|
EĞİTİM
Bugün Türkiye’de milyonlarca veli çocuklarının
çağdaş bir eğitim alamadığının farkındadır.
Okullar açıktır, ancak okula ait formasyonu
öğrencilere aktarmada yapısal zorluklar
mevcuttur. Çok az sayıda öğrenciye nitelikli bir
eğitim imkânı veren eğitim sisteminin acilen
yapısal bir reforma ihtiyacı vardır. AKP
iktidarında eğitim sistemimiz yap-boz tahtasına
dönüştürülmüştür. Büyük kampanyalarla duyurulan
eğitim reformları, temel sorunları çözememiş,
çağdaş eğitim anlayışını Türkiye’de var
edememiştir.
Gelişmiş ülkelerde % 90’ların üzerinde olan okul
öncesi eğitim, ülkemizde 6 yaş grubu için % 17
civarındadır. 3, 4 ve 5 yaşlar bu oranın içinde
yer almamaktadır. Çocuklarımızın zekâ
gelişiminin % 70’inin tamamlandığı en önemli
eğitim basamağı ne yazık ki, tümüyle ihmal
edilmektedir. Demokrat Parti’nin eğitim
alanındaki önceliklerinin başında okul öncesi
eğitimi gelişmiş ülkeler seviyesinde
yaygınlaştırmak gelmektedir. Sosyal devletin bir
gereği olan, düşük gelir düzeyli ailelerin
çocuklarına ücretsiz okul öncesi eğitimi
Demokrat Parti iktidarında sunacağız.
Üstün yetenekli çocuklarımızın tespiti ve
eğitimi için özel bir modeli hayata geçireceğiz.
Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılamamış
olması, özellikle kız çocuklarının
okullaşmamasına ve Türkçenin yaygın olarak
öğretilememesine yol açmaktadır. ilköğretimde
hâlâ yüz binlerce çocuk okul hayatından
uzaktadır. Hal böyle iken lise dört yıla
çıkarılmıştır. Okul öncesini ve ilköğretimi
halletmeden lisede dört yıla geçmekle ciddi bir
kaynak israfı yapılmıştır. Demokrat Parti
iktidarında okulsuz köy ve okula gitmeyen
çocuğumuz kalmayacaktır. Eğitim çağındaki
nüfusumuzun % 85’inin en geç 2010 yılında orta
öğretim görmelerini sağlayacağız
Öğretmen eksiğinin giderilmesine yönelik bir
çözüm ne yazık ki geliştirilememiştir.
Geleneksel ders-branş yaklaşımıyla hareket
ederek üniversitelerden kopuk bir öğretmen atama
sistemiyle bu sorunun çözülmesi imkânsızdır.
Demokrat Parti bu çarpıklığı ortadan
kaldıracaktır. Öğretmen yetiştirme ve atama
sistemi üniversitelerimizle işbirliği halinde
çağın gereklerine uygun hale getirilecektir.
Özlük hakları ve ekonomik imkânlar yönünden
yetersizlikler içindeki öğretmenler yoğun olarak
emekliliklerini istemektedirler. Ekonomik
sorunlar giderek ağırlaşmıştır. Mesleki tatmin,
değer verilme hissi, yeterli hizmet içi eğitim,
statü sembollerinde iyileştirme olmaması
öğretmenleri emekliliğe yöneltmektedir.
Öğretmenlerimizin bu sorunlarının çözümü için,
Milli Eğitim Bakanlığı ile öğretmenlerimizin
mensup oldukları meslek ve sivil toplum
kuruluşları arasındaki sürekli diyalog ortamını
iktidarımızda kuracağız.
AKP iktidarının eğitim yönetiminden anladığı,
okulların açık tutulmasını ve öğrencilerin
dershanelere sorunsuz sokulmasını sağlamaktan
ibarettir. Böyle bir yönetim anlayışında
yaratıcı bir vizyondan söz edilemez. Öte yandan,
eğitimin finansman modeli ve insan kaynakları
modeli farklılaştırılmadıkça, sadece gelen
evrak-giden evrak takipçiliği yapılabilir. Rutin
işler yürütülebilir. Oysa bu ülkenin eğitimde
bir sıçrama yapmaya, bir atağa ihtiyacı vardır.
Demokrat Parti bunu gerçekleştirecektir.
Bu hükümet döneminde, Cumhuriyet tarihinin en
büyük bilgisayar çöplüğü oluşturulmuştur.
Eğitime % 100 Destek Yasası ile hayırseverlerden
toplanan kaynaklar ve kamu kaynaklarıyla yüz
binlerce bilgisayar okullara yerleştirilmiştir.
