünler
oluşturmaları teşvik edilecektir.
• Bankaların ölçek
ekonomisinin avantajlarından yararlanmaları için
birleşme ve işbirliği içinde bulunmaları teşvik
edilecektir.
• Bankacılıkta erken uyarı
sistemi işler hale getirilecektir.
• Bankacılık sektörünün
denetimi, kesinlikle mevcut anlayış ve sistemin
dışında oluşturulacak bir sistemle yerine
getirilecektir.
• Bankaların yeniden
itibarlarına kavuşmaları için, polisiye
tedbirlerle iş göremez hale getirilen ve hukuka
aykırı görülen düzenlemeler değiştirilecektir.
• Mevduat güvencesi için,
TMSF dışında, yeni bir sigorta sistemi
kurulacaktır.
• Mevcut TMSF tasfiyeye tabi
tutulacaktır.
• Mevcut işletmeci
zihniyetine son verilecektir.
• Varlık
yönetim şirketi kurulacaktır.
Sermaye
Piyasaları
Yatırımcılığı ve yatırımcıları artırmak
amacıyla;
• Hisse
senedi yatırımlarında bilinirlilik, yatırımcı
güveni ve imaj sorunlarının çözümü için mevcut
ve yaptırılacak çalışmalar değerlendirilerek
sorunlara çözümler getirilecektir.
•
Yatırımcı hakları geliştirilecektir.
• SPK
düzenlemeleri çerçevesinde halka açık sayılan
KOBİ’lerin borsaya kotasyonu sağlanacaktır.
• Ürün
çeşitlendirmesini sağlamak amacıyla,
–
Özel sektörün sermaye piyasası borçlanma
araçlarından yararlanmaları maliyetlerin
azaltılması suretiyle sağlanacaktır.
–
Yeni ürünler teşviklerle artırılacaktır.
–
Aracı kurumların ekonomik boyuta
ulaşmalarını sağlamak amacıyla, aracı
kurumların halka açılmaları teşvik
edilecektir.
–
Sigortacılık ve mortgage ürünlerinin aracı
kurumlar tarafından pazarlanması
sağlanacaktır.
•
Sermaye piyasasının yeniden yapılandırılması
amacıyla,
–
SPK kaldırılacak, mali piyasalarda düzenleme
ve denetleme işlevi tek bir bağımsız
otoriteye verilecektir.
–
İMKB ve İAB, özel hukuk tüzel kişiliğine
yeniden kavuşturulacaktır.
•
Sermaye piyasalarının gelişimini sağlamak
amacıyla,
–
Menkul kıymet kazançları, beyan usulünden
çıkarılarak kaynakta kesinti suretiyle
vergilendirilecektir.
–
Halka açık ortaklıkların sayısının artışı
vergi teşvikleri ile sağlanacaktır.
–
Sermaye piyasasında Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları en kısa sürede
uygulamaya konulacaktır.
Sigortacılık Sektörü
• Öncelikle sigorta sektörü,
yasal düzene kavuşturulacaktır.
• Serbest ve rekabetçi bir
ortamda toplumdaki sigorta bilinci
geliştirilecektir.
• Avrupa Birliği sigorta
mevzuatına uyum konusunda özen gösterilecektir.
• Sigortacılıkta yeni
ürünlerin oluşturulması teşvik edilecektir.
• Bireysel emeklilik
özendirilecek ve vergilendirme kargaşasına son
verilecek, emekli aylıkları ve toplu ödemelerden
vergi alınmayacak, erken ödemelerde menkul
kıymet kazancı esasına ve kaynakta kesinti
yoluyla vergilendirmeye gidilecek, hayat ve
sağlık sigortalarındaki sorunlar çözülecektir.
• Sigorta şirketlerinin mali
yapılarının güçlenmesi için, başta vergilendirme
olmak üzere gerekli tedbirler alınacaktır.
• Sosyal güvenlik sisteminin
bir parçası olarak sigortacılık sektörünün
gelişimi teşvik edilecektir.
•
Sigortacılık faaliyetlerinin düzenlenmesi ve
denetlenmesi, mali piyasaları düzenleme ve
denetleme yetkisine sahip tek kamu otoritesine
verilecektir.
