BİLİM, TEKNOLOJİ VE YENİLİKÇİLİK

21. yüzyılda dünyaya yön veren devletlerin büyük bir bölümü, 16. yüzyıldan başlayarak bugüne kadar gelen istikrarlı bir gelişme sürecini takip etmişlerdir. Bu süreçte, 16. ve 17. yüzyıllarda ticaret devrimini, 18. ve 19. yüzyıllarda ise sanayi devrimini sağlıklı bir biçimde yaşayan devletlerin son iki yüzyılda da küresel bir güç olma yolunda önemli adımlar attıkları görülmüştür. Maalesef Osmanlı Devleti bu iki önemli devrimi ıskalamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Türkiye’de bir milli ticaret burjuvazisi ve yerli sanayi kurmak için atılan adımlar, 1950’den itibaren merkez sağ iktidarlarda devasa boyutlarda atılımlara dönüştürülmüştür. Bununla birlikte, Türkiye geç başladığı milli ticaret ve sanayi burjuvazisi oluşturma sürecinde istenilen düzeye erişememiştir. Kuşkusuz beklentileri karşılamaktan uzak bu tablonun ortaya çıkmasında, darbe ve ara rejim dönemlerinin milli ticaret ve sanayi hamlelerine vurduğu darbe ile, küreselleşmeyi, milli varlıkları yurt dışına nakletmek zanneden bilinçsiz hükümetlerin büyük rolü olmuştur.

1980’lerden itibaren dünya, küresel siyasette ve uluslararası rekabette en az ticaret ve sanayi devrimleri kadar etkili olacak büyük bir devrimi adım adım yaşamaya başlamıştır. Söz konusu olan bilim ve teknoloji devrimidir. 21. yüzyılın hâkim güçleri, bu yeni devrimi biçimlendiren ve bu olguyu bilinçli biçimde analiz ederek, önceliklerini buna göre belirleyen ülkeler olacaktır.

Daha önceki iki devrimi zamanında yakalayamayan ve yaşayamayan Türkiye’nin, bu üçüncü büyük dalgayı kaçırması, ülkemizin içinde bulunduğumuz yüzyılda ekonomiden, sosyal hayata ve gündelik yaşama kadar her alanda çağdaş standartların gerisinde kalmasına yol açacaktır. AKP iktidarı döneminde, bilim, teknoloji ve yenilikçiliğin Türkiye’nin stratejik öncelikleri arasına sokulmamış olması, 4,5 yılın heba edilmesine yol açmıştır.

Yenilikçilik, rekabetçi ekonomik yapının en önemli unsurlarından biridir ve yeniliklerin büyük kısmı bilgi ve teknoloji üreten Ar-Ge faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde Ar-Ge altyapısı büyük oranda üniversiteler ve kamu araştırma kurumlarında yer almakta ve araştırma faaliyetlerinin çoğunluğu buralarda gerçekleştirilmektedir.

Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştiren, bu faaliyetlere destek sağlayan ve bu faaliyetlerin sonucunda ortaya çıkan bilgi ve teknolojiyi kullanan kurumlar arasında güçlü bir bağ kurulamamış olması nedeniyle, Ar-Ge faaliyetlerinin sonuçları uygulamaya geçirilememekte ya da yapılan araştırmalar genellikle sanayinin ihtiyaç ve talebinden uzak bulunmaktadır.

Türkiye’nin bilim ve teknoloji göstergeleri açısından Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı 2002 yılı itibarıyla % 0,67 olup, bilim ve teknoloji alanında gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğu görülmektedir. Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payı ise % 0,20 olmuştur. 2005 yılından itibaren bilim ve teknolojiye ayrılan kamu kaynakları artırılmış olmakla birlikte, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı halen % 1’in altındadır.

Demokrat Parti, yukarıda özetlediğimiz sebeplerle bilim, teknoloji ve yenilikçilik alanlarını milli bir bilinçle, ulusal stratejik öncelik olarak addetmektedir.

Demokrat Parti, Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda, bilim ve teknolojiye hâkim, teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir refah toplumunu var etmeyi hedeflemektedir.

Bu kapsamda, katma değeri yüksek ve günümüzün ileri ve stratejik teknolojileri kapsamında olan biyoteknoloji, nanoteknoloji, uzay teknolojileri ve yenilenebilir enerji teknolojileri konularına öncelik vereceğiz. Bu alanda dışa bağımlılığı ortadan kaldıracağız.

Bu hedefler doğrultusunda;

Biyoteknolojiyi, sağlık, tarım, hayvancılık ve endüstriyel üretim alanlarında,

Nanoteknolojiyi, elektronik, sağlık, nano üretim ve fabrikasyon alanlarında,

Uzay teknolojilerini, savunma, bağımsız gözlem, iletişim ve eğitim alanlarında,

Yenilenebilir enerji teknolojilerini, ucuz, çevreye dost ve sürdürülebilir enerji üretimi alanlarında kullanacağız.