Ancak bu bilgisayarlarda kullanılacak eğitim
yazılımları hala tedarik edilemediği için bu
bilgisayarlar üç yıldan beri okullarda atıl
vaziyette beklemektedir. Yazılım olmadığı için
öğretmenlerin derslerde bilgisayardan
yararlanmaları söz konusu olmamış ve öğretmenler
olmayan yazılım konusunda doğal olarak hizmet
içi eğitim alamamışlardır. Bu bilgisayarların
önemli bir kısmı demode olduğu, bir kısmı da
yakın zamanda olacağı için on milyonlarca YTL
boşu boşuna harcanmıştır. iktidarımızda, bir
yandan atıl durumda bulunan bilgisayarları işler
hale getireceğiz, diğer yandan da yaygın ve
süratli hizmet içi eğitimle öğretmenlerimizin
bilgisayar kullanımını yaygınlaştıracağız.
Bu hükümet göreve başladığında 1750 civarında
dershane varken, bugün Özel Dershaneler
Birliği’nin verilerine göre, 4000’i izinli
yaklaşık 4000’i de kaçak olmak üzere 8000
civarında dershane vardır. Sadece bu sonuç bile
eğitimde nasıl bir açmazın var olduğunu
göstermektedir. Ülkemizde öğretmenler,
öğrenciler, aileler sürekli sınav baskısı
altındadırlar. İlköğretimden itibaren “yarışa”
hazırlanan çocuklarımız ve gençlerimiz
hayatlarının en güzel yıllarını stres içinde
geçirmektedirler. Toplumumuz insan yetiştirmek,
evlat yetiştirmek yerine sınav takipçisi haline
sokulmuştur.
Böyle bir ortamda, köklü çözümler yerine geçici
ve göstermelik önlemler peşinde koşan Milli
Eğitim Bakanlığı, OKS sınavının kalkacağını ilan
etmiştir. Böyle bir duyuru ancak temenni ya da
gündem değiştirme arzusu olabilir. 41 OECD
ülkesi arasında okullarının niteliği bakımından
en kötü durumda olan ülke Türkiye’dir. Bu durumu
düzeltmeden, sınav sayısını artırarak ya da
yıllarını değiştirerek çözüm bulmaya çalışmak
topluma gerçekleri söylememek olacaktır. OECD
ülkeleri arasında matematik, fen ve okuduğunu
anlama becerileri bakımından Türkiye’deki
okullar en gerilerde (34.-36. sıralarda) yer
almaktadır. Demokrat Parti, eğitimde fırsat
eşitliğini var etmeyi ve eğitim kalitesinin
yükseltilmesini çağdaş eğitim anlayışının
temeline oturtmaktadır.
Demokrat Parti iktidarında okullarımızın tüm
masrafları devlet tarafından karşılanacaktır.
Isınma ve temizlik başta olmak üzere temel
ihtiyaçlar velilerin sırtında bir yük olmaktan
çıkarılacaktır. Karne parası kaldırılacaktır.
AKP hükümeti YÖK ile ilgili olarak Anayasa
değişikliğini yapamamıştır. 2547 sayılı YÖK
yasasını değiştirememiştir. İmam Hatip
mezunlarına Açık Liseden mezun olma imkânı
sağlayacak Açık Lise yönetmeliğini de
değiştirememiştir. Böylece Cumhuriyet tarihine
eğitimle ilgili bir anayasa maddesinden başlayıp
yönetmelik bile değiştiremeyen bir hükümet
olarak geçmiştir.
Ders kitaplarının ücretsiz verilmesi bir
taraftan olumlu sonuçlar doğururken diğer
taraftan kırtasiye ve dağıtımcı esnafını tamamen
çökertmiştir. Demokrat Parti iktidarında ders
kitaplarının öğrencilerimize ücretsiz dağıtımına
devam edilirken, kırtasiye ve dağıtımcı
esnafımızın mağduriyetini ortadan kaldıracak
hakkaniyete dayalı düzenlemeler yapılacaktır.
Mesleki eğitimin yaygınlaşamaması hem üniversite
kapılarındaki yığılmanın hem de niteliksiz
işgücündeki artışın sebebidir. Ülkemizde
ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerimizin %
36’sı, yüksek öğretimde % 31’i mesleki eğitim
görmektedir.
Sanayileşmiş ülkelerde bu oran tam tersinedir.
Yani eğitim çağındaki öğrencilerin 2/3’ü mesleki
eğitim almaktadır.
Demokrat Parti, meslek liselerinin oranını iki
katına çıkartmak suretiyle, üniversitelerimiz
önündeki yığılmanın önüne geçecektir. iş
dünyasının ihtiyaç duyduğu eleman ihtiyacını
büyük ölçüde meslek lisesi mezunlarından
sağlayacağız. Böylece meslek lisesi mezunlarının
istihdam sorununu çözeceğiz. Türkiye’deki tüm
yeni yatırımlarda, % 30 oranında ilk defa işe
giren Meslek Lisesi mezunu çalıştırma şartı
getireceğiz. Mevcut yatırımlarda da 10 yıllık
bir süreçte bu şartı gerçekleştireceğiz.