Dış
Ticaret Dengesi
Dış ticaret dengesinin
oluşumunda,
• Mevcut para ve dış ticaret
politikalarındaki yanlışları düzeltmek üzere,
ihracat öncelikli kalkınma modeli uygulanacak,
haksız ithalatta, trafik sapması, yanlış
beyanlar ve gümrüklerdeki denetim noksanlıkları
giderilecektir,
• Dış ödemeler dengesinin
sağlam kaynaklarla finansmanı sağlanacak ve
ihracatın gelişmesine yönelik teşviklerle
gerekli önlemler alınacaktır.
• Girdi
maliyetlerini dünya standartlarına çekebilmek
amacıyla, enerji maliyetleri AB seviyesinde
tutulacak, verimsiz dağıtım hatları ıslah
edilecek, modernizasyon yatırımları
tamamlanacak, kaçak elektrik kullanımı
engellenecek, elektrik dağıtımı, ardından
üretimi özelleştirilecektir.
Bu
konuya ilişkin ayrıntılı görüş ve önerilerimiz
“Enerji” başlığı altında sunulmuştur.
• İstihdamdan kaynaklanan
maliyet artışları dikkate alınarak,
– İstihdam üzerindeki yük
OECD Ülkelerindeki % 20’lik düzeye
indirilecek,
– İrlanda örneğinde
olduğu gibi % 10’lara iniş kademeli olarak
uygulanacak,
– İşsizlik sigortası ve
kıdem tazminatı sistemleri birleştirilecek,
– Bilişim, biyoenerji,
iletişim ve benzeri hassas sektörlere,
uluslararası kurallara uygun, istihdam
yaratma teşvikleri verilecektir.
• Kaynak Kullanımını
Destekleme Fonu (KKDF) tamamen kaldırılacaktır.
• Eximbank kaynakları
artırılacak ve Exim kredileri kullanımında,
katma değeri yüksek ihracata öncelik
verilecektir.
• KOBİ’lerin ihracat
finansmanındaki kaynak sorunu çözülecektir.
• İç
piyasada, başta tekstil sanayii olmak üzere, tüm
sanayi kollarında ithalatla yol açılan ve haksız
rekabete neden olan kayıt dışılık önlenecektir.
Sermaye
Hareketleri Dengesi
• Özellikle düşük kur
politikasının sonucu olarak borçlanma ve sıcak
para girişleri ile oluşan fazlalığın ekonomide
yol açtığı dengesizlikler ve kırılganlıklar kur
politikasındaki değişimle düzeltilecektir.
• Off-shore
borçlanma kayıtlarını takip edecek bir sistem
kurulacaktır.
Yabancı
Sermaye
Yetersiz kalan iç
tasarrufların yatırıma dönüşümünde karşılaşılan
noksanlıkları gidermek ve küreselleşen dünyada,
yerli yabancı sermaye ayırımı yapmaksızın;
• Sermayenin en fazla ihtiyaç
duyduğu güvenceyi sağlamak amacıyla gerekli
değişiklikler yapılacaktır.
•
Sermayenin önündeki tüm idari engeller ve
bürokratik işlemler kaldırılacaktır.
• İş
aleminin, yani yerli ve yabancı iş sahiplerinin
bir bütün olarak kurumsal yönetişim ilkelerine
uygun, saydam, şeffaf bir ortamda faaliyet
göstermeleri temin edilecektir.
•Büyük projelerin hayata
geçirilmesi için özel önlem ve teşvikler
sağlanacaktır.
Cari işlemler Dengesi
Cari işlemler dengesinde 4,5
yıldır birikerek ve artarak gelen açığın yol
açtığı tahribatın giderilmesi amacıyla,
• Türk parasının aşırı değer
kazanmasına yol açan yüksek faiz - düşük kur
politikası, programımızın para politikaları
bölümünde açıklanan yönde değiştirilerek
uygulanacak,
• Türkiye’ye sıcak para
girişine ve ani çıkışlara neden olabilecek mali
piyasalardaki dengesizlikler giderilecek,
• Dış ödemeler dengesinin
sağlam kaynaklarla finansmanı sağlanacaktır.