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması gerçeğinden hareketle, olası depremlerin verebileceği zararı en aza indirecek önlemler kararlı bir biçimde alınacaktır. Deprem erken uyarı sistemleri ve depremle mücadele teknolojilerinin geliştirilmesine ayrı bir önem verilecektir.

Milli bir bilim ve teknoloji politikasının bilinçli ve kaynak israfına sebep olmadan oluşturulup yönlendirilmesinde, Demokrat Parti iktidarında kuracağımız “Bilim ve Teknoloji Bakanlığı” önemli görevler ifa edecektir.

Halen genel bütçe içinden eğitim, araştırma geliştirme, bilim ve teknolojiye ayrılan payı iki katına çıkaracağız.

Her kentte en az bir tane “Bilişim ve Teknoloji Meslek Lisesi” kurmak suretiyle, gençlerimizin bu alanda istihdamını sağlayacağız.

Üniversitelerimiz ile sanayi kuruluşları arasındaki araştırma geliştirme işbirliğini güçlendireceğiz. Teknoparkların sayısını ve niteliğini artıracağız. Teknolojiyi tüketen değil, üreten bir Türkiye’yi Demokrat Parti iktidarında var edeceğiz.

Fikri Mülkiyet

Fikri mülkiyet ülkemiz için önemi yeni anlaşılan bir kavramdır. Fikri mülkiyet hakkının korunmasına yönelik yasal düzenlemeler 1990’lı yıllarda gerçekleştirilmiş, 2000’li yıllardan itibaren hem ulusal hem de uluslararası düzeyde çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Avrupa Birliği ile yapılan müzakerelerde rekabet hukuku ile birlikte fikri mülkiyet hukuku bir fasıla olarak ele alınmakta, bu durum konuyu daha önemli hale getirmektedir.

Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde Türk Patent Enstitüsü kurulmuş marka, patent, faydalı model ve endüstriyel tasarımlar tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Yine Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri adı altında uzman mahkemeler kurulmak suretiyle bu konudaki hukuki uyuşmazlıkların çözülmesi amaçlanmıştır.

Ancak, enstitü ve uzman mahkemeler yeterli verimi sağlayamamıştır. Fikri mülkiyet eğitimi yapılamamış ve Fikri Mülkiyet sadece marka ve faydalı model tescil ettirmekten ibaret kalmıştır. Yine bu süreçte ülkemizdeki buluş, marka ve tasarımların, yerli buluş ve markalarının korunması ve geliştirilmesi sağlanamamıştır. Bu süreçte yabancı markaların taklitlerinin önüne geçilememiş, ülkemiz, kendi markalarını yaratamayan, taklit mal üreten ve bunu engellemeyen ülke konumuna düşmüştür. Taklit ve korsan malların önlenemeyişi ülkemizi uluslararası platformlarda zor durumda bırakacaktır.

Demokrat Parti, fikri mülkiyetin ahlaki değerini ve ekonomik önemini kabul eder. Fikri ve sınai mülkiyetin, ekonomimizin, sanayimizin, ihracatımızın ve uluslararası rekabetin gelişmesinin alt yapısı olduğunun bilincindedir. Fikri mülkiyetin korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapmak yerli markaların ve yerli buluşların önünü açmak, dünyaca tanınmış ünlü markalar oluşması için destek vermek temel hedeflerimiz olacaktır.

Fikri mülkiyetin korunması amacıyla uzman personel ve uzman hukukçu yetiştirilmesi, fikri mülkiyet eğitiminin ilkokuldan başlatılması, taklit malların engellenmesi fikri mülkiyet politikalarımız arasındadır. Ticaret ve sanayi odaları ve diğer kuruluşlar vasıtasıyla da yerli sanayicimize bu eğitim verilecek, bilinçlenme sağlanacaktır. Sanayide yeni buluşlar desteklenecek ve korunacaktır. Ayrıca fikri mülkiyetin yasal düzenlemelerinin yapılması, kararname ile yürütülen hukuki durumun kanun seviyesine çıkarılması da önceliklerimiz arasında olacaktır.

Demokrat Parti iktidarı, fikri mülkiyetin ihlal edilemez bir hak olarak kabul edildiği uluslararası anlaşmaların tam anlamıyla tüm dünyada olduğu gibi eşit şartlarda uygulandığı, yerli ve yabancı fikri ve sınai mülkiyetin korunduğu, yerli üreticilerin önünü açacak ve tüm buluşlardan yararlanacak anlaşmaların yapıldığı, yerli buluş ve markaların dünyaya açıldığı bir ortamı var edecektir. Kendi markasını yaratan, kendi buluşunu yapan ve dünya pazarlarında rekabet eden Türkiye, Demokrat Parti iktidarında hayal olmaktan çıkacaktır.

 
 
  | Ana Sayfa | Geçmişten Günümüze | Amblemimiz | Teşkilat | Linkler |

                DEMOKRAT PARTİ
Adres: Akay Caddesi No:16 Kızılay/Ankara Tel: 0 312 444 1946-0 312 416 86 00 Faks: 0 312 416 86 38
e-mail: dp@dp.org.tr

Copyright ©
DP Bilgi İşlem Merkezi