Öncelikli alanlarımızdan olan bilim ve
teknolojide öngördüğümüz hamleyi yapabilmek için
her ilde en az bir tane Bilim ve Teknoloji
Meslek Lisesi açacağız.
Demokrat Parti iktidarında YÖK, eğitim düzeyi
yüksek ülkelerde olduğu gibi üniversiteler arası
eşgüdümü sağlayan ve üniversitelerimizde
bilimsel ve çağdaş eğitimin yapılmasının
kriterlerini tespit eden bir kurula
dönüştürülecektir. Bunun dışındaki bütün konular
açısından, üniversitelerimiz en üst düzeyde
özerkliğe kavuşturulacaktır.
Akademik meslek, araştırma görevliliğiyle
başlayan ve profesörlükle taçlandırılan zorlu ve
meşakkatli bir alandır. Bugün maalesef
akademisyenlerimizin özlük haklarının ve
ekonomik koşullarının çağın çok gerisinde
kaldığı gözlenmektedir.
Demokrat Parti iktidarında,
üniversitelerimizdeki akademik ve idari
personelin maaşlarını köklü biçimde
iyileştireceğiz. Demokrat Parti iktidarında,
üniversitelerimizin her düzeydeki kadro
sıkıntısını ortadan kaldıracağız.
Araştırma görevlilerinin, doktoralarını
bitirmelerinden sonra işsiz kalmalarına yol
açan, YÖK kanunun 50/d maddesini kaldıracağız.
Tıpkı diğer kamusal mesleklerde olduğu gibi,
üniversitelerimizde de araştırma görevlilerinin
kariyer garantisine sahip olmaları esasını
getireceğiz. Araştırma görevliliğine hak ettiği
itibarı yeniden kazandıracağız.
Üniversitelerdeki atama, görev süresini uzatma
ve yükseltmelerin, keyfilikten uzak, akademik
başarıyı önde tutan, liyakate dayalı bir
anlayışla gerçekleştirilmesini sağlayacağız.
Akademik başarı gösterenlerin, kadrolara atanmak
için bekletilmelerinin önüne geçeceğiz.
Yabancı ülkelerde yayınlanan dergilerde yayın
yapmayı, atama ve yükseltme koşulu olmaktan
çıkaracağız. Önemli olan niteliktir. Türkçenin
bilim dili olabilmesi için, Türkçe nitelikli
hakemli dergilerin Türkiye’de yayınlanmasını
destekleyeceğiz.
Üniversitelerimizdeki akademik ve idari
personelin sivil toplum örgütleri yoluyla
örgütlenmelerini teşvik edeceğiz.
Üniversitelerimizde, anabilim dalı
başkanlarının, bölüm başkanlarının, dekanların
ve rektörlerin ilgili öğretim elemanlarının
(öğretim üyeleri, araştırma görevlileri,
okutmanlar, uzmanlar) ve idari personelin
katıldığı seçimlerle göreve gelmelerini
sağlayacağız. Demokrasiyi üniversitelerimizde
tüm kurumlarıyla var edeceğiz.
Üniversite öğrencilerinin, tıpkı AB ülkelerinde
ve ABD’deki üniversitelerde olduğu gibi
üniversitelerin yönetsel mekanizmalarına
temsilciler yoluyla katılmalarını sağlayacağız.
Vakıf üniversitelerinin açılmasını teşvik
ederken, devlet üniversiteleri ile vakıf
üniversiteleri arasındaki ayrımcı uygulamaları
ortadan kaldıracağız. Vakıf üniversitelerine
tedricen % 50 oranında burslu öğrenci okutmayı
ilke olarak getireceğiz. Buradaki kriterimiz
başarıdır.
Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu güçlendirmek
suretiyle öğrencilerimizin barınma sorununu
tamamen ortadan kaldıracağız. Velilerinin gelir
düzeyi esasında objektif kriterlere göre
yoksulluk sınırının altında olan öğrencilerin
üniversite harçlarından muaf tutulmalarını
sağlayacağız.
AKP iktidarında zayıflatılan ve işleyemez hale
getirilen Mediko-Sosyalleri, tekrar üniversite
öğrencilerinin ücretsiz sağlık kurumu haline
getireceğiz.
Üniversiteden mezun olan gençlerimizin işe
girene kadar geçirdikleri dönemde sağlık
harcamaları devlet tarafından karşılanmaya devam
edecektir. Demokrat Parti’nin sosyal devlet
anlayışı, muhtaç olana sonuna kadar sahip
çıkmayı gerektirir.
Üniversiteler özgürlük alanlarıdır. Hiçbir
çağdaş ülkede, üniversite kapıları
kıyafetlerinden dolayı toplumun bir kesimine
kapatılmamaktadır. Türkiye’deki uygulamanın
dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde örneği yoktur.
Demokrat Parti iktidarında, “hizmet alan” hiç
kimsenin kıyafetine devlet eliyle müdahale
edilmeyecektir. |