Teşvik Politikası ve
Öncelikli Sektörler
AKP iktidarında uygulanan
teşvik politikası, özel sektör yatırımlarını
azalttığı kadar, kamu sektörünün alt yapı
yatırımlarının tamamen kesilmiş olmasının
Türkiye ekonomisine zarar verdiği gerçeğini
dikkate alarak, özel sektör, sivil toplum
kuruluşları ve üniversitelerdeki uzman ve bilim
adamlarından oluşan “Teşvik Politikası Konseyi”
kurulacak ve bu konsey;
• Devlet Planlama Teşkilatı
(DPT) Müsteşarlığı’nın da katkılarıyla,
Türkiye’nin doğal rekabetçi avantajları olan
sektörlerin tanımlanması, oluşumundan itibaren,
6 ay içinde, detaylı master planını hükümete ve
kamuoyuna açıklayacaktır.
• Öncelik verilen stratejik
sektörlerin, Türkiye’nin her yerinde, proje
bazında, stratejik sektörlerin ihtiyacı
paralelinde, eğitimin yeniden yapılandırılması
suretiyle, bütçeye konulacak ödenekten ödeme
yapılarak teşvikler oluşturulacaktır.
•
Altyapı yatırımlarının, kamu sektörü yerine özel
sektör kuruluşları veya yabancı sermaye
tarafından yapılabilmesine yönelik politikalar
tayin edilecektir.
Sanayi
Sektörü
• Sanayi envanteri
hazırlanarak yeni bir sanayi stratejisi
oluşturulacaktır.
• Yatırımların önündeki
engeller kaldırılacaktır.
• Rekabet ortamı yeniden
oluşturulacaktır.
• İş yapanın önündeki
engeller kaldırılacaktır.
• Yeni iş sahalarının
geliştirilmesi, üretim ve verimlilik artışı
teşvik edilecektir.
• Sanayicilerimizin, makro
ekonomik belirsizlikler, vergi oranları ve vergi
idaresi, kayıt dışılık, yolsuzluklar, finansman
yetersizliği ve maliyeti, işgücü mevzuatı ve
işgücü yetkinliği konularındaki şikâyetlerine
diyalog, uzlaşı ve teşviklerle çözüm
üretilecektir.
• İmalat sanayinde büyüme
için yatırım ve iş yapmanın önünü açmak
amacıyla, ölçek büyütme, teknolojik ilerleme,
yenilikçilik, verimlilik dönüşümü, beceri
dönüşümü ve nitelikli işgücü temini konularında
teşvikler geliştirilecektir.
Turizm Sektörü
• Sektöre yeni bir vizyon
kazandırmak üzere, özel sahaların tahsisi
projelerinden vazgeçilecek, turizm şehirlerinin
kurulması teşvik edilecektir.
• Sektördeki yüksek maliyetleri azaltmak
amacıyla, alkollü içeceklerden alınan ÖTV
kaldırılacaktır.
• Teşvik edilecek turizm
yatırımları arasına, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin
ve Antakya gibi illeri içine alan inanç turizmi,
macera, doğa ve keşif turizmi, Disneyland veya
Safari Park benzeri temalı eğlence parkları,
sağlık turizmi, sanal gerçeklik tekniğine dayalı
3 boyutlu müzecilik ve ören yerleri
işletmeciliği özel sektör eli ile yürütülecek,
devlet tarafından denetlenecektir.
•
Turizmde tanıtım, ülke imajı, sektörel tanıtım,
bölgesel ve ürün tanıtımları bazında, kamu ve
özel sektör işbirliği ve kaynak oluşturulması
suretiyle geliştirilecektir.
Denizcilik Sektörü
Türkiye’nin üç yanının denizlerle kaplı olduğu
ve dış ticaretin hızla arttığı dikkate alınarak;
• Türk
denizcilik sektörünün sorunları çözülecek
şekilde, liman ve demiryolu bağlantıları
kaliteli hale getirilecektir.
• Liman
işletmeleri tamamen özelleştirilecektir.
• Deniz
filosunun DWT ton olarak büyümesi ve filonun
yenilenmesi için gerekli tüm teşvikler
verilecektir.
•
Sektörün finans imkânları artırılacaktır.
• Deniz
taşıtı üretim, tamir ve söküm tesisleri için
çevre ile ilgili sorunlar çözümlenecek ve
imkânlar artırılacaktır.
•
Akdeniz ve Ege’deki yat tesislerinin kurulması
ve kapasite artırımları teşvik edilecektir.
• 10 yıl
içinde 120 bin kişiye gemi adamı olarak istihdam
imkânı sağlanacaktır.
Hava
Ulaşım Sektörü
• Özel sektör kuruluşlarının
faaliyetlerini artırmaları için her türlü imkân
sağlanacak ve teşvikler verilecektir.
•
Madencilik sektöründe, özellikle bor, krom,
altın gibi yeraltı doğal kaynaklara yönelik
yatırımlar teşvik edilecek ve işletmelerin
modernizasyonu sağlanacaktır.
Küçük ve
Orta Boy işletmeler (KOBİ’ler)
• Eski ekonomik yapılanmadaki
“büyük ekonomik birimlerle kütlesel üretim”
yerine geçmesi en akılcı yol olarak
düşünüldüğünden ve özellikle sanayi sektöründe
öngörülen teşviklerin KOBİ’lere de aynen
uygulanacağı esası kabul edildiğinden, hedefimiz
1 milyon yeni KOBİ kurulması olacak ve böylece 5
milyon istihdam sağlamak için, vergilendirme,
teşkilat, eğitim, girişimcilik, dış ticaret ve
finansman konularındaki tüm dar boğazlar
giderilecek ve gerekli teşvikler verilecektir.
• Sivil
Toplum Kuruluşları’nın da desteği ile KOBİ
Kalkınma Ajansı kurulması dahil olmak üzere,
ilgili bakanlıkta yeniden yapılanma
sağlanacaktır.
•
İllerde, Sanayi Odaları, Meslek Kuruluşları ve
KOSGEB aracılığı ile “KOBİ Envanteri”
çıkartılacaktır.
• Yönetim sorunlarının çözümü
için Sivil Toplum Kuruluşları’nın desteği ile
sektöre özgün “yapılanma modelleri”
oluşturulacak ve bilgilendirme amaçlı eğitim
çalışmaları yapılacaktır.
• Kredi Garanti Fonu’nun
işlevsel etkinliği artırılarak işbirliği yapılan
ticari banka sayısı artırılacaktır.
• Risk Sermayesi Yatırım
Ortaklığı kuruluşlarının yasal düzenlemeleri
gözden geçirilerek, KOBİ işletmelerinde yatırım
ortaklıkları teşvik edilecektir.
• KOSGEB yatırımlarla ilgili
planlama sürecinde görevlendirilecek, iş ve
istihdam geliştirici projelerde teşvik
uygulanması konularında donanımlı hale gelmesi
sağlanacaktır.
• KOBİ Birlikleri kurulması
için yasal düzenlemeye gidilecek ve “organize”
tüzel kişilikler kurularak KOBİ Organize Sanayi
Bölgelerinin teşvik uygulamalarından
yararlanması sağlanacaktır.
• Vergilendirmede gerekli
yasal değişiklikler yapılacaktır.
• Esnafların, sanatkârların
ve KOBİ’lerin sorunlarıyla doğrudan doğruya
ilgilenmeye ve hükümet faaliyetlerinde
koordinasyonu sağlamaya dönük olarak “Esnaf,
Sanatkâr ve KOBİ Bakanlığı” kurulacaktır.
• Esnaf ve sanatkârların
finans ihtiyacının karşılanması için kollayıcı
ve koruyucu tedbirler alınacak, bu paralelde
ucuz maliyetli ve uzun vadeli kredi imkânları
sağlanacak, kaynak çeşitliliği artırılacaktır.
• Küçük esnaf ve
sanatkârların dev marketler karşısında yok
olmaması için, rekabet şartları iyileştirilecek,
büyük marketler şehir dışına taşınacak veya
çalışma saatleri yeniden düzenlenecektir.
• Küçük
esnaf ve sanatkârların kullandığı ürün
maliyetleri düşürülecek, ucuz enerji kullanma,
asgari geçim indirimi imkânı sağlanacak, Bağ-Kur
ve SSK primleri düşürülecektir.
•
Üretime yönelik faaliyet gösteren küçük esnaf ve
sanatkârın işletmelerinde istihdam
edebilecekleri kalifiye elemanların çağdaş
normlarda yetiştirilebilmesi için mesleki eğitim
yaygınlaştırılacak, bu kapsamda ilave istihdamı
özendirmek için muafiyet ve istisna
uygulamalarıyla vergi yükü hafifletilecektir.
• Ticarette sınırların
kalktığı dünyamızda dünya pazarlarından küçük
esnaf ve sanatkârımızın da pay alabilmesi ve
ayakta kalabilmesi için finans ve teknolojik
destek sağlanacak, ihracat özendirilecektir.
Programın Finansmanı
Demokrat
Parti olarak hazırladığımız “Ekonomide Aş, iş ve
Onurlu Yaşam Programı,” 59. Hükümetin uyguladığı
salt “fiyat istikrarına odaklı” bir ekonomi
programı yerine, sürdürülebilir istikrar içinde
büyümeye, verimliliği artırmaya ve artan nüfusa
iş olanakları sağlamaya yönelik “üretim odaklı”
bir programdır.
Program, önerilen vergi ve
sosyal güvenlik reformları ile faktör
piyasalarındaki çarpıklıkları düzelterek, vergi
idaresinin zayıflığından ve kayıt dışılıktan
kaynaklanan vergileri toplamak ve azaltılacak
vergi oranlarının vergi kayıplarındaki cazibeyi
azaltmak suretiyle yeni kaynak yaratacaktır.
Sosyal güvenlik reformu ile
istihdamdaki yüklerin azaltılması suretiyle
kayıt dışılığın asgariye indirilmesi ve kayıt
içine alınan istihdamdaki artışla yaratılacak
kaynaklar sayesinde bugünkü hasıladan daha fazla
kaynak yaratılması esası gözetilmiştir.
Her yıl GSMH’nin % 6’sı
büyüklüğünde bir iç tasarruf kaynağı yaratılması
ve Merkezi Bütçeden halen sosyal güvenlik
kuruluşlarına aktarılan GSMH’nin % 4,9’una
ulaşan desteğin, önümüzdeki 4 yıllık dönemde, %
2,6’ya 10 yıllık dönemde ise % 1’e indirilmesi
hedef olarak tespit edilmiştir.
Gerçekleştirilecek vergi
reformu ile hem vergi gelirlerinin yapısı, hem
de vergi oranlarındaki yeni düzenlemeler, kayıt
dışı öncelikle vergi kaçırmanın cazibesini
azaltmak suretiyle ekonomiyi de kayıt altına
alacak ve kamu kaynaklarının GSMH’ya oranla
payını artıracaktır.
Ancak
vergi yükü, bugün vergi ödeyenler için
azalırken, alınamayan vergileri almaya
başlayarak daha adil bir duruma gelecektir.
İndirimler, istisnalar ve muafiyetlerden dolayı
vergi gelirlerindeki kaybın GSMH’ya oranla % 20
dolaylarında olduğu göz önüne alınırsa, vergi
idaresinde yapılacak ciddi reformlarla vergi
hasılasının artırılması sağlanmış olacaktır.
Yaratılan kaynaklar, kamu borçlarını uzun vadeye
yayma olanağını vereceği ve sermaye piyasası ile
banka sistemindeki kaynakların hazine
borçlanması dışındaki üretken yatırımlara
yönelmesini sağlayabileceği için, reel faizler
üstündeki baskının azalması beklentisinin
paralelinde özel kesimin borçlanma maliyetini
azaltacağı hesap edilmektedir.
Doğal olarak, programın
başarısı, enflasyonu tek hanelerde düşük
tutabilmek için çok sıkı mali disiplin
uygulamasını gerektirecektir.
Programın Zamanlaması
Programda öngörülen yeniden
yapılanma programı, doğal olarak, uzun dönemde
gerçekleştirilebilecek bir programdır.
Programın birçok öğesi,
izlenebilecek politikaları geliştirecek ve
uygulayacak olan kurumların, sürdürülebilir bir
biçimde kapasite ve becerilerini geliştirmesine
bağlıdır. Bu nedenle, programımızda
gerçekleştirilecek reformların ve yeniden
yapılandırmanın öncelikleri, zamanlaması ve
esasları aşağıya kaydolunmuştur.
Kamu Yönetimi ve Ekonominin
Yeniden Yapılandırılması
Anayasamızda öngörülen
kurumların, ilgili kanunlarda öngörülen görev ve
yetkilerle hizmet vermeleri esasına uygun
biçimde,
• Başbakanlık bir uygulama
birimi değil, icracı bakanlıklar arasında
koordinasyonu sağlayan bir beyin fonksiyonuna
sahip olacak şekilde bir yapıya
kavuşturulacaktır.
• Başbakanlık bünyesinde
hiçbir icracı kurum ve kuruluş kalmayacak,
Başbakanlık Müsteşarlığı dışındaki,
Başbakanlıktaki tüm Müsteşarlıklar,
Başkanlıklar, Genel Müdürlükler ve her ne ad
altında olursa olsun kurum ve kuruluşlar ilgili
oldukları icracı Bakanlığın bünyesinde yer
alacaklardır.
• Başbakanlık, icranın
dışında, koordinasyondan sorumlu bir birim
haline dönüştürülecektir.
• Kıt
kamu kaynaklarının en verimli ve şeffaf bir
biçimde kullanılması, kamu hizmetlerinin
niteliğinin artırılması hedeflenecek ve kamu
yönetimine işlerlik getirerek devletin
saygınlığını yeniden kazanması sağlanacaktır.
Hukuk
Reformunun gerçekleştirilmesi, demokratik
ortamda piyasa ekonomisinin işlerliği, insan
haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adil
bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle
kendisini yükümlü sayan ve tüm faaliyetlerinde
hukuka ve anayasaya saygılı bir devlet yapısıyla
kurulabileceğinden, öncelikle sivil, öz ve kısa
bir anayasa hazırlamayı, yargı sürecinde
çağdaşlaşmayı, yasaları sadeleştirmeyi, ihtilaf
ve davaları karara bağlama sürecini
hızlandırmayı, dava sürecini etkinleştirecek
düzenlemeleri yapmayı öngörüyoruz.
Bu konuyla ilgili ayrıntılı
tespit ve önerilerimiz “Sivil Anayasa ve Çağdaş
Demokratik Yaşam” başlığı altında sunulmuştur.
Sayıştay’ın bir hesap
denetleme birimi ve hesap mahkemesi vasfını
korumasına özen gösterilerek, kesinlikle bu
hesap mahkemesinin Bakanlıkların üzerinde bir
“politika denetimi” yapmasına izin verilmeyecek
şekilde yasal düzenlemeye gitmeyi,
Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme
Kurulu da dahil olmak üzere, ülkede denetim,
teftiş ve tahkikat işlevinin, Başbakanlığın,
icracı bakanlıklar arasında koordinasyonu
sağlayan bir birim olduğu dikkate alınarak
performans kriterleri çerçevesinde ve yeni bir
anlayışla düzenlemeyi, hedeflemek suretiyle en
geç 6 ay içinde kapsamlı bir iyileştirmeyi
gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
Vergi reformu, vergi
sisteminin yamalı bohça haline getirildiği
dikkate alınarak, programımızın “Vergi
Politikaları“ bölümünde öngörülen esaslar
çerçevesinde azami 1 yıl içinde öncelikle
gerçekleştirilecek, ancak, vergi reformunun
neticelerinin elde edilmesinin zaman alacağı da
hesaba katılacaktır.
Ekonomi Yönetimi Reformu
Ekonomi yönetimi reformu
çerçevesinde, kamu mali yönetiminde, gelir,
gider ve varlık yönetimi fonksiyonlarını, tek
bir çatı altında yürütecek bir yapılanma
oluşturulacaktır.
Devlet
yapısı içinde yer alan ve bugün birbirinden
kopuk, koordinasyondan yoksun, ekonomi
yönetiminde görevli ve yetkili tüm birimler,
kurulacak “Hazine ve Ekonomi Bakanlığı” içinde
teşkilatlandırılarak işlevlerini kaybeden
birimlerin tümü ise lağvedilecektir. Bürokratik
engellerin azaltılmasına ilişkin önlemler
alınacak, kamu personel rejimi liyakat ilkesi
çerçevesinde yeniden düzenlenecek, eğitim ve
sağlık sahalarında yeniden yapılanmaya
gidilecektir.
Sosyal
Güvenlik Reformu
|